Search

28 Eylül 2012 Cuma

Bayan Komik kombini | Kedi resim ve aksesuarları

Herkese merhaba,

Bilirsiniz azıcık gülmeyi sever şirin şeyler paylaşmaktan da hoşlanırım.

İyi bir hayvan sever olarak bugün sizinle bayan komik kombini paylaşacağım. Kedi de olsa Bayan Komiğin de bir bayan olduğu unutulmamalı. O da kendine çok iyi bakan titiz ve tertipli bir bayan üstelik çok da şirin.

İşte Bayan Komik (bu şirin kediciğin adı Komik'tir) ve onun sahiplerinden Güner Elçioğlu hanımın kombini.

Bayan Komik kombini:
Vücuda yayılan, siyah bakımlı saçlar üzerine üstünde kırmızı bir kolye ve o kolyenin ucuna iliştirilmiş olan düdük aksesuarı çok uyumlu bir kombin oluşturmuş  Resimlerden birinin arkasında yer alan ve bizim favori renklerimizden biri olan lila (eflatun) rengi zemin bu kombinle çok uyumlu olmuş.


Elbette ara sıra dinlenmek de lazım. Özellikle balkon ve teraslarda kullanılan, şıklığın yanında rahatlığından da vaz geçemeyen bayanların da tercih ettiği polyester kumaşla kaplanmış, strafor köpük dolgulu armut koltuklar bu şirin kediciğin de dinlenmek için tercih ettiği  koltuklardan biri

Bence çok yakışmış. Siz ne dersiniz?

Çok yakında
Sonraki Bayan Komik haberi:
Bayan Komik alışverişe giderken nasıl bir kombinle dizayn ediliyor. Çok yakında...

Bekleyiniz...

25 Eylül 2012 Salı

Neşet Ertaş aramızdan ayrıldı


Merhabalar,
Bugün maalesef yazıma "yine ben geldim, biricik arkadaşınız, evinizin hanım hanımcık kızı Deniz" diye başlayamıyorum. Bugün Tür Halk Müziğinin en değerli bestecilerinden biri olan Neşet Ertaş'ın ölüm haberiyle uyandım. Sabah bizimkiler televizyonun sesini bangır bangır açmışlar. Şans eseri haber kanallarından biri açıkmış. TV'yi açıp balkona çıkmışlar. Ben de uykumda taziye mesajları görüyorum tabii. Offf uyandım ve baktım ki televizyon yayını rüyama girmiş. Hiç hoş bir durum değil.
bayanbilen.com
Her neyse bugünkü yazımda Neşet Ertaş'a ilişkin bir iki cümle yazmak istiyorum. Ertaş Abdallar köyünde dünyaya gelen ve Türk Halk Müziği'ndeki Abdallar geleneğinin son temsilcilerinden biri olan çok değerli bir müzisyen idi. "Neredesin sen" ve "Zahidem" gibi pek çok türküyü besteledi. Kendisine Allah'tan rahmet yakınlarına da sabır diliyoruz.
Bayan Bilen ekibi adına
Deniz Karahan

22 Eylül 2012 Cumartesi

Günce..♥ 53 | Gitar! ♥

Az önce internette gezinirken bu resme rastladım da aklıma gitarım geldi. Bir aralar öğrenmek için ne kadar da çok çabalamıştım. Ta ki gitar hocamdan hiçbir şey öğrenmediğimi fark edene kadar. Kursa gidip gelmek ama bir şeyler öğrenmek yerine hocanın çalışını dinlemek oldukça sıkıcıydı. Ben de kursu bıraktım. Şimdi ise gitarı çok nadir elime alıyorum ve o zamanlarda bile doğru düzgün çalamıyorum. 
Aslında gitarı iyi çalmayı çok isterdim, hala da istiyorum. Sanırım bu resim ile birlikte yeniden gitara başlayacağım. Neyi nasıl yapacağımı, ne çalacağımı bilmiyorum. Sanırım biraz sonra da internetten biraz şarkı notası bulacağım. Hımm sanırım neşeli şarkılardan başlayacağım, öyle ya da böyle bir şeyler çalacağım. Keşke sesim güzel olsaydı da çalmanın yanında söyleyebilseydim de. Her neyse çalmak da şu an için yeterli, kim bilir belki bundan yıllar sonra söylüyor da olurum. İçinizde gitar çalan ya da sesi güzel olan birileri var mı? :] Eğer varsa kıymetinizi bilin. Bak kimler öğrenmeye çalışıyor da öğrenemiyor. Bir de sesiniz güzelse hayat sizin için oldukça güzel demektir. Sizin yerinizde olmak isteyen bir çok insan var. Bunu asla unutmayın. :]
Ee.. Ben de şimdi biraz nota araştırayım. Öğrenip çalmam gereken şarkılar var daha.. :] Sizler de biraz müzik dinleyin bence. Bilirsiniz hayat müzikle güzel.. :]
Kocaman sevgilerle.. :]
-Bayanbilen-

