Search

31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu yıllar

Selam
Tüm Bayan Bilen okurları ve siz değerli arkadaşlarımızın yeni yılını kutlar, yeni yılın hepimiz için güzel geçmesini dileriz. 



Bayan Bilen'i temsilen...

29 Aralık 2012 Cumartesi

5.mim! ♥ :]

Bahar yaklaşık bir buçuk hafta önce beni mimlemişti ama ben o sıralarda buralara uğrayamamıştım, onun için mimine anca cevap verebiliyorum. Neyse canımm geç olsun da güç olmasın değil mi? :] Bu arada Bahar'ın yazılarını ve şiirlerini mutlaka okumalısınız. Özellikle şiirleri beni hayal dünyamda yolculuklara sürüklüyor. :] Neyse lafı iyice uzatmadan ben mime başlayayım. :] 


1. Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Aslında mantık benim için daha önceliklidir, fakat mantığımla verdiğim kararlar beni mutsuz etmeye başladığından beri mantığı bir kenara bıraktım. Duygularla karar vermenin daha insancıl olduğunu düşünüyorum. Tabii yerine göre ben de "Mantık mı, duygu mu?" ikilemine düşüyorum. 



2.İnsanlar niye mutlu değiller?Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
Evet insanlar mutlu değiller ve gözlerinin önündeki mutlulukları göremiyorlar. Bunun bir getirisi olarak da şükretmesini bilmiyorlar. Ve ben de tarafsız bir gözle baktığımda kendimi bu insan kategorisinin içerisinde görüyorum. Sanırım ben odaklı düşünmemiz, etrafımızdaki diğer mutlulukları gözlemlememizi engelliyor. Oysa ki hayat görmesini bilen biri için yaşanacak mutluluklarla dolu. Ve şükretmek üzerinde sayfalarca yazı yazıla bilinecek bir konu. Ama kısaca açıklamak gerekirse her sabah gökyüzünde yükselen güneş için bile şükretmek gerek. 




3.Çok para harcayıp keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?
Şu an düşününce her ne kadar aklıma gelmese de boş yere aldığım, "Aa bu çok ucuzmuş." diyerek saldırdığım eşyalar var. Ya da "Günün birinde lazım olur." mantığıyla satın aldığım kıyafetler, çantalar var. :]



4.Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?
Aslında ilgili konuya göre değişir ama son zamanlarda hakkımı savunmanın beni anlamamakta direten insanlar için bir yararı olmayacağı aksine susmanın onlara güzel bir cevap olacağı kanaatindeyim. Sonuçta bir bir yerden sonra anlattıklarımız karşımızdakinin anlayabildiği ile sınırlı kalıyor. 


5.Tok gözlü müsün yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Sanırım tok gözlülük, aç gözlülük bir yana "Birkaç şey benim olsun da gerisi olmasa da olur." gibi bir düşünce içindeyim. :]



Daha önceden aldığım bir kararı devam ettirerek kimseyi mimlemiyorum. Eğer mimi okuyup da "Ben de mimlensem güzel olurdu." diyen birileri varsa bu mim onlara gelsin. :]

-Bayanbilen-





Günce..♥ 90 || Uzunca bir aradan sonra iki çift muhabbet.. :]

Biliyorum uzun zamandır bloga uğrayamadım ama uğrayabilecek halim de hiç yoktu. Ben ömrüm boyunca bu kadar hastalandığımı, boğazlarımın bu denli şiştiğini hatırlamıyorum. Bir an hiç geçmeyecek sansam da bu hastalığı da atlattım ve sağlığın değerini fazlasıyla anladım. :] Aman siz de benim gibi "Ben üşümüyorum ki atkıya falan hiç gerek yok." diyerek kendinizi kandırmayın. Hele sabahları hava buz gibi oluyor, o an için anlamıyorsunuz ama sonrası çok fena oluyor benden söylemesi.  :]
Ben geçen hafta mim yapacaktım ama bir türlü vaktim olmadı ki. Normalde mimleri cevaplamaya özen gösteririm fakat bu sefer gerçekten vaktim yoktu, sanırım bu yazıyı bitirdikten sonra mimi de hazırlayacağım. :]
Benim burada olmadığım günlerde ne yaptığımı soracak olursanız, sınavlara girdim çıktım annemin boğazlarıma iyi geleceğine inandığı pekmezli ıhlamurdan 6-7 bardak içtim. Ya da şöyle söyleyeyim içmek zorunda bırakıldım, hayatımda bu denli kötü bir şey içtiğimi hatırlamıyorum. :] Anlayacağınız yokluğumda kayıta değer güzel bir şey yaşamadım. :]
Peki ya siz neler yaptınız? İçinizde yeni yıl için özel hazırlıklar yapanlar, çekiliş çekenler falan var mı? Ya da benim gibi hava değişiminin de etkisiyle hastalanıp yataklara düşenler var mı? :]
Yorumlarınızı bekliyorum. Kocamann sevgilerle! :]
-Bayanbilen-

23 Aralık 2012 Pazar

Günce 89 || Yeni yılın anlamı

Merhabalar,
Deniz Karahan
Biliyorsunuz ki artık 2012 yılını çok yakında geçen sene olarak anacağız. Tıpkı eski bir arkadaştan bahseder gibi 2012'yi de tarihe gömeceğiz. Veee yepyeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Öncelikle hepimiz için yeni yılın büyük mutluluklar getirmesini, işlerimizin, arkadaşlıklarımızın, sağlığımızın, hayatımızın ve her şeyin daha iyiye gitmesini diliyorum.

Ancak bu yazımda size pek de düşünmediğimiz bir şeyden bahsedecek daha doğrusu aklımıza pek gelmeyen bir konuya dikkat çekeceğim.

Ben eski yılları dolaplarımızı düzenlerken bulduğumuz eski bir adres defterine benzetirim. İçine baktığımızda geçmişte bizim için çoook önemli olan adres ve telefonların yazılı olduğu bir defter; İçinde iş başvurusu yaptığınız ve artık var olmayan şirket telefonlarından tutun da bir zaman nişanlınız olup sizi başka bir bayanla aldatmış olan terbiyesiz bir mahlukata (sadakatsiz eski erkek arkadaş ya da nişanlı) kadar bir çoğu artık kullanılmayan adres ve telefon numaralarını barındıran bir adres defteri gibi. Muhakkak ki sizin için halen değerli olan ama "yıllar sonra arasam beni hatırlamaz ki" dediğiniz veya aradığınızda kullanılmadığını gördüğünüz telefonlar da olabilir. Elbette her şeyin yolunda gidip geçmişten günümüze uzanan bir kucaklaşma da yaşanabilir.

Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Yeni yıla girerken eskide kalacak olan yıllar sizin için ne anlama geliyor. Daha net sorayım?

2013 saat 00:01'de 2012 sizin için ne anlam ifade edecek? Ertesi gün değil ama yeni yıla girdikten tam 1 dakika sonra...

