Search

31 Ağustos 2012 Cuma

Günce..♥ 35


Günce...35
“Eğer bir gün susarsam,
bu artık söylenecek hiçbir şey kalmadığı içindir;
her şey söylenmiş, hiçbir şey söylenmemiş olsa bile.”
Samuel Beckett
  Bu resim ile birlikte rastladım bu söze de, Samuel Beckett adında ismine hiç aşina olmadığım biri tarafından söylenmiş. Üstünkörü okunulduğunda çok sıradan, fakat üzerinde düşünüldüğünde söylediklerine kulak verilmesi gereken bir söz okuduğunuz.
  Hani öyle bir zaman gelir ve onca söyleyecek sözünüz olmasına rağmen, söylemenize hiçbir gerek olmadığını anlarsınız ya onun gibi bir şey bu da. Sözleriniz dudaklarınızın arasından çıksa bir türlü, çıkmasa bir türlü. Konuşsanız üzüleceksiniz, fakat konuşmasanız da içinizde kalanlar acıtacak kalbinizi. Madem teğet geçmiyor yaşadıklarınız sizi, o halde delip de geçecek kalbinizi ama en önemlisi geçecek. Ardından mutlaka izi kalacak söyleyemediklerinizin. Peki ya söylemeli miyiz içimizi acıtan şeyleri? Yoksa içimizdeki tüm pislikleri akıtmak yerine susmalı mıyız sadece? Farklı bir ikilem bu, konuya ve insana göre değişen. Birçok insanın da karasız kaldığı bir ikilem.
 Eğer ki karşınızdaki anlamayacaksa sözlerinizi, o halde gerek var mıdır söylemeye? Yoksa kendimiz için söylemek mi gerekir içeride kalanları. Böyle bir noktaya geldiğinde insan susmayı bilmeli bence. Ama bir düşünüyorum da insanlığın varoluşundan beri ne kadar söz birikmiştir söylenmemiş, ne kadar kelime yakmıştır insanın canını. Belki de sadece o an yüreğinden geleni yapmalı insan. Acıtacaksa söylenmemiş kelimeler seni, söyleyip kurtulmalısın; pişmanlığını yaşayacaksan sözlerinin, o halde susmayı bileceksin.
Aslında söylenecek çok şey de olsa içinde bir şeyler bitmiş ise, her şey söylenmiş demektir. Ya da bunun gibi şeyler. Bilmiyorum.
-Bayanbilen-

30 Ağustos 2012 Perşembe

Günce 34: Bulaşık makinesi ve yeni icadım


Deniz Karahan
Canlarım benim, ben geldiiiim. Yani kim? Ben; yani ailenizin hamarat, hanım hanımcık kızı Deniz...

Ay hamaratlık dedim de yine sinirim bozuldu. Evde bir tane temiz çatal kalmadı ve ben bulaşık makinesinden temiz tabakları, bardakları çıkartıp yerlerine yerleştirmeye günlerdir üşendiğim için kirli bulaşıkları da bulaşık makinesine yerleştiremedim. 

Offf o kadar gözümde büyüyor ki. Zaten o işi yapmayı gözüm yemediği için biraz blogla ilgileneyim de kafam dağılsın dedim. Ama ne fayda; kirli tabaklar çanaklar mutfaktan bana bakıyor. Abim kapının kolunu yapmadığı için mutfak kapısını da kapatamıyorum, offf.

Aslında saatlerdir uyumama sebebim de bu: Belki bir güç gelir de bulaşık makinesini bosaltıp kirlileri yerleştiririm diye bekliyorum. 

O arada tırnaklarımı törpüledim, cila sürdüm filan ama olmuyor, makine boşalmıyor. 

Hayır bırakıp yatacağım ama bulaşık makinesinin içinde temiz çatal kalmadı. Sabah kahvaltısında abim “bu ne yaaa” diye söylenip durur ve beni gıcık eder. Yapacak bir şey yok zorunlu olarak makineyi boşaltıp kirlileri yerleştireceğim.

Ay kızlar aklıma ne geldi biliyor musunuz? Öyle bir icat yapılmalı ki bulaşık ve çamaşır makinesinden temiz tabak çanak kendi kendine boşalıp yerlerine gidebilmeli kirliler de kendiliğinden makineye yerleşmeli.