21 Eylül 2012 Cuma

Günce..♥ 52 | Havadan, Sudan.. :]


Bugün de sıra 52.güncemizde. Bugün size yine yaşadığım saçmalıklardan bahsetmek istiyorum. :] Bugün okulu asıp başka bir şehre alışverişe gittim, kıyafetler çok güzeldi fiyatları da aşırı uygundu. Gelgelelim her yerde kıyafet olduğundan başım döndü ve hiçbir şey beğenemez oldum. Ardından da koskoca bir günün ardından sadece tek bir parça kıyafet ile eve döndüm. Bilmiyorum ama bugün alışveriş yapmak da gelmedi içimden. Bu olayı da çok garipsedim, size de ara ara böyle olur mu? Yoksa bu bir istisna mıydı? :] Biliyorum kadınlar doğası gereği alışverişe düşkünlerdir, ben de severim ama bugün bir farklıydı işte. :]
Her neyse dönerken baktım kıyafet alamadım bir kaç yiyecek, içecek falan aldım. Ee.. Bilgisayar başında yemek için bir şeyler gerekli. Öyle boş mideyle olmuyor saatlerce oturmak. :] Bu yazıyı yazarken de bir yandan soğuk çayımı yudumluyorum. Gerçi hava zaten soğuk, sıcak bir kahve iyi olurdu ama şimdi kim kalkıp da hazırlayacak? :] Ah işte böyle de üşengeçliğim üzerimde şu sıralar. Sanırım tatil havasından çıkamadım, birden bütün sorumlulukları üzerimde hissetmek oldukça yordu. Tabii olay sadece sorumluluklar falan da değil o, bu, şu derken okul da işkenceye döndü benim için. Okulun sıkıcılığından yana tek tesellim öğle araları müzik dinlemek için oldukça geniş saatler bulabiliyorum. Tabii birileri gelip kulaklığımı kulağımdan çıkarma şakası yapana kadar. Ne biçim bir şakaysa o da, anlayabilmiş değilim. Her neyse öyle ya da böyle gidilmesi gereken bir okul var önümde, artık ileride de bunları hatırlayıp gülmeye çalışırım herhalde. :]
Neyse bakalım, bugün de benden bu kadar başka bir zaman görüşmek üzere, kendinize iyi bakın... :]
Sevgiyle kalın!♥
-Bayanbilen-

19 Eylül 2012 Çarşamba

Günce..♥ 50 | Öylesine Hatırlarsın Yalnızlığını ve İçin Hiç Sızlamaz Çünkü Bilirsin Aslında Herkes Yalnız…