Deniz Karahan
BayanBilen ekibinden, Buse ve Burcu'yu temsilen


14 Aralık 2012 Cuma

Günce..♥ 88 || Birbirinden alakasız iki konu hakkında; Maç ve Kış. :]

Merhaba, 
Bütün bir haftanın yorgunluğuyla ancak gelebildim karşınıza. Aslında bugünkü günce için bir konu seçmek istiyordum ama anlatmak için aklıma gelen o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı, hangilerini nasıl anlatacağımı inanın bilmiyorum. :]
Şuradan başlayalım gecikmeli olarak da olsa kış geldi bile. Büyük bir çoğunluğa göre kış soğuk demektir ama bana göre daha bir sıcaktır kış. Kocaman bir örme kazağın içinde kaybolmanız, kitap okurken battaniyenizin içine gömülmeniz ve karın beyazlığından yüzünüze yansıyan parlak bir ışıktır. Üşüyen ellerinizle kahvenizi tutarken boğazınızdan aşağıya inen sıcaklıktır, karın yağışını izlerken yüzünüzde oluşan gülümsemedir kış. Bir çok mevsime göre daha sıcaktır aslında, sonbaharın hüznünden daha iç rahatlatıcı daha sıcaktır. Bunu da nereden çıkardım şimdi bilmiyorum ama kışı severim konusu açıldıkça da üzerinde bir iki cümle kurmak isterim. Sanırım bu satırlar da bu sabah durakta kışa hakaret eden o duygusuz teyzeye gidiyor. :] Tamam o teyzenin bu satırları görmesi zor ama ben sabah söyleyemediklerimi dile getirmek istedim. :]
Ardından da şuna değinmek istiyorum eğer günün birinde herhangi bir maça ilgi duyarsanız ya da giderseniz şunu hiç unutmayın "Maç sadece bir maçtır ne iddaa tutturma yeridir, ne üstünlük taslamadır, ne de karşı tarafa küfretmektir dediğim gibi sadece maçtır. Adam gibi tezavruhatını yaparsın yine geldiğin gibi gidersin. Öyle toplulukta tıkını çıkarmayıp yalnızken görünce laf atmakla olmuyor bu işler." Sanırım bugün de hep insanların yanında kafamı çevirip de söyleyemediklerim var. Ne yapayım söylesem bir türlü söylemesem bir türlü. :] Ama şu maç işine gerçekten çok sinirlendim tamam yenildik kabul hatta voleybol maçını neredeyse götürüp elimizle verdik. Karşı tarafın yenileceği kesinleştiği için bütün taraftarları gitti ve maç dönünce bir telefonla geldiler. Ama ne yapalım yani yenildik diye oturup ağlayalım mı kazanan da olacak kaybeden de, uzatmanın ne faydası var ki? Toplulukta da demiyor yalnız görünce diyorlar ya iyice sinirim bozuldu. Gerçi onların istediği de bu tam olarak sinirlerimin bozulması, hoş o otobüste ayağa kalkıp çantayı kafalarına geçirmek vardı da değmez. Hem şiddetin çözüm olduğu nerede görülmüş? :] Her neyse ben lafı iyice uzatım tüm düşüncelerimi ortaya dökmeden sizi güzel bir şarkıyla baş başa bırakayım. İyi dinlemeler! :]

-Bayanbilen-



Herbert Grönemeyer - Kinder an die Macht 1985
Berlin Duvarı yıkılmadan önce yazılıp, bestelenen içinde büyük anlamlar barındıran bir şarkı. :]


Günce 87 - Biz kadınlar üzülünce neden kuaföre gideriz?


Deniz Karahan
Hepinizin bildiği gibi günceleri hemen hemen her zaman sevgili Bayan Bilen yazar. Bu gün ben yazıyorum ama Bayan Bilen'in yazılarından yola çıkarak yazacağım günceyi. Muhtemelen sevgili Burcu'nun son iki güncesini siz de okumuşsunuzdur. Biri "Yükü bedenime ağır gelen, birileriyle paylaşmak istediğim duygularım var bugün" diğeri de "saçımı kestirdim" adını taşıyordu.

Dikkat ederseniz birinci yazıda biraz üzüntü ikinci yazıda ise bir yenilenme var. Öncelikle şunu söylemeliyim; sevgili Burcu'cuğum, kız kardeşi ve manevi abisi hep mutlu olsunlar, güzel şeyler yaşasınlar istiyorum. Dolayısıyla sonraki yazılarında anlaşılan bir insan olarak kaleme alacağı satırları daha çok görmeyi arzu ediyorum. Ancak işte... Bazen olmuyor ve kimi zaman hüznü de yaşıyoruz. Peki biz bayanlar neden o dönemlerde saçlarımızı yaptırıp moral buluruz. Ya da şöyle sorayım; Ben üzüldüğümde veya haksızlığa uğradığımda kuaföre giderim. Peki ya siz ne yaparsınız?

Bayan Bilen ekibinden
Deniz Karahan

8 Aralık 2012 Cumartesi

Günce..♥ 86 || Saçımı kestirdim! :]


Saçımı kestirdim ben! :]
Evet evet yanlış falan duymadınız taa üç ay tatilden beri planlayıp bir türlü cesaretimi toplayamadığım, cesaretimi toplasam kuaförü yerinde bulamadığım saç kesme operasyonu tamamlandı. Gelgelelim kötü mü oldu yoksa iyi mi oldu hiçbir fikrim yok. Nasıl anlatılır aynaya bakınca kendimi bir beş yaş ileriye atmış gibi hissediyorum. Kabul zaten olduğumdan küçük gösteriyordum dengeledi falan ama sanırım saçlarımın eski halini de seviyordum. :]
Küçüklükten beri hep çok uzun saçın hayalini kurardım ki son bir yıldır falan bu gerçekleşmişti. Fakat malumunuz uzun saç kavramı da bir yere kadar, bir yerden sonra saçlarım çok kırıklıydı. Saçımın da düz olmasından dolayı çok bariz görünüyorlardı. Ben de dün okul çıkışı büyük bir kararla kuaförün yolunu tuttum. Sözde kuaför boyunu çok ellemeyecekti ama neredeyse benim şaçlarımın yarısı gitti. Tamam bu haliyle de saçlarım belime geliyor ama bu saça alışmak pek de kolay olacağa benzemiyor. 
Her neyse bu haliyle de çok da kötü sayılmaz, sadece ben hiç alışık değilim hepsi bu. İşe iyi yanından bakalım saçımda tek bir kırık bile kalmadı. Başkaa.. Hıh. Uzunluktan topuz yapamadığım saçlarım artık topuz da oluyor.  :] Sanırım daha fazla iyi bir yan bulamayacağım. Keşke kestirmesemiydim ki? :/
Neyse canım kökü bende nasıl olsa diyerek kendimi avutuyorum ben de. Hem hangi hemcinsimiz kuaförden tam anlamıyla mutlu çıkar ki? :]
Hem uzunca bir zaman sonra bir değişiklik vakti de gelmişti benim için. :]
Ya siz saç kestirmeyi sever misiniz? Ya da uzun saçı? :]
-Bayanbilen-


6 Aralık 2012 Perşembe

Günce..♥ 85 | Yükü bedenime ağır gelen, birileriyle paylaşmak istediğim duygularım var bugün.