Tabaklar temiz tabak dolabına çamaşırlar ütü masasına gitmeli ütülenip çamaşır dolabına yerleşmeli. Düşünebiliyor musunuz havada gömlekler, tişörtler, etekler, çatal, bıçaklar ve tabaklar uçuşuyor. E tabii hiç biri birbirine çarpmadan yerli yerine gidiyor. O sırada bizler otursak manikür pedikür yapsak, kahvelerimizi içsek ne güzel olur. Hımmm ben mucit olmalıymışım. Ancak yok ya olmaz. Bende bu üsengeçlik varken yaptığım alet bozulur ve bütün tencereler, tavalar kafamda patlardı. Daha da kötüsü çatal bıçaklar gelip kaba etime saplanırdı. Offf yok yok iyisi mi ben bu yazıyı gönderip bulaşıklarla ilgileneyim. Abimin dırdırını hiç çekemeyeceğim şimdi. Hayır bir şey değil geçen gün pizzacıdan gelen plastik çatal bıçağı da dün sabah kullandık. 

Hadi bakalım Deniz, ne kadar hamarat olduğunu insanlara bir kez daha göster. Baaaay. Öptüm.


Ailenizin hanım hanımcık ve hamarat kızı
Deniz Karahan
http://bayanbilen.com

29 Ağustos 2012 Çarşamba

Günce..♥ 33


Yine yoğun bir günü arkamda bırakarak evimden içeriye adımımı attım. O çok sevdiğim ev hırkamı ve eşofmanımı giydim. Pofuduk terliklerimi ayağıma geçirip, o sıradan ev topuzumu da yaparak hazır oldum. Şimdi de geldim ve bu yazıyı yazıyorum. :] 
Bana kalsa günlerce evden dışarıya adımımı atmam, benim en rahat olduğum an işte şu an. :] Tatillere gidip evden uzaklaşmayı da severim ama evimden vazgeçebilir miyim bilmiyorum. Sırf yurtta kalmamak için, okul tercihlerinde bile bulunduğum bölgeyi tercih etmiştim. Herkes benim kadar evine düşkün müdür acaba? Koca bir günü dışarıda geçirdikten sonra kapının anahtarını çevirerek içeriye adım attığımda, bir oh çekiyorum. Bir günü bitirip evime geldiğimdeki mutluluğu hiçbir şeye değişmem. :] Ardından bilgisayarımın başına geçip odamdan sizlere ulaşmak paha biçilmez herhalde. :] 
Sanırım şu an eksik olan tek şey sıcak bir kahve. Hazırlamaya üşenmiyor değilim ama böyle bir günün ardından iyi gider diye düşünüyorum. Neyse ben üşenmeyi bırakıp kahvemi hazırlamaya gideyim en iyisi. Siz de hoşça kalın! :] 

-Bayanbilen-

Eyeliner mı? Hımm.. ♥ :]

Aslına bakarsanız bundan bir yıl öncesine kadar eyeliner çekiminde benim kadar beceriksiz birini göremezdiniz. Fakat azim ve küçük bir araştırma sonucu eyeliner çekimini öğrenmenin mümkün olduğunu söyleyebilirim. :]
Öncelikle eyeliner çekim teknikleri çok farklı, ilk yapmanız gereken nasıl bir eyeliner çekeceğinizi belirlemek. Bunun için sizler ile yandaki resmi de paylaşmak istedim. Bu resimdeki eyeliner modelleri ilk eyeliner çekecek olanlar için uygun örnekler. Tabii modellerin bunlar ile sınırlı kaldığı gibi bir fikre de kapılmayın. Çok çeşitli eyeliner modelleri var. :]                                  Nasıl bir eyeliner çekeceğinize karar verdiyseniz, büyük bir kararlılıkla eyeliner kaleminizi elinize alabilirsiniz. Eyeliner çekerken dikkat etmeniz gereken bir nokta var, elleriniz titrememeli. 
Eğer ki elleriniz titrer ise pürüzsüz bir eyeliner çekemezsiniz. Söylemem gereken bir başka konu ise eyeliner diğer makyaj malzemeleri gibi ıslak mendille kolayca çıkmıyor. Eğer ki yanlış uygulamış iseniz, eyeliner kurumadan silmeye özen gösterin. Yoksa gözünüzün etrafında siyahlıklar kalabilir. 
Bir kaç denemeden sonra başarılı olacağınıza eminim, benim başarısız olma nedenim tamamen beceriksizlikten kaynaklanıyor. :] Neyse ben de yeni yeni de olsa sürebildiğimi söyleyebilirim. :]
Şimdilik benden bu kadar, sağlıcakla kalın! :]