 Yalnız olduğunu iddia edenlere derler ya hani “Hiç kimse yalnız değildir.” Diye. İşte hep bu sözlerle kandırılır insan. Oysaki söylenildiği gibi birileri yoktur insanın yanında. Yalnız doğar ve yalnız ölür. Ne kadar seversen sev bir başkasını ki buna arkadaşların ve ailen de dahil, hayatının tüm acılarını yalnız yaşarsın.
 Zaten acılarını da paylaşamazsın kimseyle, anlatınca falan da azalmaz öyle. Sadece birileri hayatını merak eder ve yaşadığın sıkıntılardan dolayı sana acır hepsi bu. Evet, size diyorum ki insanlar yalnızdır. Yalnız olmadığımızı iddia edenler ise sadece kendini kandırır. Öncelikle yalnız olduğunu kabul etmeli insan, sonra dışarıdaki insanları bir kenara bırakıp içindeki kalabalığı fark etmeli. Düşünün gece başınızı yastığa koyduğunuzda yalnızsınız, ölürken de yalnızsınız kimse sizinle ölüme falan gelmiyor. Doğarken de yalnızdınız. Ama olan şu ki insan kendi yalnızlığıyla barışıp, içindeki kalabalıkları görmeli. Üzüntülerini, sevinçlerini, düşüncelerini ve en önemlisi hislerini. Şimdi bunları söylüyorum diye bunların “Yalnızsınız, mutsuz olmak için birçok sebebiniz var.” Şeklinde anlaşılmasını hiç istemem. Evet, yalnızsınız ama mutsuz olmak için hiçbir sebebiniz yok. Benim de yok. Zaten yalnız olmak mutsuz olmak da değildir, çoğu zaman dışarıyı bir kenara bırakıp, içinizdeki seslere kulak verebilmeniz için en iyi fırsattır.
Düşünün gün boyu dışarıda insanların arasındasınız, belki onlarla birlikte eğleniyor ve birlikte üzülüyorsunuz. Ama kimse sizi tam anlamı ile anlıyor mu? Ya da tanıyor mu? Örneğin ben insanların beni olduğumdan çok daha farklı tanıdıklarına inanırım, mesela yalnız kaldığımda şarkı söylerim ama bunu kimse bilmiyor. Sonra korku filmlerini de severim. Bunu da yalnız birkaç kişi biliyor. Hı bir de insanların yanında ağlamaktan çekindiğim ve zayıflıktan korktuğum için beni bilmeyen bir zamanlar en yakınım dediğim birinden de şöyle bir eleştiri aldım. “ Korku filmleri izleyeceğine git de birkaç romantik film izle, belki bu kadar duygusuz olmasın.” Oysaki ne kadar da yanlıştı söyledikleri. Ben onu üzdüğüm için günlerce mahvoluyorum, ağlamaktan gözlerim rahatsızlanıyor. Aylar sonra gelip söylediğine de bir bak. Sırf bu söz için de üzüldüm ama yine belli etmedim ve sonra anladım ki kimse için üzülmeye değmiyor bencil olursan mutlu olursun. Evet, kimse bizi tanımıyor. Bunun için yalnızız hepimiz. Ama kim bilir belki de en çok böyle mutluyuz. İnsanlara çok yakın, ama insanlardan çok uzak…
-Bayanbilen-

17 Eylül 2012 Pazartesi

Günce..♥ 49 | Acı! :O ♥



Herkese Selam!
 Yorucu ve sıkıcı bir günün sonunda buradayım. Açıkçası ne konuşsak, sizlere ne anlatsam onu da hiç bilmiyorum.  Bu günün tek eğlenceli tarafı vardı benim için o da; çiğköfte. En iyisi biz de onun hakkında konuşalım. :]
 Bugün arkadaşlarla eve dönüyoruz, biri atıldı “Çiğköfte yemeye gidelim!”. İyi dedik gidelim. Zaten genelde topluca çiğköfte yemeye gideriz. Bu sefer bir değişiklik yapıp her zamanki gittiğimiz çiğköfteciye gitmedik. Kimi az acılı istiyor falan, bana acılısı bile az acılı geliyor acılı istedim. Benimle birlikte iki arkadaşım daha acılı aldı. Sonra çiğköfteler geldi yemeye bir başladık ama o da ne? Acıdan ağzım yandı demek yetmez, o acıyla eve bile koşarak gidebilirdim. :] Orada yiğitliğe yedirip de çaktırmıyorum ama tam karşımdaki aynadan gözlerimin kızarmaya başladığını da görmüyor değilim. Diğer acılı isteyenlere bir baktım, çoktan gözden yaşlar çıkmış. Yarı acılı isteyenler bile köşede kıvranıyor. Her şeye rağmen zar zor bitirdik. Tam hesabı ödemek için kalkacağız, mekan sahibinin gülüşünü görmelisiniz. Uzaktan bir köşeye oturmuş bizi izlemiş resmen. Zaten suç bizde her zaman yediğin çiğköfteciden niye vazgeçiyoruz ki biz? :] Her neyse o acıdan sonra günün tüm yorgunluğunu attım, hatta dediğim gibi eve koşarak bile gidebilirdim. :] Sıkıcı ama en sonu bol acılı bir gündü benim için. :]
 Peki ya sizin acıyla aranız nedir? Ya da çiğköfte sever misiniz?
-Bayanbilen-