İnsanların bir başkasının canını yakmak amacıyla sinirle sarf ettiği sözleri anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Birini üzmenin insana ne gibi bir haz verdiği hakkında hiçbir fikrim yok. Hani neden sinirini birinin üzerinde çıkarıyorsun ki! Mutsuzluğunun sebebi benmişim. Seni mutsuz etmek mi istedim ki ben, ya da kasti bir şey mi yaptım? 
Sorun da oymuş ya onu sevmek için çaba harcamıyormuşum. Ne sanıyorsun ki sevmeyi, sevdim deyince seviliyor mu? Maalesef hiçbir şey o denli kolay falan olmuyor. Her yaptığına, her dediğine sabırla yaklaşmaya çalışıyorum ama olmuyor. "Ruhsuz" diyorsun susuyorum, sosyal ağlardan ağır hakaretler içeren yazılar paylaşıyorsun hedefinin kim olduğu da açıkça belli yine susuyorum. Hani gelip yüzüme de söylemiyorsun ki adam gibi oradan buradan yazıyorsun. Neymiş "Allah belanı versin." miş. Koysana bir kendini benim yerime, söylediklerine hakaretlerine saçma yakıştırmalarına susuyorum. Sen sinirini benden çıkarıyorsun ben anca gelip satırlara döküyorum içimi. Yapma bunu gerçekten. Ben seni de anlamaya çalışıyorum, bir suçumun olmadığını bildiğim halde üzülüyorum. Ama sen gelmiş de ne yapıyorsun. Sanki tek üzülen senmişsin, benim hayatım çok güzelmiş gibi. Güzel falan değil, bin bir sorunla cebelleşirken bir de senin için üzülüyorum. Yapmam gereken şeyler varken sana kızmaktan yapamıyorum. Ya ben ne haldeyim biliyor musun sen?
Benim için kolay değil orada burada yazı paylaşıp başkalarını üzülmek, konusu açılmadığı sürece başkasını üzebilecek şeyleri söylemeye tenezzül bile edemem ben. Hani yüzüme de gülüyor mutlu havası oynuyorsun ya o iyice delirtiyor beni, bence sen de kendine gel artık. Gururunu yerden al ve öyle hareket et. Çünkü bu saatten sonra ne benim seni seveceğim var, ne de daha fazla laf söyleyecek halim. Sanki söyleyince anlıyorsun da konuşacağız bir de seninle. Arkadaş olabilmek için yaptığım çabaları sen hep göz ardı ettin, ve şimdi ben seninle arkadaş falan da olmak istemiyorum. Bırak her gün dip dibe olmak zorunda olmayı, aynı şehirde olmaktan bile mutsuzum. Hani diyorsun ya "Allah belanı versin." dediğin gibi olsun. Bunca şeyden sonra Allah belamı versin. 
Şimdi gelip bunları niye buraya yazıyorsun? diyeceksiniz. Haklısınız. Ama içimi bir yerlere bir şeylere dökmem, ve işlerime geri dönebilmem gerekiyor. Ne yaşamışsam nasılsam onu yazıyorum ben. Böyle mutsuz böyle kızgınken, cicili bicili satırlar yazamazdım. Yazının sonuna kadar okumamış olabilirsiniz ama canınızı sıktıysam üzgünüm. 
-Bayanbilen-

3 Aralık 2012 Pazartesi

Günce..♥ 84 | Biraz düşününce, aklımdan geçenlerin yazıya dönüşmüş şekli.



Dün gecenin bir yarısı rüzgarın sesiyle açtım gözlerimi, yaprakların camıma vuruşunu dinledim bir süre. Uykuya yeniden dalmalıydım, ertesi gün yorgun olmayan gözlerle yapmam gerekenler vardı ama olmadı işte. Ne yapıp ettiysem uyuyamadım, sanırım uzun zamandır içimde biriktirdiğim şeyler bir gece yarısı patlak verdi içimde. Oysa ki neye kırgın olduğumu, neden böyle olduğumu da bilmiyordum. Sanırım sadece ağlamak istiyordum. Biraz hayata, biraz da kendime.
Her şeye rağmen uyumayı denedim, baktım olmuyor. "Boşver" dedim kendime, ha uykulu ha uykusuz ne fark eder ki? Zaten dışarıdan gelen rüzgar sesi uyumamam için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bir süre de gölgeleri odama düşen balkona asılmış kıyafetleri izledim. Sonra baktım kaçış yok düşüncelerden, kendimi düşündüm. Ne yaptığımı, ne için çalıştığımı, daha ne yapacağımı ve bütün bu emeklerimin değip değmeyeceğini. Düşündüm, düşündüm. Ben düşünürken yavaş yavaş yağmur damlaları da çarpmaya başladı pencereme. Sonra hızlandılar, ama ben yine bir sonuca varamadım. Kafamın içinde yankılandı "Değer mi?" "Ya değmezse?" Ben bu düşüncelerle boğuşurken hava önce kızıllaştı ve güneş göründü ufukta. Ardından alarmı çaldı telefonumun, ama susturmadım. Bütün gece boyunca kendimi dinledim, günün ilk saatlerinde ise çalan şarkıyı. Ama hemen kalkmadım yataktan, "Bırak" dedim "Bugün de geç kal." Dediğim gibi de yaptım. Bir şeylere geç kaldım ama yine değişen bir şey olmadı. Gün boyunca iki kağıt tutuşturdular elime doldurmam için. İkisine de bir şeyler karaladım. Aklımdan da geçmiyor değil "Acaba bir şey için çok çalışmazsak daha mı kolay oluyor her şey?" Belki de uykusuz gözlerim daha şanslı gelmişti bana. Ama günün sonunda şunu anladım "Bir şey için ne kadar çabalarsan çabala, bir yerden sonra kader. Bir yerden öte geçemiyorsun. Hoş kafa yormaya da değmiyor ya çoğu şey, yine de neyse. Önem vermen gereken tek şey aynaya baktığında karşında soluk alıp veren dudaklardaki gülümseme. O belki bir şeylerin iyi gitmesi için bir sebep değil ama o olmadan da hiçbir şey olamıyorsun."
Onun için ilk önce ölçüp biçeceksin kendini, koyacaksın kefeye. Bakacaksın değer mi, değmez mi. Ona göre atacaksın adımını, baktın değmiyor "Boşver." demesini bileceksin. Çünkü bazı şeyler boşvermeden olmuyor.
-Bayanbilen-

2 Aralık 2012 Pazar

Günce..♥ 83


Herkese merhaba! :]
İlk olarak şu konuya açıklık getirmek istiyorum, uzunca bir süre (tamı tamına 7 gün) bloga uğrayamadım, hatta bilgisayarı bile açamadım. Sınavlarım tam bitti derken bir hafta içinde 3 sınav olduk, ardından da elimize 2. sınavların çizelgesini tutuşturuverdiler. Sonuç olarak haftaya da 4 sınavım var. Yani hayat şu sıralar biraz yoğun geçiyor benim için. Neyse ki en azından sınav sonuçlarım güzel gelmeye başladı. Yani en azından bu yoğun tempoya katlanabilmek için küçük bir umudum oldu. :]
Bunun yanı sıra bu zaman içinde ben bir mektup aldım! :] Tabii yepyeni bir arkadaş, bir dost ya da nasıl denebilir? Hıh hayatım için iyi bir insan kazandım. :] Yoğun bir günün yorgunluğu ve sıkkınlığı ile evime geldiğimde, gözüme ilişen küçük bir zarftan kocaman mutluluklar edindim kendime. :] Sonra elime bir kağıt kaptığım gibi bir şeyler yazmaya başladım, ardından zarfın içene koyup adresleri ekledim. Ve şimdi hafta sonuna denk geldiği için hala elimde ama pazartesi doğru postanede alacağım soluğumu. :] Şimdiden söylüyorum ilk mektup olmasına rağmen istediğim şeylere değinemedim, ne yazacağımı bilemedim ama diğerlerini daha düzgün cümlelerle yazacağım. :]
O değil de, tanımadığın birine kendinden bahsetmek çok da güzel bir duyguymuş. Ama tam olarak tanımıyorum denemez, en azından gerçekten iyi biri olduğuna inanıyorum. Çünkü mektuplaşmak ile ilgili yazıma hemen yorumunu iliştiriverdi, hayır kötü biri olabileceği gibi bir olanak yok. Öyle olsa o güzel satırları yazamazdı. Şu an o gün o günceyi yazdığım için çok mutluyum, gerçekten uzun zamandır olmadığım kadar mutluyum. Umarım benim satırlarım da birinin yüzünü güldürmeyi başarabilir. :]
Küçük bir tavsiye, mektup arkadaşı edinin.. :]
Kocaman mutluluklar..:]

-Bayanbilen-

29 Kasım 2012 Perşembe

Okullarda kılık kıyafet düzenlemesi

Deniz Karahan

Herkese merhaba,
Hepinizin bildiği gibi son dönemin en çok tartışılan konularından biri de okullarda kılık kıyafetin serbest bırakılması konusu. Bu konuda pek çok tartışma var. Ben çocuk psikolojisinin çok kırılgan bir yapıya sahip olduğunu düşündüğüm için bu konuya çok ihtiyatlı yaklaşmak gerektiğini düşünenlerdenim. Çünkü küçücük şeyler bir çocuğun arkadaşları önünde kendini ezik hissetmesine sebep olabiliyor.