-Bayanbilen-

28 Ağustos 2012 Salı

Günce..♥ 32



Genelde korku filmlerini severim ama dün gece bir sularında izlediğim bir film açıkçası beni derinden etkiledi. Adı “Diriliş(After.life)” belki içinizde izlemiş olanlar da vardır. İnsana her an ölebileceğini ve ölmeden önce yapması gerekenleri vakit kaybetmeden yapması gerektiğini hatırlatan bir film. Ama maalesef mutlu sonla bitmiyor. Zaten film beni yeterince etkilemişti bir de böyle bir sonla bitmesi beni fazlasıyla üzdü. Aslında film izlemek gibi bir amacım da yoktu, televizyonda gezerken denk geldim ve bir türlü bırakamadım. Her şeye rağmen izlediğim onca filmin içinde hep hatırlayacağım bir filmdi. İçinizde film izlemek isteyenler varsa şiddetle tavsiye ederim. :] Ama küçük bir önerimde var “Yatmadan önce izlemeyin.”  Aksi takdirde sadece bir filmden ibaret olduğunu bilseniz bile küçük bir çıtırtıda büyük bir panikle uyanabilirsiniz. Hele yağmur damlaları camınıza vuruyorsa gayet sinir bozucu olabilir. :] Aslında bu film korku filmi kategorisine girer mi bilmiyorum ama beni korkutmaya yetti. :]
 Yağmurlu günleri sever misiniz bilmiyorum ama benim yağmurlu günler ile aram pek de iyi değil. Havanın karanlık olması ve ortamdaki nemi sevmiyorum, bunun için yağmurlu günlerde genelde mutsuz olurum. Bugün de öyleydi, şu saçma psikolojiden kurtulmak ve bahaneyle hasta ziyaretine de gitmiş olmak için evden çıktım. Geri dönmek için de yağmurun dinmesini bekledim ve uygun gördüğüm bir zamanda oradan ayrıldım. Fakat evime 300m falan kala yağmur ani bir şekilde bastırdı, evlerin çatısından yararlanarak ıslanmamak için çalıştım ama nafile. Kestirme yolu kullanmak mantıklı geldi ve koşarak o yoldan ilerledim aksilik bu sokağın sonunda üç tane köpek, üçü de bana bakıyor. E ben de köpeklerden korktum ve yine koşarak geri döndüm. Kestirme yoldan gideyim derken yolumu da uzatmış oldum, tamamen ıslandım. Açıkçası sinir bozucu bir gündü ve bu günden sonra yağmuru sevebileceğimi de sanmıyorum.  :]
 Her neyse yine de yağmura haksızlık etmemek lazım, penceremden bakarken güzel sayılır. :] Peki ya siz yağmuru sever misiniz? :]
♥ 
-Bayanbilen-

27 Ağustos 2012 Pazartesi

Bileklik yaptım :))


Deniz Karahan
Selam kızlar, Yine ben geldim yani biricik Deniz’ciğiniz. 

Hepiniz beni hanım hanımcık kız olarak tanıyorsunuz ama bugün el becerilerimle karşınızdayım. Geçenlerde çok sevdiğim bir blog olan “Eda’nın Dünyası”na iade-i ziyarete gitmiştim.

Bir de ne göreyim! Eda’cığım resimli olarak bileklik yapımını anlatmış. 

Eda’cığımın seçtiği resimlerle herhangi biri bile rahatlıkla bileklik yapabilir. Eda’cığımı tebrik ediyorum.

Biraz vakit geçti ve kendi kendime dedim ki, 

“E hadi Deniz! Boş boş oturma bir şey yap. Oturdum ve şıppadak bir bileklik yapıverdim.

Yapımı çok basit. Benim yaptığım bu bilekliği yapmak için bu tür işlere benim kadar elinizin yatkın olması da gerekmiyor.

“Beğenmezseniz kırılır, oturur ağlarım baştan söyleyeyim. 
Beğenmeseniz bile “Ay  ne kadar kabiliyetlisin demeyi ihmal etmeyin olur mu? 

Bir keyfim bu tür takdirlerdir ona göre. Yani beni üzmek yok, ağlarım”

Hımm nerede kalmıştık; Bu bileklik için yaklaşık 1 metrelik bir tel kesiyoruz. Telin sağ tarafını borunun sağ tarafından,  sol tarafını da solundan geçirip telin her iki tarafından çekiyoruz. Sonra ikinci boru için aynı işlemi tekrarlıyoruz. Nereye kadar? Düğüm payı bırakıp, bilekliğiniz bileğimize uygun boyuta gelene kadar. 

Hımmm işte son nokta. )) Normalde telin uçlarına açma kapama aparatları eklemek gerekiyor. Ancak o an elimde yoktu. Ben de telin her iki tarafına bükerek düğüm attım. Telin artan bölümünü kestim ve bileğime yerleştirip telleri büktüm. İşte boru bileklik hazır.

