Search

3 Ağustos 2018 Cuma

Düş


 Düşler kuruyorum yalancı yıldızlarımın arasında. Lacivert ceketli ve beyaz pantolonlu bir adam kadar komik düşler. Tam ağlayacakken bir gülme geliyor sonra. Tam bu sırada sarışın güzel bir kadın da geçmişini düşünüyor ama kıvırcık saçlı küçük çocuk çaldığı trampet ile engel oluyor kadının dilediğince hüzünlenmesine. Tüm bunlar sadece tavukların yaşadığı bir köy evinde gerçekleşiyor ve aynı zamanda da kalabalık bir plajın ortasında. Tek bir hikaye iki ayrı mekanda mı gerçekleşiyor? Evet, tam da öyle oluyor. Düş benim değil mi, böyle kuruyorum işte. Hatta iddiayı arttırıyorum, iki güneş birden doğmuş o gün. Kimsenin gölgesi yok yeryüzünde ne evin bahçesindeki civcivlerin, ne de plajdaki şemsiyelerin. Yakışıklı bir adam güzel bir kadını izliyor gizlice ama kadının bundan hiç haberi yok, ve yaşlı bir adam da yakışıklı genci izliyor. Kadın genç adamı bir görse çok sevecek aslında ama bir türlü gözlerini gökyüzünden ayırıp da bakmıyor adama.Yaşlı adamsa gence olan bakışlarını fark ettirmek için elinden gelen her şeyi yapıyor, çünkü anlatmak istiyor uzun uzun tüm geçmişini. Tıpkı o gençken yaşlıların ona verdiği akılları o da genç adama vermek istiyor. Tüm bunlar olurken küçük çocuk trampet çalmaya devam ediyor. Trampete her vuruşunda sallanıyor sarı bukleleri ama onun da bakışları sabit. Mutlu ya da mutsuz değil, sadece trampet çalıyor. Köy evinin hemen yanındaki gölde ve denizin içinde tam dört tane deniz atı var. Orada ne işleri olduğunu onlar da bilmiyorlar ama çocuğun trampetinin eşliğinde dönmeye başlıyorlar birbirlerinin etrafında.
 Onlar döndükçe, yakışıklı genç kadını izlemeye devam ettikçe, çocuk trampet çaldıkça, sarışın kadın geçmişini düşündükçe, yaşlı adam bekledikçe ve diğer kadın gençten bir haber gökyüzünü izledikçe iki güneşin ikisi de batıyor sahilde ve köy evinde. Geriye bir tek mavi ceketli adam kalıyor. Ama o da kalmaktan sıkılmış artık, buraya ait olmadığının farkında. Ben tam da yalancı yıldızlarımın arasında bunları düşünürken el sallıyor bana, ben görmüyorum. Muhtemelen şefkatle gülümsüyor giderken, görmüyorum ama biliyorum bu sefer dönmemek üzere gidiyor.