Evet normal hayatta bir çocuk kendi arkadaşlarını seçebilir, nereye gidip nereye gitmeyeceğini belirleyebilir belki ama okul öyle mi? Hayır çocukların okullarını seçme şansları bir hayli kısıtlı. Daha da fenası, bir çocuk babasına "arkadaşımda gördüm, ben de Timberland istiyorum" dediğinde boynu bükük kalan anne babanın hali.

Eee aynı semtte çok zengin ve fakir ailelerin de yaşayabildiğini düşünürsek, durum iyice korkunç boyutlara gidebiliyor. Siz ne düşünürsünüz bilemiyorum ama bence bu konuda yapılacak düzenlemelerin her yönüyle düşünülmesi ve olası problemlere çözüm üretilmesi lazım. Ben fikrimi söyledim şimdi de sizi dinlemek istiyorum.

Peki sizce?

Yazan: Deniz Karahan
Danışman: Bayan Bilen ve GrafikSaati'nden arkadaşlar

Peki sizce?

24 Kasım 2012 Cumartesi

Günce..♥ 82 || Neydi özlemek?

Bugün günceyi "Özlemek" kavramıyla açıyorum. Neyin nesi şu özlemek? Bir olayı, bir zamanı ya da bir kimseyi özleyebiliyor insan. Ama neden? Elindekilerle yetinmediği için mi yoksa zamanında onun kıymetini bilmediği için mi? Ya da hiç biri değil de elimizde olmayan bir şeyin gözümüzde büyüme şekli mi bu? 
Zaman geliyor insanın içini bütünüyle kaplayabiliyor özlem duygusu, uğruna şiirler sayfalarca yazılar yazılabiliyor. Ama bir türlü yaşamadan bilinmiyor. Kaybedilen bir zamansa eğer ne yaparsan yap geri dönmüyor. Elinde olanla yetinmekten başka çaren kalmıyor evet sanırım en kötüsünün bu olduğunu düşünüyorsunuz ama öyle olduğunu söyleyemeyeceğim. Bence insanın tekrar olmayacak bir şeyi umutla özlemesidir en kötü olan, her ne kadar içinde umut olduğu için güzel gelse de kulağa güzel falan değil. O umutla hayata tutunur insan ve bir gün umudunu yitirir. İşte o zaman elinde hiçbir dayanağı kalmaz, onun içindir ki varsın umut olmasın geçmişten gelen özlemlerimiz için. Belki böylesi çok daha iyidir. 
Özlemek deyince de aklınıza eminim ki geride kalan sevgiliyi özlemek gelmiştir. Ama bir tek aşk yok ki hayatta. Ben en çok sevdiklerimi, arkadaşlarımı ve çocukluğumu özlüyorum. O masum düşlerimi özlüyorum. Zaman zaman da sevdiklerimle aramızdaki mesafelerin ardından onları özlüyorum. Ama "Özlemek" deyince aklınıza yine bir sevgili geliyor, kabul biri özlemek deyince benim de aklıma aynı şey geliyor. Ama neden? Özlenen bunca şey varken neden aklımıza ilk o geliyor? En kötüsü olduğu için mi? Hayır en kötüsü olduğuna inanmıyorum. Sanırım nedenini tam olarak da bilemiyorum. Ama insanların hayatı aşktan ibaret sanmasıyla ilgili bir durum bu. Oysa ki ben buna da inanmıyorum. 
Her neyse kısaca özlemek kötüdür, acıtır, zaman zaman da ağlatır ama gün gelir elindekinin kıymetini bilmeyi de öğretir. 
-Bayanbilen-

23 Kasım 2012 Cuma

Günce..♥ 81 || Ah Ahh aklım hep karışık tek bir konuya odaklanamadım yine. :]

Annemin bizim evdeki günlerini sevmem için yukarıdaki fotoğraf yeterli bir sebep sanırım. Evet evet kesinlikle günleri seviyorum. :] Hele de yatağıma oturup sırtımı kalorifere dayayıp kitap okurken, elimin altında böyle yemekler olması günleri sevmek için iyi bir sebep sanırım. :]
Hem bugün mutlu olmam için tek sebep de kitap okurken bir şeyler yemem değil, sonunda bir sınavdan 96 alabildim ve güvenim yerine geldi. Artık her şeyin daha iyi gideceğine inanıyorum, düzenli çalışınca ve birazcık da hocanın huyuna gidince olmayacak şey yokmuş. :] Ben anladım ki hocaya karşılık vermeyeceksin, o ne yapar eder kendini haklı çıkarmayı başarır. :]
Hani oylama yapıyor hayır diyenlerin içindeyim neden hayır dediğimi soruyor güzelce açıklıyorum sonra yarıda kesip "Sus kızım sus seni dinlemek istemiyorum." diye çıkışıyor. Hani neye uğradığımı da anlamadım, madem anlatayım istemiyorsun niye soruyorsun? Baktım böyle çıkışıyor ve devam ediyor "Kendiniz bilirsiniz hocam." diyip sustum ağzımı da açmadım bir daha. Bu sefer daha da sinirlendi ne hasetliğim kaldı, ne de terbiyesizliğim. Oysaki dediğim gayet mantıklıydı ortalama yükselsin diye belli bir oranda derslerimizin yükseltilmesini teklif etti çünkü okul olarak ortalamamız çok düşük. Ama bu oranla 1 puan kazanacak öğrenci de var 25 puan kazanacak da ee bu da bizim işimize yaramayacak ortalamadaki farkı açıcak. Gelgelelim anlatamadım bir türlü, sonra anlatmaya da çalışmadım. Adama o kadar düzgün açıkladım ki verecek cevap bulamayınca psikolojik saldırıya geçti. Her neyse demek ki neymiş bazı insanlara bir şeyleri açıklamaya çalışmak bile gereksizmiş. Sonuçta anlattıklarımız karşımızdakinin anlayacağı kadarı ile sınırlı. :]
İlk gün çok üzülmüştüm çünkü sevdiğimi düşündüğüm biriydi hatta şöyle açıklayayım kendisi aynı zamanda okul müdürümüz. Ama bugün anladım ki üzülmeme gerek yok ve onun hakkımda düşündükleri beni ilgilendirmiyor, istediğini istediği gibi düşünebilir. Ben şu sınavdan da bu notu aldım ya rahatladım artık "Madem bu kadar ince düşünebiliyorsun fizikten de adam gibi not alsaydın ya." diye çıkışamayacak. :] Hayır konuyu da değiştiriyor cevap veremedi ya. Fiziğe de gelince adama bir kağıt verdim rahat 80-90 alınırdı ama aldığım not 45. Bir sorunun değeri 10 puanlık ve doğru sonuca ulaşmışım ama onun istediği bu değilmiş 2 puan vermiş. Sadece bana özel bir durum da değil ama bana daha bir cimri davranmış. Her neyse diyorum. Bakın içime oturmuş aslında bu konuya çok girmeyecektim ben. :] 
Hemen patt diye konu değiştiriyorum. 
Teoman gün itibariyle müziğe geri döndü! :] Sanırım başka bir sanatçı olsa bu kadar sevinemezdim, zaten müziği bırakma haberi şok etkisi yaratmıştı bende. Şimdi mutluluktan havalara uçtum resmen. :] :]
Müzik deyince aklıma Murat Kekilli geldi, küçükken çok severdim kendilerini hala da seviyorum. :] Ama bir klip var ki bugün beni gülmekten öldürdü, şarkıya lafım yok sorun klipteki mantık hatasında. İzleyin de kendi gözlerinizle görün. :]


Klibin 1,46. saniyesinden sonrasına dikkatle bakın, duvara sağ elini vurup sol kolunu tutuyor. :] 
Ama şarkıya sözüm yok, etkisi hala güzel. :]
Murat Kekilli'yi de çok severim, o benim ilk hayranı olduğum sanatçı hala da dinlerim. :]
-Bayanbilen-