Ancak size tavsiyem üşenmeyip açma kapama aparatlarını da takmanız. Aksi taktirde çıkartması zor oluyor.:)) Aslında acıkça söyleyeyim, açma kapama aparatlarını takamadım ve yaparken de çok sıkıldım. Daha da yapmam ama çok güzel olmuş değil mi?

Tamam tamam benim bilekliğim Eda’nınkiler kadar güzel değil ama en azından çok kolay. Immm yok galiba bu konuda o kadar da marifetli değilim. Tekrar bakınca moralim bozuldu. Offf niye ben bu konuda iyi değilim ki. Kötü mü? “Kötü demeyin şimdi ağlarım ona göre.

26 Ağustos 2012 Pazar

Günce..♥ 31





Selam, 

Bugün de günce yazmak için yine geç bir vakit seçtim, çünkü eve anca gelebildim. Son günlerde çok geziyorum zaten, ama pek de şikayetçi sayılmam eve kapanmaktan çok daha eğlenceli olduğuna eminim. :] Tek sorun yazı yazacak geniş vakitler bulamıyorum, yazılarımı da hızlı hızlı yazmak zorunda kalıyorum. Olsun en azından yazabilecek konular üretiyorum kendime. :] 
 Bugün köye gittim ve hayatımda yemediğim kadar çok meyve yedim, hatta bütün bir gün karnımı bu meyveler ile doyurduğumu da söyleyebilirim. Sonra aklıma siz geldiniz. :] Blog için ne yapabileceğimi düşündüm ve sizlere bu güzel çiçeklerden getirmeye karar verdim. Hemen hemen köyün her yerinde olan bu adını bile bilmediğim çiçekleri çok sevdim. Daha öncesinde böyle bir çiçek gördüğümü de sanmıyorum. Ben bu çiçekleri çok beğendim ve sizlerin de beğenebileceğini düşündüm. Umarım yanılmıyorumdur. :] 
 Bir de köy havasının insana gerçekten çok iyi geldiğini fark ettim ve böylece yaşlanan insanların neden köyde yaşamak için direttiğini de anlamış oldum. Sanırım onların bu isteği memlekete dönmek gibi bir düşünceden değil de, hayatın karmaşasından uzaklaşma isteğinden geliyor. Henüz yaşlanmama çok var ama ben bile oradan geri dönmek istemedim. Her neyse zaten orada kalsam şimdi oturup bu yazıyı buraya yazamaz, yazma arzusunun verdiği şevkle yeşil kaplı o çok sevdiğim defterime yazardım. Ama buraya yazmaktan daha mutlu olduğumu rahatlıkla söyleyebilirim. :] Neyse sözü yeterince çok uzatmışım zaten, daha da uzatmayayım. Bugünlük benden bu kadar, Hoşça kalın! :] 

♥ 

-Bayanbilen-

25 Ağustos 2012 Cumartesi

Klavye Boyamak Mı? ♥


Geçenlerde internet üzerindeki bir sosyal ağda bu resme rastladım. İlgimi çekti ve ben de dikkatle inceledim. Sonra aklıma bir fikir geldi. Benimde bu klavyeye çok benzeyen eski bilgisayarımın bir klavyesi var.  “Neden olmasın? :]” dedim kendi kendime. Biraz daha temiz bir işçilik ile ortaya çok güzel bir sonuç çıkacağına eminim.
Henüz bu çalışmaya başlamış değilim ama gün olur da üşenmeyi bir kenara bırakıp klavyemi bulursam, bunun gibi bir şey yapmak istiyorum. Eğer ki yaparsam blogda da paylaşacağım. :] Ben bu fikri çok sevdim. Belki sizler de seversiniz ve eski klavyeleriniz varsa, onları da böyle şirin bir görünüme sokmak isterseniz diye paylaşmak istedim. Tabii klavyenin eski olmasına gerek yok, denemekten korkmayanlar kullandıkları klavyelerini de boyayabilirler. Ama ben kendi klavyesine asla kıyamayacak olanlardanım. :]
 Eğer ki içinizden biri bunu denerse, bizimle paylaşmayı da unutmasın. :] Aslında denemeyenlerin de bu klavye ile ilgili yorumlarını bekliyorum. Kendi adıma bu klavyeyi çok sevimli buldum. Umarım sizler de böyle düşünürsünüz. :]
Kendinize iyi bakın! :]

♥ 

-Bayanbilen-

Günce..♥ 30 :]