15 Eylül 2012 Cumartesi

Günce..♥ 48 | Hayata tutunmak! ♥



Az önce internet sitelerinde öylesine gezinirken bu fotoğrafa rastladım. Belli ki bu görüntüyü garipseyen biri çekmiş. Oysaki garipsenecek bir durum yok ortada, hayat sadece o ağaç için değil bizim için de uğruna elimizden gelen tüm gayreti gösterecek kadar değerli. Hoş gün geliyor da, hiç birimiz görmek istemiyoruz gözler önünde duran bu gerçeği.
 Dertlerimiz, sıkıntılarımız bize çokmuş gibi geliyor. Ölümle birmiş gibi… Hâlbuki en zor zamanlarımızda bile bu ağaç gibi dört kolla sarılmalıyız hayata. Her şey sıfırdan başlasa da, hayat yaşanmaya değecek kadar kıymetli. Kim önümüze hangi engeli koyarsa koysun, takılıp düşsek de kalkıp yürümesini bilmeliyiz. Olduğumuz yerde hayatımızın berbat olduğunu söyleyerek geçiremeyeceğimiz kadar değerli tüm saniyelerimiz. Şimdi birkaçınız diyordur “Nereden geldin bu konuya?” anlatayım o halde. Ben gelip burada bir şeyler söylüyorum, sizlere hayatın yaşanmaya değer olduğunu hatırlatıyorum diye, ben de hep bu gerçeklerle yaşıyorum sanmayın. Ben de bir şeylerden bıkıyor ve pes ediyorum. Hatta bazen hayattan o kadar sıkılıyorum ki gün boyu odamın perdelerini bile açmayarak kitap okuyorum. Evet, okuyorum ama sırf beni kendi dünyamdan uzaklaştırıp başka dünyalara götürdüğü için. Daha sonrasında ise kafamdaki düşünceleri bir kenara koyup, saatlerce uyuyorum. Böylece zaman daha bir hızlı geçiyor. Ama daha sonra anlıyorum ki hayat benim odamdan ibaret değil ve ben yeni dünyalara kapılarımı açmadıkça bu dünyadan uzaklaşamayacağım. İşte yalnız o zaman mutlu olabiliyorum. İstiyorum ki tekrar bıkmayayım hayattan, tekrar bırakmayayım kendimi. Onun için hep tutunacak bir şeyler arıyorum hayata dair. İnsanların iyi olduğuna odaklıyorum kendimi.
 Siz de pes etmeyin diye size de hatırlatıyorum “Hayat yaşamaya değer.” En küçük engelde uçurumdan düştüğünü sanmaya değil, kalkıp “Buradayım, işte yürüyorum.”  Diyebilmeye değer hayat.
-Bayanbilen-