22 Kasım 2012 Perşembe

Günce..♥ 80 || Nereden başlayıp, nereden bitirdiğimi anlayamadığım fakat içimden geldiği gibi.. :]


Sevgili blog halkı, sadece iki gün burada yoktum fakat o iki gün bana nedense bir hafta gibi geldi. :] Hoş o iki günlük zaman da sanırım son bir aydır yaşadığım en mutlu günlerdendi, nedeni yine dersler. Kötü giden 5 ( evet yanlış okumadınız tamı tamına beş) sınavdan sonra 2 sınav içinde hocaya uzatabileceğim en iyi kağıtları verdim. Bakmayın olayın bu kadar basit göründüğüne aslında şu kötü sınavların daha derin açıklamaları var ama şimdi açıklamaya, hatırlamaya gerek yok. :] Son iki sınavdan ise nasıl oldu bilmiyorum ama 100 bile bekliyor olabilirim. Yok yok mutlaka gözümden bir şeyler kaçmıştır 90 üstü bekliyorum diyeyim, hem azıcık mütevazı olsun. :] Ama önceki sınav notlarını kurtaracak kadar iyiler mi hala bilemiyorum önceki notları açıklayayım 40-45-55-57-70-90 şimdilik açıklananlar bunlar ama rezilleri oynamaktayım. :]

Gelelim bu iki gün içinde diğer yaptıklarıma ikinci sınıfa geçmiş, çok bilmiş ve bir o kadar da sevimli bir çocuğa gitar dersinde notaları öğretmem gerekti. Hoş benim işim değil ama yardım etmek de kötü değil. Gelgelelim çocuk gitar öğrenmek için çok küçük, işin kötü yanı ailesi tarafından resmen gitar kursuna tıkılmış ve gitara en ufak sempatisi yok. Gitarı nasıl cazip göstermeye baktıysam da olmadı. :] "Notaları hiç duydun mu? Hani do-re-mi-fa-sol-la-si diye." diyorum aldığım yanıt çok hoş "Şimdi şu dediğin karışık şeyler ne?" Ama her şeye rağmen "Bak öğrenmezsen seni teneffüse salmam arkadaşların çıkar sen çalışırsın." demem çocuğun gayret göstermesi için yetti. :] Fa ve sol notalarının bulunduğu teli "Fasulye", si ve donun "Kido", mi ve fanın ise "Mikifare" den aklında tutmayı başardı. Buradan çocuklarını zorla kursa gönderen anne babalara sesleniyorum, yapmayın yani çocuklara da yazık. O gün çocuğun halini görseniz acırdınız, bırakın zaten o büyüyünce kendi gitmek isteyecek. :]
Mesela bu da benim gitara ikinci gidişim, küçükken beni de göndermişlerdi ama bırakmıştım. Hoş şimdi keşke bırakmasaydım diyorum ama.. :]
Vee son olarak biri şu resimdeki mutluluktan bulursa bana da yollayabilir mi? :]
-Bayanbilen-



20 Kasım 2012 Salı

Maç var bugün maç | Hissediyorum kornerden gelen topa Burak kafa vuracak ve GS kazanacak- Maça 3,5 saat var ama kalbim temizdir ve hislerim çıkar

Deniz Karahan yazdı
Hepinize merhabalar...
Post başlığından da anlaşılacağı gibi unutanlar için futbolla ilgili bir duyuru yapacağım. Evet her birimiz farklı takımları tutuyor olabiliriz ama uluslar arası maçlarda birleşip ülke takımını tutan bir kültürden geliyoruz.

Örneğin ben Galatasaray'lıyım ve bugün yine Galatasaray'ı tutacağım. :)) (Ama ne tesadüf. Zaten ilk defa bir futbol duyurusu yapmam da bu beklenmedik tesadüfün doğal bir sonucu olabilir mi acaba) ? :)))

Her neyse bugün saat 21:45'de Cimbombomumuz yep yeni bir efsane yazmak için Manchester United karşısına çıkıyor. Maç sonunda tüm ulusca Re Re Re Ra Ra Ra Gasray Gasray Cim Bom Bom dememizi ümit ediyor hepinizi sevgiyle selamlıyorum.

Hımmm bu arada hissediyorum, kornerden gelen topa Burak kafa vuracak ve GS kazanacak- Maça 3,5 saat var ama kalbim temizdir ve hislerim çıkar

Fener'li arkadaşlar da söylesin, nolur hiç değilse bu sefer ve kazanırsak. Noluuuur, lütfen bak ağlarım sonra.

Ailenizin şımarık ama tatlı kızı Deniz
Deniz Karahan

19 Kasım 2012 Pazartesi

Günce..♥ 79 || Mektuplaşsak mı? ♥ :]

Şimdi eskiden internet yokmuş, telefon yokmuş yani olsa da bu derece rahat kullanılamıyormuş ya, işte ne yapıyormuş o insanlar? Mektup yazıyorlarmış. :]
Düşünsenize günün birinde faturaların arasında bir de mektup buluyorsunuz, sadece size yazılmış. Tamam maddi bir anlamı yok belki ama manevi yönden bir çok hediyeye bedel bir şey bu. Sonra uzaklarda kimsesi olmayanların mektup arkadaşları olurmuş, belli periyotlarla birbirlerine yazı yazarlarmış. Gözümün önünde canlandırıyorum da çok şirin. :]
Ve biliyor musunuz ben hayatımda hiç mektup almadım, çünkü ne uzaktaydı akrabalarım ne de uzakta bir arkadaşım oldu. Hı şimdi hatırlıyorum bir kez mektup almıştım ama o da mektup sayılır mı bilmiyorum, defterin arasına bırakılmış uzunca bir yazı. Her neyse ben gerçek bir mektuptan bahsediyorum.
O zamanlar hayat daha bir güzelmiş gibi geliyor kulağa şimdi insanlar uğraşmadan birbirlerine mesaj atıyorlar ama mektuplar öyle değil, her şeyden önce kendi el yazınızla yazıyorsunuz. Bir tek karşınızdakine özel, sonra karşınızdaki o mektubu ömrü boyunca saklayabiliyor falan. Çok şirin ya. Şimdi diyorsunuz nereden çıktı bu konu böyle diye, hemen açıklayayım yukarıdaki resmi gördüm çok hoşuma gitti biraz üzerinde düşününce de bunlar çıktı ortaya. :]
Bu yazıyı yazarken de bir arkadaşımı hatırladım her ne kadar artık konuşmasak da eski bir arkadaşıyla mektuplaşırdı. Arada biz de okurduk mektuplarını çok şirindi. Böyle bir hatırlayınca hiç kıskanmadım desem de yalan olur. :] 
Ama yapabilecek pek bir şey de gelmiyor aklıma, çünkü benim mektuplaşabileceğim kimsem yok ki. :]
Ya da şöyle sorayım mektuplaşalım mı? :]
-Bayanbilen-

18 Kasım 2012 Pazar

Günce..♥ 78 || Ben de tavsiye verebilirim diye düşündüm.. :] . ♥


Bir düşündüm de herkesin hayatta küçük tavsiyelere ihtiyacı vardır. Hoş herkes neyin nasıl olması gerektiğini zaten bilir ama arada küçük hatırlatmalar yapmak hiç de fena olmaz diye düşünüyorum. :] 
Ee olay böyle olunca ben de hepimiz için küçük tavsiyelerde bulunmak istedim. Hadi hemen başlayalım. :]
1. Mutlu olun. Bazı şeylere olumlu bakmanız, bir şeylerin olumlu gitmesi için önemli. :]


2. Gülümsemeyi unutmayın. Hem biliyor musunuz, insanın yüz kasları gülümsediğinde enzimler ve bir takım olaylar sonucu mutlu hissedermiş. :]


3. Kendinizi mutsuz hissettiğiniz zamanlarda kitap okuyun, kafanızın dağılmasına ve farklı hayatlara kısa ama güzel yolculuklar yapmanıza yardımcı olur. :]


4. Başaramadığınız şeyler olabilir, ümidinizi asla yitirmeyin ve yapabileceğinize inanın. :]


5. Üzüntülü müzikler dinlemek yerine müzik listenizi yenileyin ve daha eğlenceli müzikler dinlemeye bakın. Çünkü bir müzik sizi mutlu edebileceği gibi, mutsuz da edebilir. :]


6. İçinizdeki çocuğu hiç ama hiç kaybetmeyin. Bilin ki onun varlığı mutluluğunuz ile doğru orantılı gidecektir. :]

Bugünlük benden bu kadar başka bir güncede görüşmek üzere.. 
Kocaman mutluluklar!
Kendinize iyi davranın. :] ♥
-Bayanbilen-

Resimler Google Görseller'den alıntıdır. 