 Maalesef uzun zamandır düzenli bir şekilde günce yazamıyorum. Bunun ise birçok nedeni oldu. Ama bugün günce yazabilmek için bir fırsat bulabildim. Ve bu güncede ne yazabileceğimi hiç bilmiyorum. Sanırım sizlere şu blog ile ilgilenemediğim günlerde neler yaptığımdan bahsetmek istiyorum. :]
 Öncelikle hiç bu kadar eğlenmemiştim. Şu son günlerde balık tutmaya ve yüzmeye gittim. Balık tutmayı çok severim, ama sadece tutmayı. Oltanın başında saatlerce beklemek pek de hoşuma giden bir şey değil, fakat şu son balık tutma çabamdan da zaferle ayrıldığım söylenemez. Aksine büyük bir yenilgiyle döndüm evime. Gölde o kadar çok balık var ki, ekmek attığınızda balıkların birbirleriyle savaştığını görebiliyorsunuz. Fakat hiç biri oltaya gelmiyor işte. :] Zaten orada balık tutmaya çalışan tek topluluk olmamız da garipti. Şu işin sırrını çözemedim ama kocaman göldeki bütün balıkları doyurduğumuza eminim. Oltadaki kancaya dokunmadan bütün yemleri yemeyi başardılar. Sanırım oltaya gelen de biz olduk. :]
 Yüzme konusuna da azıcık değinmek ve size küçük bir öneride bulunmak istiyorum. Havuzda kaydırağın altında ne olduğuna dikkat etmeden, sakın ha kaydıraktan kaymayın! :] Yoksa benim gibi kaydırağın altının da havuzun diğer bölümleri gibi derin olduğunu düşünerek orasının derinliğinin çok azaltıldığını fark etmez ve dibe çakılırsınız. :] Benden söylemesi, sonra hiç “Ayağım acıdı! Off!” falan demeyin. :]
 Şimdilik benden bu kadar, sizlerin de anlatacak bir şeyi olursa ben buradayım. :]
Sağlıcakla kalın! :]
♥ 
-Bayanbilen-

24 Ağustos 2012 Cuma

Batik etek: Güneş; eteğinizin renklerinde parlasın :))


Deniz Karahan
Selam kızlar, yine ben, yani Deniz.
Bugün sizlerle bir etek paylaşacağım. Pamuktan yapılmış bu batik eteğin renkleri güneşten geliyor. Pırıl pırıl yaz güneşinin sıcaklığını taşıyan bu etek, özellikle yazlıklarda akşamüstü giymek için ideal.

Şimdi gözlerinizi kapatın ve düşünün. Hımmm evet… Öğlen güneşinde kumsalda cayır cayır yanmışsınız. Kumlar terleyen vücudunuza yapışıp sizi adeta bir kumdan kadın yapmış. Serinlemek için denize girmiş, buz gibi suyun içinde donmuşsunuz. Siz daha çıkmadan arkadaşlarınız gelip "gel Deniz, deniz voleybolu oynayacağız” demiş.

Detay
Saatlerce bir deniz topunun peşinde, atla denize cozzz! çık denizden cozur cozur (yanma sesi]] ) Ne o! Deniz topu uçmasın. :)) Pazarda düzinesi 5 liralık top uçmadı merak etme ama  hem nezle oldun, hem kulağına su kaçtı, hem de başına güneş geçti. Ama zafer bizim! Top sağlam :))

Yok yok şaka bir yana bunlar çok keyifli şeyler. İşte böyle bir günün ardından gökkuşağı renklerinde eteğinizi giymiş, büfeden kolamızı almışsınız. Kamışı üfleyip kolayı köpürtüyor ve arkadaşlarınızla gülüşüyorsunuz. Tabii kumsalda, kendini atletik vücutlu sanıp size bakarak vücudunu göstermeye çalışan magandalara ters ters bakıyorsunuz. Ortam magandalardan temizlenince arkadaşlarınızla müziğe eşlik ediyor, hafifçe kollarınızı oynatıyorsunuz. Kola bardağında eteğinizle aynı renkte bir pipet var. Hımm ucunda limon dilimi de olabilir. Ne kadar hoş değil mi?

Batik etek
Resimde gördüğünüz bu uzun etek, Polka Dot inc. tarafından üretilmiş. Batik eteklerin çoğu gibi pamuklu kumaştan yapılmış. Eteğin yanları, gümüş rengi ipliklerle dikilmiş. E tabii ki eteğin hakim renkleri yazın sıcaklığını taşıyor: Etek, pembe, yeşil ve mavi şeritlerle renklendirilmiş.