14 Eylül 2012 Cuma

Günce..♥ 47 | Saç sorunu.. :/ ♥

Bugünlerde kafam çok karışık saçımı kestirsem mi, yoksa kestirmesem mi hiç bilemiyorum. Saçlarım şu anda oldukça uzun yani nasıl anlatılır, hıh belimi geçeli bir 10-15 cm falan rahat olmuştur. Ama bu kadar uzun saçtan da çok sıkıldım, uçlarında kırıklar falan da oluştu. Artık kestireyim biraz diyorum, gelgelelim nasıl kestirsem onu da hiç bilmiyorum. Genelde kuaförden memnuniyetsiz olarak ayrılan biri olduğum için, saçımın kötü olmasından da korkmuyor değilim. Saçımı kat kat kestirsem diyorum ama o zaman da saçımı ördüğümde her yerden çıkışıp kötü duracak. Düz kestirsem zaten saçım düz aşırı sıradan olacak. Ayy kafam da iyice karıştı. :] 
Acaba diyorum resimdeki gibi önlerini biraz kısaltarak, arkadan da sadece tek bir kat mı attırsam. Böylece hem toplayabilirim, hem de maşa falan yaptığımda güzel görünür. Evet evet en iyisi öyle yaptırayım. :] Yarına kadar fikrimi yine değiştirmezsem böyle yaptıracağım herhalde. Hı unutmadan "Fikri olan varsa, şöyle gelsin! :] ♥ "
Şu sıralar en çok da güzel bir fikre ihtiyacım var, işte bu konuda siz imdadıma yetişiyorsunuz. Örneğin fermuardan bileklik yapma konusunda Merve bana oldukça yardımcı oldu. Buradan ona da kocaman teşekkürler ve öpücükler yolluyorum. Tabii Duygu'cuğuma da.. :]  Çok yararlı oldu çoook. :] 
Neyse bakalım saç konusunda da bir şeyler yapacağım artık, saçımın bu halinden de fazlasıyla sıkıldım.  Sizlerin de güzel fikirlerini bekliyorum. Hoşça kalın, kendinize iyi bakın! :]
-Bayanbilen-





13 Eylül 2012 Perşembe

Günce..♥ 46 | Öğretmenlik !


ÖĞRETMENLİK
 Kabul ediyorum, öğretmenlik kutsal bir meslektir. Ama öğretmenlik demek; kendi fikirlerini öğrencilere empoze etmek değildir. Öğretmenlik öğrencilerine bir şeyler öğretmenin yanı sıra onun hayal gücüne ve fikirlerini paylaşmasına imkan sunmayı da beraberliğinde getirir. Aksi takdirde öğretmenliğin fabrikadan çıkmış gibi tek model insan yaratmaktan ne farkı kalır ki? Bunun içinde bu kutsal meslek herkesin ulaşabileceği kadar alçakta tutulmamalıdır. Biliyorum herkes sınavlardan bıkmış durumda, ama bana kalırsa öğretmen adaylarının bu konuda da geçmesi gereken ciddi sınavlar olmalı. Hele ki bu kadar işsiz öğretmen varken... Mademki öğretmenlik okuyan kesimin sadece bazıları işe girebilecek, o halde işe girenler içlerinden en iyileri olmalı. Aksi takdirde okullar eğitim mekanı olmaktan çıkıp, tekdüze insan yaratma fabrikasına dönüşecek.
 Bu konuyu tam da yeni bir eğitim-öğretim yılının başında açtım, belki birkaç öğretmen arkadaşımız bu yazıyı görür de kendini değerlendirir diye. Eğer ki bu yazıyı okuyan öğretmen arkadaşımız varsa onlara birkaç tavsiyem var. Unutmayın tüm insanlar sizin gibi düşünmeyebilir, sizin doğrularınız da başkalarına yanlış görünebilir. Öğrencilerinizin kendi hayal güçleri ile olayları deneyerek öğrenmesine izin verin. Belki sizlerden çok farklı kişiler olacaklar ama onların kendi fikirleri olacak. Size göre yanlış da olsa onların peşlerinden koşacağı hayalleri olmasına imkan tanıyın. Unutmayın herkes siz olamaz! :]
 Böyle söylüyorum diye bütün öğretmenleri de zan altında bırakmak istemem. Öyle öğretmenler var ki, “İşte öğretmen böyle olmalı!” dedirtip parmakla gösteriliyorlar. Ama şu da kabul edilmeli ki maalesef bu öğretmenler sadece azınlıktan ibaret.
-Bayanbilen-

Not: Şöyle bir anasayfaya baktım da güncelere ek hiçbir şey paylaşmamışım, unutmuş değilim en kısa sürede paylaşacağım. :]

Sanırım ben de mimlendim. :] ♥

Bu benim ilk mimim sevgili UzunKirpik tarafından mimlendim. :]
Neyse uzatmadan sorulara geçeyim en iyisi. :]

Günün nasıl geçti?
Yorucu olmasına rağmen oldukça eğlenceli bir gündü. 