4. Mim.. ♥ || Evet evet bu yeni bir mim! :]

Öncelikle biliyorum bu kadar kısa sürelerde mim paylaşmak sizi sıkabilir. Ama bu blogu ilk açtığım zamanlardan beri güzel yorumlarını hiç eksik etmeyen Sequin beni mimler de ben hiç cevap vermez miyim? :] Tabii ki yazıcam. :] Bu arada buradan da Sequin'e tekrar teşekkür ediyorum beni unutmayıp da mimlediği için. Ve ardından lafı uzatmadan mime başlıyorum. :]

1:) Hayatınız bir film olsa hangi filmde başrol oynamak isterdiniz? 
"Aşk tarifi" çok bilinen bir film olmasa da, çok şirin bir filmdi izlerken yüzümden gülümseme hiç eksik olmadı. Evet evet bu filmi yaşamak isterdim. :] 



2:) Sizi en iyi anlatan film sahnesi ne olurdu? 
Aslında bu sahne beni anlatmıyor ama aklımda kalan bir sahneydi "Leon" :]



3:) Aklınızda yer eden, adeta başucu cümleniz olan replik nedir?
Bu replik aklımda yer eden ve zaman zaman hayalini kurduğum bir replik, bilmiyorum güzel olabilirdi gibi geliyor kulağa. :]



4:) Filmlerde adeta bütünleşmiş film müziklerinden favoriniz nedir?
Kesinlikle "ONCE" filminin müziği, dinlemekten bıkmadığım türden bir müzik. :] "If you want me" 

Bu mimde de bir önceki mimdeki gibi "Keşke beni mimleseydi." diyen herkesi mimliyorum. Gerekçesini de bir önceki mimde açıkladığım için tekrar açıklama ihtiyacı duymuyorum. :] 
Eğer sorulara cevap vermek isteyen olursa kolay gelsin, hazırlaması eğlenceli bir mim bu. :] 
-Bayanbilen-

Resimler Google Görseller'den alıntıdır. 

17 Kasım 2012 Cumartesi

Günce..♥ 77 | Şirin Sorunsalı.. :]


Bugün sizlere son günlerde kafama takılan, okurken saçmaladığımı düşünme ihtimalinizin yüksek olduğu bir konuyu açmaya karar verdim. Konu başlığımızın adı "Şirin sorunsalı". Daha başlıkla birlikte kafanızı karıştığını biliyorum, ama öyle işte. 
Neyse ben olayı bir anlatayım saçmalık derecesine siz karar verirsiniz. Son günlerde fark ettim ki arkadaş çevrem her şeyi şirin, sevimli ya da tatlı bulmamdan çok şikayetçi. Daha önceleri hep abarttıklarını düşünürdüm ama eski yazılarımı da bir kaç kez okuyunca çoğu yazıda "şirin, sevimli, tatlı.. vb." kelimeler kullanmışım. Yani arkadaşlar pek de haksız sayılmazlar.
Böylelikle ortada bir sorun olduğunun farkına vardım ama yalan da söylemiyorum ki şirin olan şeylere şirin diyorum sadece. Mesela üstteki resim oldukça şirin, abarttığım söylenemez. Aynı bu şekilde bir kızı şirin buluyorum arkadaşlar hemen atlıyorlar "Benim suratsız komşum bile daha şirin." Böyle olunca da şirinlik anlayışımda bir problem olduğunu düşünmeye başlıyorum. :]
Sanırım bu konuda yapmam gereken küçük şeyler var, mesela çoğu şeyi şirinlik yönünden değerlendirmekten vazgeçebilirim. Ama her şeyi değil, çoğu şeyi. :] Bunun yanı sıra aklıma yapılacak başka hiçbir şey de gelmiyor zaten. Farkındayım milletin küfür etme alışkanlığı olur ondan kurtulmaya çalışır ben de burada şirin kelimesini az kullanmaya çalışıyorum. Bir an için bunu böyle düşününce kendimi kötü hissettim. :]
Yok yok yanlış bir his bu böyle hissetmemeliyim. Sonuçta şirin kelimesini çok kullanıyor olabilir ama her şeyi de şirin bulmuyorum, hatta nefret edebildiğim insanlar da var. Evet evet ortada büyük bir problem olduğu söylenemez. Ama en azından yakın çevrem günde kaç tane şirin kelimesi kullandığıma dikkat etmeyi bırakana kadar, şirin demekten vazgeçmeliyim. :]
Size mutlu pazarlar! :]
-Bayanbilen-

3. Bir mim! ♥

En Sevdiğin Şeyler Mimi! ♥
Beni sevgili Selma mimlemiş. Sanırım bu onun 2. mimleyişi fakat ilkini sınavlar falan derken yazamamıştım ikinciyi de unutmayayım diye hemen yazmaya karar verdim. Neyse konuyu uzatmadan başlıyorum. :]

1:) En sevdiğin renk nedir? 
Blogu takip edenler fark etmiştirler, en çok turkuazı severim sanırım her yerde de söylerim. :]

2:) En sevdiğin gün nedir?
Tabii ki de cuma, iki günlük tatilin verdiği rahatlık paha biçilemez. :]


3:) En sevdiğin evcil hayvan?
Köpekleri çok severim, özellikle de şu resimdeki gibi şirin olanları! :]

4:) En sevdiğin şarkı nedir?

16 Kasım 2012 Cuma

Günce..♥ 76 | Okumak.

Kitap okumak bir çok insanın "O kitabı nasıl bitiriyorsunuz, anlamıyorum." gibi tepkileriyle karşılaşmak demektir. Ama bu konu yüzünden kimsenin birbiri ile tartıştığını da görmedim, çünkü kitap okuyan insan bu duygunun anlatılamaz olduğunun da farkındadır. 
Neden tam açıklayamıyorum ama ben kitap okumayan bir insana "Boş insan." gözüyle bakarım. Halbuki yaşam deneyimi daha önemlidir, ama henüz kitap okuma zevkini yakalayamamış insanın da nasıl bir yaşam deneyimi olabilir ki? Ben küçüklüğünde kitap okumayan bir öğrenciydim ve şimdi o günlerimi ne kadar boş geçirdiğimi düşünüyorum. 
Sanırım tam da resimdeki gibi "Okumak yaşamaktan daha güzel." Çünkü insan ne kadar inişli çıkışlı bir hikayeden geçse de sayfalar, mutlu sonla biten bir şeyler görmeye ihtiyaç duyuyor. Mesela bir kitap bir insanı rahatlıkla depresyondan çıkarabilir ya da birilerinin  tüm düşüncelerini değiştirebilir. Etkisiz, pasif göründüklerine bakmayın bir kitap yazılışına göre dünyayı bile ele geçirebilir. İnsanları etkisi altında bırakabilir. Ama böyle kitaplar var mıdır? Çok nadir. Çünkü kitapların insanları etkileyebildiğini kitap okumayan bir insan bilemez, ve kitap okuyan bir insan da bile isteye başkasına kötülük yapamaz. Onun için daha bir güzeldir kitaplar. 
Adeta hayaller ülkesine yolculuktur, olmayan insanlar için üzülür ağlar ve yine onlar için sevinirsiniz. Bunun içindir ki "Okumak yazmaktan daha güzel." 
-Bayanbilen-
"Resim alıntıdır"