Hımmm en güzel yanlarından biri de şu: Eteği istediğiniz gibi buruşturabilirsiniz. :)) Çünkü batik eteklerin doğası gereği, modeli zaten buruşuk. :)) Tam basna göre. Benim gibi yerinde de duramayan hanım hanımcık :)) kızlar için çok iyi bir özellik. Koşup oynuyor, dans ediyorsunuz ama eteğinize bakan hiç kim kimse, "kıza bak buruş buruş etek giymiş" demiyor. Zaten ayıplayan bir göz gördüm mü gidip o kişiyi boğasım gelir. Hiç haz etmem o tür insanlardan. E tabii hanım kız olarak tepkimi içime atmak zorunda kalır ve uyuz olurum. O sebeple yani benim gibi çok hareketliyseniz bu etek sizi bu tür haris gözlerden de koruyacaktır.


Ay tatlışlarım, çok acelem olduğu için yazıyı tekrar okumadan ve düzeltmesiz gönderiyorum. Siz okurken kafanızda düzeltirsiniz olur mu? Öptüm, bye

Sizin biricik Deniz’ciğiniz
Deniz Karahan 





22 Ağustos 2012 Çarşamba

Günce..♥ 29


Merhabalar,
 Şimdi çekilişimi de çektim, çok rahatım. Bu rahatlığın verdiği hoş bir mutlulukla da sizlere 29. güncemizi yazıyorum. Uzun zamandır sizleri biraz ihmal ettiğimin farkındayım, ama sizler de uğramamışsınız buralara hiç. Her neyse bayram telaşından gelememişsinizdir, diyerek kendimi teselli ediyorum. Ama artık uğrayın buralara da.  :]
Bugün bayramda gidecek kimsem kalmadı artık ve ben de “Çıkıp dolaşayım şöyle bir çarşı, pazar.” dedim. Çıktım da gözüm gönlüm açıldı. Herkes bayramlık cicilerini giymiş, takılarını özenle seçmiş ve saçlarını da titizlikle yapmış. Gerçekten çok hoşuma gitti ve “Keşke her gün bayram olsa!” dedim. Sonra da “Yok yok, her gün bayram olsa kimse kıyafetine dikkat etmez.” diye düşünerek bu düşüncemden de vazgeçtim. Az önce de birkaç sitede gezerken yukarıdaki fotoğrafı fark ettim. Bu fotoğraftaki kıyafet de bana bayramı anımsattı. Tam bayramlık! Çok cici bir elbise, çok hoşuma gitti. :]
Neyse bakalım bugünlük de benden bu kadar, bir daha ki gelişimde sizler de burada olun olur mu? Özletmeyin kendinizi... :]
En kocaman sevgilerle…  :]
-Bayanbilen-

20 Ağustos 2012 Pazartesi

Günce..♥ 28


Belki De Her Şeyi Bir Kenara Atıp, Eğlenmeyi Öğrenmeliyiz Sadece!
En son içten gelen kocaman bir kahkaha atalı ne kadar zaman geçti? Ya da en son ne zaman gerçekten mutlu olduğunuzu hissettiniz? Evet, mutlu olmak için bir şeyler olmasına gerek yok. İnsan her an mutlu olabilir, fakat benim kastettiğim mutluluk kendiniz için bir şeyler yapmanızdan geçiyor.
Örneğin; yukarıdaki fotoğraf karesine bir bakarsanız, ne demek istediğimi rahatlıkla anlayabilirsiniz. Bana kalırsa insanın böyle mutluluklara da ihtiyacı var. Şimdi size eğlenmek için bir yerlere gidin, her zaman yaptıklarınızdan farklı bir şeyler yapın diyeceğim. Sizler de bana “ İyi hoş söylüyorsun yapalım da, davulun sesi uzaktan hoş gelir işimiz gücümüz var bizim.” diyeceksiniz belki. Peki ya size soruyorum, insanın yaptığı işten de verim alabilmesi için deşarj olmasına gerek yok mu? Eğer ki olmadığını savunuyorsanız “O hâlde haftalık ve ya aylık tatiller niye varlar?” madem deşarj olunmasına gerek yok, tatiller de olmamalı o halde. Peki ya siz tatiller olmadıkça yoğun tempoya ayak uydurabilir misiniz? Bedeninizin deşarj olmaya ihtiyacı olduğunu kabul ettik değil mi? O hâlde ruhunuzun da bedeninizden çok farklı olmadığını uzun uzun açıklamaya gerek yok. Zaten önemsediğim şey sadece eğlenmeyi öğrenmeniz.
Şimdi içinizden geçiyordur belki “Sen bize tavsiye vermeye çalışıyorsun da, sen buna uyuyor musun?” diye. O hâlde cevap vereyim; haklısınız kısa bir zaman öncesine kadar ben de eğlenmeyi unutmuştum. Fakat anladım ki bedenimize çok yüklendiğimizde hasar gördüğü gibi, ruhumuza çok yüklendiğimizde de hasar görüyor. Ben de sordum kendime;  O hâlde gereksiz yere kendimi sıkıntıya sokmak niye? Ne için çabalıyorum ben, mutlu olmak için değil mi? Peki ya böyle mutlu muyum? Bu sorulara verdiğim cevaplar doğrultusunda bir yol haritası çizdim kendime. Artık daha fazla eğleniyor ve böylece daha mutlu oluyorum. Benim için eğlence ise bazen adrenalin oluyor, bazen ise boş boş dolaşmak. Peki sizin için eğlence ne? Bunun cevabını biliyor musunuz? Eğer bu soruya hemen bir cevap bulamıyorsanız, bence acele edin! Mutluluk bir yerlerde sizi bekliyor olmalı… :]