İsim vermeden bahset;
Böyle beyaz kısa tüyleri, mavi uzun şapkası olan küçük burunlu şapşal bir şey var. Evet canlı falan değil! Ama onu çok seviyorum. :]

Neden hep cam kenarı;
Yolda kafamı dayayıp düşlere dalabilmek için en uygun yer de onun için. :]

Bugun kendin için ne yaptın;
Çoğu zaman kendim için yaptığım şeyi yaptım; bisiklet sürdüm. 

Twitter ana sayfanı aç ilk gözüne takılan; 
Arkadaşlar iphone 5 aslında ünlü şarkıcımız çelik'ten araktır, lütfen paylaşalım tüm dünya görsün. 

Düşün ki o bunu okuyacak;
O diye biri yok, ben varım ben! :]

Kahkaha atmana sebep olan karikatürler

Klavyeye bakmadan bir şeyler yaz;
bir şeyler

Bir cümle düşün sonra kelimelerin yerlerini değiştirerek yaz;
Olamaz düşünen kahraman sonunu.

Ctrl+V yap; 
Ben de buradan yurtta kalacak kızlara sesleniyorum...Bazalarınızın tutma yerlerini Buse taktı bende vidalarını monteledim.Sonuç olarak açarken dikkat edin:D

Bu mim kime gitsinn? Hıh sequin bu mim sana gelsin. :] 


-Bayanbilen-

12 Eylül 2012 Çarşamba

Günce..♥ 45 | Anı yaşamak! ♥

 Merak ediyorum da kaçımız ileriye dair bir fikre kapılmadan, her an ölebileceğinin bilinci ile anı yaşayabiliyor? Birçoğumuz anı yaşamanın çok uzağındayız. Birçok gereksiz şeye kafa yoruyor ve yine birçok gereksiz insanı önemsiyoruz. Oysaki hayat geçmişi ve geleceği kafamıza takarak geçirilmeyecek kadar kısa.
 Bana kalırsa insanın içinde ölmeden önce hiçbir ukde kalmamalı. Ne yapmak istiyorsun mesela? Hiç balona bindin mi? Binmediysen ya da tekrar binmek istiyorsan şu an iyi bir fırsat. Ya da paraşütle atlamak falan mı istiyorsun, git ve atla. Bilmiyorum işte içinden geldiği gibi yaşa, yapmak istediğin her şeyi yap. İleride keşke ile başlayan söyleyebileceğin hiçbir cümle kalmasın. Biliyorum ki birçoğunuz “İyi hoş ama… “ ile başlayan cümleler kuracaksınız. Ne olabilir mesela? Hıh çocuklarınızın daha rahat bir yaşam geçirmesi için onlara güzel bir miras hazırlıyorsunuz, ee bunun için de çalışmalısınız her istediğinizi yapamazsınız. Öyle mi? Peki ya ileride torunlarınıza yaşamınıza dair ne anlatmayı planlıyorsunuz? “Bak çocuğum ben çok çalışırdım, dosyaların arasında kaybolurdum.” Ya da “Aslına bakarsan sana anlatabileceğim pek bir şey yapmadım, ama en önemlisi senin yaşamını daha iyi şartlarda sürdürmen için para biriktirdim.”  Falan mı söyleyeceksiniz onlara yoksa “ Bir keresinde arkadaşlarla kampa çıktık, gece geç saatlerde bir sesle uyandım. Etrafı kolaçan ettikten sonra yatağıma doğru ilerledim derken, bir de baktım ki yatağın yanında küçük bir sincap ayağından yaralanmış ve yürüyecek hali yok. Eee doğal olarak da kaçamıyor, hemen ilk yardım malzemelerimizi kapıp ayağını sardık. Biraz da su verdikten sonra o da canlandı, sabah uyandığımızda ise yoktu sanırım iyileşip de uzaklaşmış.” Gibi anılar anlatarak küçük torunlarınızın ya da çocuklarınızın gözünde kahraman mı olmak istersiniz? Ben kendi dedemi gözümün önüne getiriyorum da gençliğine dair anlatabileceği sadece birkaç anı biriktirmiş. Ve dönüp dolaşıp onları anlatıyor. Şahsen ben ileride böyle boş yaşamış bir anane ya da babaanne olmak yerine, her fırsatta anı biriktirmiş biri olmayı tercih ederim. Siz de çocuklarınıza “Aah ah bizim zamanımızda öyle değildi, şöyleydi ben hep çalıştım. Sizin zamanınızda dünyaya gelmek vardı.” Gibi cümleler kurmak istemiyorsanız çok geç olmadan kendinize biraz anı biriktirin. Böylesi hem sizin mutluluğunuz için daha iyi olacak, hem de ileride sizin dırdırınızı çekmek zorunda kalacak çocuklarınız için. :] :] Bilmiyorum işte şimdi gelecekten bahsettik, ama geçmişe de takılıp yaşadığımız zamanı unutmamak lazım.
Kısacası önemli olan ne geçmiş, ne de gelecek; geçmiş zaten çoktan geçip gitmiş, gelecekte bir gün mutlaka gelecek. Önemli olan şu an nasıl yaşadığımız. Unutmayın bugün dünün yarınıydı ve yarının da dünü olacak. :]
-Bayanbilen-