14 Kasım 2012 Çarşamba

Bakın bizim için bir sözlük bile var. ♥ :]

Bu postum tamamen blog sahiplerine yönelik olmakla beraber, blogu olmayan arkadaşlarımızı da bekleriz. :]
Öncelikle Weblog sözlük nedir? İnternetteki interaktif sözlüklerden sadece biri olmasına rağmen, blog yazarlarından oluşan bir topluluktur. İsteyen herkesin kısacık bir çaylaklık döneminden sonra yazar olabileceği, eğlenebileceği hoş bir ortamdır. Diğer sözlüklerden farklı olarak küfür, argo içermez; tamamen seviyeli bir ortamdır. :]
Weblog sayesinde blogunuzu diğer yazarlara tanıtma fırsatı bulabilir, yeni ve samimi dostluklar kurabilirsiniz. 
Hani herkes biliyordur da, bilmeyen varsa görmüş olsun. Görüp de gelmeyen varsa gelsin istedim. :]
Weblog ailesi olarak hepinizi bekleriz!  :]
-Bayanbilen-

"Resmi de tamamen iyi bir amaç için Google Görseller'den çaldım. :] "


Günce..♥ 75


Selam! :]
Bugün bir önceki güncedeki ruh halimi tamamen üstümden atmış bir şekilde buradayım. Kendimi tamamen şarkıların ve kahvenin ellerine bıraktım. Hayatın bir şeylere kafa yorarak geçmeyeceği fikrine  bir kez daha vardım. Bence hayat her şeyden çok huzur demek. 
"Hey there Delilah" sanırım dediğim huzur bu şarkının ritimlerinde gizli olan türden bir şeyler. Aslında yabancı şarkı pek dinlemezdim ama bu şarkıdan sonra müziğin dili olmadığını bir kez daha anladım. Şarkının konusu bir çok şarkıda olduğu gibi "Aşk" ama şirin bir şarkı. Defalarca dinlemekten bıkmadığım, sözlerinin dilime dolanmasında sakınca bulmadığım bir şarkı. Hani anlatılmaz yaşanır derler ya, tam da onun gibi bir şarkı bu. :]
Eğer şarkının sözlerini duyup da anlayacak kadar ingilizce bilginiz yoksa çevirisine bir bakın derim. Çünkü ben çok sevdim, hoş bu şarkıyı sevmek için bir nedenim de yok ama bilmiyorum işte. Bazı şeylerin nedeni olmayabilir. :]
Ardından şu an kafama takılan son konuya geçiyorum yanyana bir kız ve bir erkek gördüğünüzde lütfen sevgili damgası yapıştırmasın kimse. Sonuçta herkesin 1 sevgilisi olabilme imkanı varken onlarca arkadaşı olabilir, yani bu küçük ihtimalle insanların arasında şüphe duyguları yaymayın. Gerçekten hiç hoş değil, belki uzaktan laf söylemek güzel ama gelin bir de yaşayana sorun durumu. Tekrar söylüyorum bir kız ve erkek çok iyi dost da olabilir. 
Şimdi şarkıdaydık nereden geldik buraya diyorsunuz biliyorum ama bugün beni kızdıran bir durumdu bu, ve paylaşmak istedim. Ama bu şarkıyı dinledikten sonra bir durgunlaştım. Zaten şarkıyı dinlemekteki amacım da dinginleşmekti. :] 
İşte bugün de saçma, karışık kuruşuk, o konudan pat bu konuya bir güncenin daha sonuna geldik.En iyisi ben susup da size şarkıyı paylaşayım. :]

-Bayanbilen-

12 Kasım 2012 Pazartesi

Günce..♥ 74 | Şimdi herkes yoğun, yorgun ve tek başına.

Ben "Bugün acaba ne yazsam?" diye düşünürken bu resme rastladım. Hani böyle birkaç kelimenin etkisinde kalırsınız da, üzerine söyleyecek hiçbir sözünüz kalmaz ya işte öyle. 
Sanırım benim de çok bir şey dememe gerek yok. Eğer gününüz kötü geçtiyse, hayat da güzel gitmiyorsa, bir de fonda aşağıdaki şarkı varsa sizin de gözleriniz benimkiler gibi buğulanabilir ve ekranı zor görebilirsiniz. Sanırım bunlar her insanın yaşayabileceği klasik anlardan biri, ama olmamalılar. Bilmiyorum işte olmamalı böyle anlar. Ya da acaba ben mi fazla önemsiyorum her şeyi?
Bilmiyorum işte tek bildiğim şu an her neye üzülüyorsam, bir an önce üzülmekten vazgeçmeliyim. Şu an doğru bir zaman değil, ama bunu nasıl yapacağım hakkında da pek fikrim yok. Off.. Kendi canımın sıkkınlığı yetmezmiş gibi sizi de sıktım. Ama ne yapayım şu an gülmek, eğlenmek gelmiyor içimden. Onun için güzel şeyler de yazamıyorum sizlere, ne yaşıyorsam nasıl bir haldeysem o işte. :(
Her neyse bugün güzel bir kahve her şeye iyi gelir derler, ben de yazımı bitirince güzel bir kahve yapar. Problemleri düşünürüm, ardından sabaha hiçbir şeyciğim kalmaz. 
Kendinize iyi bakın! :]
-Bayanbilen-

Haluk Levent-Anlasana


11 Kasım 2012 Pazar

Günce..♥ 73 | Hayaller gerçekleşmese bile güzeldir


Bugün gözüm odamdaki küçük vosvosuma takıldı. Doğduğum yıl babamın bana aldığı pembe üzerinde küçük arıların olduğu küçücük bir vosvos. Küçük olabilir, ama benim için anlamı kendisinden büyük. :]
Küçüklüğümde kıskanır misafir çocuklara hiç vermezdim vosvosumu, büyüdüm yine farksızım. Eve misafir gelecek dediklerinde ilk işim odama gidip vosvosumu masanın üzerinden alıp, çekmeceme atmak. Bilmiyorum o vosvos benim başkalarından kıskandığım nadir eşyalarımdan biri.  :]
Hatırlıyorum da küçükken ileride vosvos alıp da dünya turu atmak gibi bir hayalim vardı. Vosvosun hızıyla nasıl bir tur olur hiç bilmiyorum ama, yanınızda kafadengi biri olduğu sürece eğlenceli olacağına eminim. Şimdi diyeceksiniz "Sanki vosvosla dünya turuna çıkacak da anlatıyor." falan. :] Olsun hayaller gerçekleşmese de güzeller, ayrıca oturup hayal kurmanın kime zararı var ki? :]
Şimdi siz böyle şirin bir vosvosla seyahate çıkmak göl kenarlarında dinlenmek, piknik yapmak, balık tutmak istemez misiniz? Herkes ister. :]
İşte bunun gibi şirin bir çocukluk hayali benim ki de. Ama şimdi vosvoslar gerçekten çok sevimli değiller mi? :] 

-Bayanbilen- 

Ve bu da hayaller üzerine bir şarkı; Bir tür ütopya: John Lennon Imagine


Resmi Google görsellerden aldım. :]