15 Mayıs 2018 Salı

Eski olduğu kadar yeni bir hikaye

Hem evimin içinde, hem de uzayın tamamındayım ayrıca denizin ortasındayım ve ölü balıklarla birlikte yüzüyorum. Evden çıksam da, evden çıkmayı başaramıyorum. Atmosferde oksijen bitmiş ve ben bir türlü nefes alamıyorum. Aynı çocuksu tavırla hikayeler uyduruyorum. Bir zamanlar düşlerim hala toz pembe ve bebek maviyken, kötü rüya gördüğümde yan odaya seslensem annemin gelip başımı okşadığı zamanlarda kurduğum hayali anımsıyorum kendi kendime. Gidecektim gitmeden önce bilmediğim bir yere ve herkese bir mektup bırakacaktım, ama o kadar herkese ki  karşı apartmanda hiç birlikte oyun oynamadığımız çocuğa bile. Ona mesela arkadaş olsak biz de yakın olabilirmiydik acaba diye hep düşündüğümü, belki günün birinde bizim eve gelip birlikte oyun oynayabiliriz diye aklımdan hep geçirdiğimden bahsedecektim. Böylelikle ben buralarda yokken “Keşke yanına gitseymişim de birlikte oynasaymışız.” diyebilirdi, yalnız oynadığım bütün oyunların bir karşılığı olurdu belki onun pişmanlığı. Ben hiç bilmezdim çünkü gitmiş olacaktım, ama kırgın anılarım huzura kavuşabilirdi böylelikle. Anneme üzülmemesini yazacaktım ondan değil buradaki hayatımdan kaçtığımı söyleyecektim, babama da annemin tavırlarına aldırış etmemesini. Herkese söyleyecek bir şeylerim vardı çünkü her sonucun bir sebebi vardı mutlaka, ve beni buraya sebepler getirmişti. Aradan geçen yıllara rağmen aynı kaçma isteğinden alıkoyamıyorum kendimi, ama bu sefer kimseyi mektubumda suçlamayarak komşu çocuğuna benim onun yanına gitmeyerek yanlış yaptığımı yazarak. Tebessümle okunup, sadece tabessümle hatırlanacak gittiğim yerde daha mutlu olabildiğim bir hayat kurduğuma inanılacak mektuplar yazmak isterim. Muhtemelen kuracağım yeni hayatta aynı yanlışları yapmazdım çünkü, bu sefer bilirdim sebeplerin doğuracağı sonuçları. Ve yine bilirdim ki benden başka kimsenin suçlu olması bir adım öteye taşımayacak beni. Suçlarımla birlikte yaşanmış ve bir çok çocuğunkinden daha çok hayal unsuru bulunan anılarımı yanıma alıyorum. Gitme cesareti gösteremediğimden sadece kendimden giderek, herkesin yanında kalıyorum.  Evin içinde ve dışında, uzayın her zerresindeyim. Ölü balıklarla birlikte yüzmeye devam ediyorum.


25 Şubat 2018 Pazar

Günce 173 || Boş


Bugün çakırkeyif halim, yeni taşındığım evim, kedim Boncuk ve ben buradayız. Günler yeniden birbirine karışmaya başladı. Zaman bir türlü geçmezken, günler geçiveriyor. Geceyle gündüz kavramımı da yine yitirdim. Bir şeyler var içinden çıkamadığım. Şu salonda, şu kocaman minderlere gömülüp de günlerdir düşündüğüm ama en ufak bir yol bile katedemediğim şeyler. Bir kedim var onunla konuşurken dinlemekten bezdirdiğim. Güldüğümde mutlu olmadığı gibi, ağladığımda da beni umursamayan ama yine de sevdiğim. Geceleri tüm kollarımı çizen ama sabahları sırf gelip kucağımda uyuyor diye affettiğim bir kedi. Bu eve çok alıştım, oysa ki daha bir ay bile olmadı burada yaşamaya başlayalı. Her daim dolapta şarap bulundurmaya, her şişeyi açarken bir türlü beceremeyip mantarı içine kaçırmaya ve şarabı mutlaka mum ışığında içmeye çok alıştım. Hatta ve hatta küllükleri boşaltıp, kediyi temizlemeye bile. Tüm bunların ortasında kafamın içinde birbiriyle çelişen birsürü düşünce ve istek var. Oysa ki bu eve taşınırken kendime söz vermiştim, artık hiçbir şeye üzülmek yok diye. Çünkü o zaman her soruna kafa yoramayacak kadar çok sorunum vardı. Şimdi ise tek sorun benim.Şu huzurun ve evet bi o kadar da yalnızlığın ortasındaki tek problem benmişim gibi hissediyorum.Bir tek sabahları uyanayım diye kapımda miyavlayan kedi kendimi işe yarıyormuşum gibi hissettiriyor. Ama ne yaparsam yapayım o bile bana zarar vermekten vazgeçmiyor. Son zamanlarda etrafımdaki herkesi kendimden uzaklaştırıyorum, sonra yeniden bomboş bir kalabalığı etrafıma topluyorum. Her gün bir öncekine zıt bir karar alıp, uygulamaya çalışıyorum kendimce. Hiçbiri de fayda etmiyor kendimi iyi hissetmeme. Hala kafamın içindeki seslerden kurtulamıyorum. Beynim kalbime kolay yolu seçmek için can atıyor, ama bir o kadar da biliyorum bu seçeneğin sonuçlarını. Bilmiyorum sürükleniyorum oradan oraya. Kocaman bir iç sıkıntısıyla yaşamaya çalışıyorum.



Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.