-Bayanbilen-

Sen Bunlar Olmadan Da Güzelsin! ♥


Sen Bunlar Olmadan Da Güzelsin!

 Şimdi sizlerle uzun zamandır etraflıca ele almak istediğim bir konuyu konuşacağım. Konumuz; Makyaj. Makyaj ile ilgili belirtmek istediğim ilk nokta makyaj sadece küçük dokunuşlardan ibarettir. Hiçbir makyaj hiçbir kadını olduğundan güzel göstermez. Öyle kadınlar tanıyorum ki etrafımda makyaj yapmadan bakkala bile gitmeyen ve ya eşofman takımının üzerine bile makyaj yapan. Büyük bir ihtimalle o kadınlar kendilerini makyaj olmadan çirkin hissediyorlar. Ama neden? Makyaj sizi ya da beni farklı biri yapmaz ki, makyajın altındaki yüz ile makyajın üzerinden görünen yüzün de pek bir farkı yok aslında. Tabii ki makyaj kötüdür, aman ha yapmayın falan demiyorum sizlere. Makyaj küçük dokunuşlardan ibaret oldukça tabii ki güzeldir. Fakat makyaj ile bambaşka bir kadın yaratma çabasının da gereksiz olduğunu söylemeliyim.
İşin aslına bakarsanız dış görünüşümüz de, kafamıza taktığımız kadar önemli değil. Sizin içinizdeki güzellikleri göremeyen birinin, sizi dış görünüşünüzden beğenmesi çok da gerekli bir şey mi? Bana kalırsa önemli olan karşınızdakinin makyajın üstünü değil, makyajın altındaki kadının iç güzelliğini görmesidir. Aksi takdirde sizi kıl kadar tanımayan birinin, yanınızda sizin makyajınızı beğendiği için durması çok da önemli değil. Aslına bakarsanız anlatmak istediğim başkalarının sizin üzerinizdeki görüşlerini aşırı önemseyerek, kendinizi değiştirme çabasına girmeyin. Bırakın, siz zaten güzelsiniz. Nereden mi biliyorum güzel olduğunuzu? Çünkü her insan güzeldir.
Düşünsenize bir… Dünyada her insandan yalnızca bir tane var, yani siz teksiniz. Eşiniz ve benzeriniz yok şu dünyada. Ve de şöyle anlatayım, özel yapım kıyafetler dünyada tek oldukları için çok değerlidirler ya. İşte siz de tam böylesiniz, çok değerlisiniz. Makyaj yapmadan da güzelsiniz. 


-Bayanbilen-

18 Ağustos 2012 Cumartesi

Günce 27 | No woman no cry - Kadınlar ağlamasın 1


Deniz Karahan
Selam kızlar, yine ben; yani Deniz Karahan :))

Bugünkü günce için bizim kızlarla konuştum ve "bir kerecik de ben günce yazayım ne olur?" dedim. Biraz düşündüler ve "ama günce yazmak zor iştir Deniz. Öyle herkes yazamaz. Sen daha önce hiç günce yazmadın ki" dediler. Buse devreye girdi ve dedi ki "Hımmm madem ki yazmak istiyor, bir denesin, yazıktır. Hem ben ona güveniyorum, başarabilir". İşte Buse'nin bu sözünden sonra, akan sular durdu ve günce yazma görevi bana verildi.

Gelgelelim beni rezil olma korkusu sardı. Evet görevi almıştım ama şimdi ne yazacaktım. Düşündüm düşündüm ve yine düşündüm. Aklıma hiçbir şey gelmiyordu! 


Kafam dağılsın diye güzel bir şarkı dinlemeye karar verdim. Dinlediğim şarkı gel de beni yaz dercesine "ağlama kadın ağlama" (orijinal adı ile "no woman no cry") adını taşıyordu.