10 Kasım 2012 Cumartesi

Günce..♥ 72

Sınavlardan dolayı aksattığım tek şey blogum değildi, gitarı da çok boşladım. Onun için bugün aradaki farkı kapatmak için çok çalışmam gerekti. Çalışmaktan şikayetçi olduğum gibi bir fikre de kapılmayın, aksine bugün " Müzik gereksinimdir. " gibi bir fikre kapıldım. 
Bazı entel insanlar gelir de "Falanca müzik aleti arkadaşınız olabilir." der ya, işte bu saatten sonra onlarla dalga geçmeyin. Çünkü gerçekten olabilir, yani olabiliyormuş ben de yeni anladım. Bir şarkıya çalışıyorsunuz sonra bir notada, bir ritimde kalıyor aklınız. Onun sizi anımsattıkları hayatınız geliyor gözünüzün önüne. Şarkının melodisi hızlanıyor ve daha başka şeyler hatırlıyorsunuz. Kitaplarda nasıl başka dünyalara yolculuğa çıkabiliyorsanız, müzikle de kendi hayatınızın hiç bilmediğiniz derinliklerine gidebiliyorsunuz. Kendinizi kritik etme, doğrularınızı yanlışlarınızı görme fırsatı yakalıyorsunuz. Tam hatırlayamıyorum ama ne demişler "Saz çalan insana iyi davranın, ondan size zarar gelmez." ya da bunun gibi bir şeydi. Her neyse kelimelerin önemi yok, bahsetmek istediği şey buydu. Bu fikre katılıyorum, bir şeyler çalıyorsa insan onun bunun derdine dert katmakla uğraşmaz. Tabii bunun tüm insanlar hakkında aynı etkiyi yaratması olanaksız ama böyle bir kesim olduğunu söylesek de yanlış söylemiş olmayız. 
Sonuç olarak güzel şeydir müzik. Fırsatınız ve zamanınız varsa çalmak istediğiniz bir enstrüman da varsa, kesinlikle çalmalısınız. Bunu denerken de "Enstrüman yetenek ister." diyen tiplere takılmayın. En kötü ihtimal birinin iki günde öğrendiğini üç günde öğrenirsiniz ama mutlaka öğrenirsiniz. :]
Kocaman sevgilerimle, mutlu kalın! :]
-Bayanbilen- 


8 Kasım 2012 Perşembe

Balıkçılar denize çıkmıyor

Tarım bakanlığının son kararını beğenmeyen balıkçılar geçenlerde denize açılmama kararı almışlar. Tarım bakanlığının kararına göre 24 metreden daha sığ derinlikte avlanma yasağı getirilmiş. Bu kararın bir uzantısı olarak Marmara adalarının etrafında balık avlanamayacakmış.

6 Kasım 2012 Salı

Çocukların ve gençlerin internetteki zararlı alışkanlıklardan korunması

Deniz Karahan

Adli yıl açılış töreninde Ahmet Ceylani Tuğrul bir konuşma yapmış, ben yeni okudum. Tuğrul'un bir sözü çok hoşuma gitti. Yargıtay başkanı Tuğrul, "okullarda; çocukların ve gençlerin internetteki zararlı alışkanlıklardan korunması" konusuna değinmiş. Bence çok da doğru yapmış. Şahsen ben bu konuyu çok önemsiyorum.

Bence bu hassasiyet sadece okullarla sınırlı tutulmalı ve çocuklar okul dışında da korunmalı. Bence güvenli internet uygulaması yaygınlaşmalı. Peki ana nasıl?

30 Ekim 2012 Salı

Günce..♥ 70

Yeni başlayan sınavların telaşındayım şu sıralar. Nereye baksam kitaplar defterler var; masamın üzerinde, camın önünde, yerde ve her zaman çalıştığım yerde yani yatağımın üzerinde. Odamda kitaplar o kadar yer kapladı ki, bu dağınıklığın içinde kendimi kaybetsem kimse bulamaz gibime geliyor. 
İşin en kötü yanı da koskoca bir ay bu şekilde olacağım. Şu "Hocam sınav haftası olmasın, sınav ayı olsun yavaş yavaş olalım." diyen zihniyeti elime geçirirsem kötü şeyler olacak. Sınav ayı nedir ya? Sınav haftası olur bir hafta içinde her şey olur ve biter. Olmuyor ki böyle bir ay boyunca sinir, stres ve kitaplarla yaşayacağım. Yok yok düşündükçe kötü oluyorum. Bir ay sonra her şey bitecek olsa buna da razıyım ama biliyorum ki ikinci sınavlar başlayacak, ardından üçüncüler. 
Gerçi şimdi dikkat ettim de önceki günceden farksız bir konu açmışım, oysa ki ben bir şeyler yazıp kitaplardan uzaklaşmak istemiştim. 
Hemencecik konu değiştirerek konuyu size bir aralar bahsettiğim gitara getiriyorum. :] Gitar çalışmaları bende tam hız devam ediyor. Sadece üç haftada bu kadar gelişme olacağını tahmin etmemiştim, sanırım bir ay sonra oldukça profesyonel bir çalıcı olacağım. Bilmiyorum sanırım bu kadar hızlı gitmemesi gerekirdi, ama belkide solo çalmayı bildiğim için ritim bu kadar süre sürdü. Her neyse her şeyin bu kadar kısa sürede olmasından şikayetçi değilim zaten. :] Kitapların arasından kaçıp kurtulabildiğim nadir şeylerden biri gitar. Kitapların demişsem bunun içinde okuma kitapları da var saymayın, çünkü onlarla aramız oldukça iyi benim sorunum ders kitaplarıyla. :] 
Her neyse her öğrenci böyle zamanlar geçirir, diyerek kendime acımayı bir kenara bırakıyorum. Sizlere de kocaman mutluluklar dilerim! :]
-Bayanbilen-

28 Ekim 2012 Pazar

Günce..♥ 69

Selam, bugün camıma vuran yağmur taneleri eşliğinde yazıyorum yazımı. Aslında yağmuru çok severim fakat gelin görün ki bu hava beni mutsuz etmekten başka bir işe yaramadı. Malum bayram biter bitmez sınavlar başlıyor, biriken ödevler ve yapılacak olan sözlüler de cabası. Ve böyle bir havada hiç ders çalışasım yok, ama çalışmasam da benim bu konuları anlayacağım yok. Öyle işte en sıkıntılı halimle yazıyorum size, sanırım bu biraz dertleşmek birazcık da eğitim sistemini suçlamak gibi bir şey.  Hoş eğitim sistemini suçluyoruz da o ne yapsın, sonuçta bir şekilde bazı sınavlara girmemiz gerekiyor. Ama gelin görün de bayramda bile ders çalışan bir öğrenci bunu nasıl mantığına yatırabilsin. Oysa ki ben bu havada ders çalışmak değil, yanıma kahvemi de alıp kitap okumak istiyorum. 
Neyse bakalım bir şeyler yapmaya çalışacağım artık. Sonuç olarak bu sınavlar daha bir başlangıç bunlar bitecek, 2. sınavlar gelecek onlar da bitecek, 3. sınavlar başlayacak. Yani bu yol daha uzun. Daha çok sıkılıp da "Yeter artık!" diyeceğim. "Bundan sonra tel bir test bile görmek istemiyorum." diyeceğim. :] Evet evet geçen seneyi hatırladım da diyeceğim bunları. Sanırım bunlara ek olarak her matematik sınavından sonra ağlayan insanların arasında gülen tek kişi olarak kalacağım. İşin kötü yanı ise yine ağlayanlar benden daha yüksek puanlar alacaklar. Hatırladıkça gülüyorum, bir sınav için o kadar ağlanır mı hiç? :] Biri ağlarken "Ben bu puanla okul birincisi olamam." diyordu. Yani siz düşünün ne derece hırslı insanlarla bir arada yaşadığımı. :] Aslında hırs da bir yere kadar iyidir ama dediğim gibi bir yere kadar. Onun için sınav döneminde bile bloga bir şeyler yazmaya karar verdim, önceleri sınavlarımı aksatacağını ve belli bir süre ara vermeyi düşünmüştüm. Ama bunun şu an ne kadar saçma olduğunu anlıyorum, sonuç olarak her şey sınav değil. Ve ben de aralıksız 4-5 saat ders çalışma yeteneği olan biri değilim. :]
Neyse bakalım benim çenem düştü yine sıkmaya başladım sizi de, şimdilik benden bu kadar.
Mutlu bir hafta dilerim! :]
-Bayanbilen-

Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.