11 Eylül 2012 Salı

Günce..♥ 44


Herkese Selam! :]
Bugün de 44.güncemize geldik. Diğer günlere nazaran bahsetmek istediğim bir konu var, ya da birilerine anlatmak istediğim bir şey de diyebiliriz.
Bugün size başıma gelen bir olayı anlatacağım. Bugün arkadaşlarla oturmuş çay içiyoruz, sonra bir ilkokul arkadaşım bizim masaya doğru el salladı. Ben de iyi niyetliyim ya hemen el salladım, çocuğun yüzündeki o garip ifadeyi görünce ne yapacağımı şaşırdım. Arkama doğru baktım ve biri çocuğa el sallıyor, ben de üzerime alınmışım. :] Sormayın bir utandım, bir utandım. Ne biliyim görünce selam veren biriydi, ben de onun için hemen üzerime alındım. Nereden bileyim arkamda bir başka tanıdığı olduğunu. :] O kadar çok utandım ki ellerimle yüzümü kapatıp kaçasım geldi oradan, sonra etrafa bir bakındım kimse olayı anlamamış. Ben de çaktırmadan masadaki muhabbete ortak oldum. Ayy bir de çocuğu masaya çağıracaktım, o kadar durunca davet etmemizi bekliyor sandım bir an. :] Zaten çok çabuk kızaran biriyim, utanınca hemen sıcak bastı kıpkırmızı oldum. Bu yazıyı yazarken bile kendi kendime kızarıyorum. :]
 İşte böyle olaylardan hiç hoşlanmıyorum, utancımdan yerin dibine geçtim resmen. Masadaki muhabbete döneyim dedim, orada da ne diyeceğimi şaşırdım. Birkaç cümle kurup saçmaladıktan sonra, elime telefonu alıp mesaj gelmiş gibi yaptım ben de. İyi ki de ben duymamışım ama mesaj da gelmiş, yoksa bu kötü oyunculukla hemen kendimi belli ederdim. O kendini bilmiyor ama o mesajı atan kişiye de buradan çok teşekkürler, bir anlık hayatımı kurtardı zaten yeterince utanmıştım. :] Bir de şöyle bir durum var karşımdaki kız olsa bu denli utanmazdım, ama erkek olunca yanlış anlaşıldığımı sezdim. Sonra iyice utandım. :] Neyse geldi geçti diyorum, artık yapabileceğim bir şey yok olan oldu. Ama bir dahaki sefere birinin bana el salladığından emin olsam bile, dönüp bir arkamı kontrol edeceğim. :]
Kocaman sevgilerle… :]
-Bayanbilen-
Creative Commons Lisansı
Günce..♥ 44 by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com/2012/09/gunce-44.html.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.

Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.