Vikingler’deki çizgi film kahramanlarından Viki'nin burnunu kaşıyıp "işte bu" dediği gibi “işte bu” dedim ve konunun beni bulduğunu fark ettim.

Peki yazımın içeriği ne? Daha sonraki zamanlarda çokça yazacağım ve ayrıntısına gireceğim şekilde; erkeklerin kadınları hor görmesi, ağlatması, kadınların hayatın zorluklarına direnmesi ve merhamet duygusu yazı dizimin asıl konusu olacak. Ancak sizinle bugün bu şarkıyı paylaşacağım ve diğer konulara sonraki "kadınlar ağlamasın" yazılarımda devam edeceğim. Yani bu post; serinin başı. :)) 

Hımmm, nasıl derler? Devamı gelecek :)) Ama önce şarkı hakkında birkaç cümle…

Bob Marley bu şarkıda, kocaları çalışmak için uzak diyarlara gitmek zorunda kalan, kadınlara sesleniyor. O kadınlar ki, gerektiğinde çocuklarını zorluklar içinde yetiştirmeyi bilen, dere kenarında insanların çamaşırlarını yıkayarak evini geçindirebilen, aşk ve ayrılık acısıyla ağlayıp, şefkat ve merhametin de simgesi olabilen kadınlar. Bob Marley bu şarkıda o kadınlara diyor ki, “no woman no cry”. Bu sözün anlamı; tabii ki bazı erkeklerin kullandığı şekilde “kadın yok ağlamak yok” gibi kaba bir anlam taşımıyor. (Biz olmasak  peşlerini bile toplayamazlar ya. Hadi bir şey demeyim de büyüklük biz kadınlarda kalsın). Şarkının adı "Ağlama kadın ağlama" ya da daha genel bir ifadeyle "kadınlar ağlamasın" anlamına geliyor. Bu şarkıyla ilgili olarak erkek olmakla beraber işini iyi yapabilen ender erkeklerden biri olan Aptülika’nın da güzel çalışmaları vardır. Sonra belki onlardan bir iki örneği de bulup kaynağına link bağlarım. Kadınların sözlerine değer vermeyen bazı erkekler; telifti, haktı, hukuktu dinlemese bile biz kadınlar bu tür şeylere önem veririz değil mi? Çünkü biz kadınız. Tabii ki kaynağını bulabilirsek kaynağına link vereceğiz. Neyse bu başka bir konu.

Canlarım benim. Bizi okumaya devam edin pls. Öptüm

Deniz Karahan
BayanBilen.com

---------------
No woman no cry - Bob Marley çeviri
Yazının konusu hakkında kısaca: "No woman no cry”: Bob Marley bu şarkıda, kocaları çalışmak için uzaklara giden, dere kenarında çamaşır yıkayarak çocuklarını büyüten kadınlara sesleniyor ve onlara diyor ki “ağlama kadın ağlama”


17 Ağustos 2012 Cuma

Çiçek Deseni.. :] ♥

Geçenlerde de 2012 yazının en popüler desenlerinden bahsetmiştim. Fakat o yazıda polka-dot üzerine konuşmuştuk. Şimdi ise çiçek desenleri hakkında konuşmak istiyorum. Tabi ki siz polka-dot desenlere buraya tıklayarak yeniden ulaşabilirsiniz.
Biz şimdi gelelim çiçek desenine, son zamanlarda en çok da taytlarda olmak üzere çoğu yerde bu çiçek desenine rastlayınca bu yazıyı yazma gereksinimi duydum. Sizlerin de benim gibi çoğu yerde bu desene rastladığınıza eminim, çünkü bayram alışverişi için gezindiğim şu günlerde her yerin puantiye ve çiçekler ile kaplı olduğunu gördüm. Yani bu yaz her yer cıvıl cıvıl, fakat gel gelelim buralarda yaz iki haftayı geçmedi. Bunun için bu cıvıl cıvıl desenleri sadece vitrinlerde görmekle yetiniyorum. Buralarda insanlar ağustosta bile hırka almadan çıkamıyor. Sanırım küresel ısınmanın mevsimlere etkisi ile ilgili biraz da. Her neyse ben konudan uzaklaşmamış iken çiçek desenlerine geri dönelim. Ben bu yaza kadar çiçek desenlerini hiç sevmeyen biriydim. Çiçek desenlerini kıyafetlerden daha çok sehpa örtülerine ve havlulara yakıştırır çiçekli kıyafetlere de burun kıvırırdım. Fakat bu yaz çiçek modelleri elbiseler ile o kadar güzel birleştirildi ki, çiçek desenli elbiselere hayran hayran bakar oldum. Resimdeki pembe tonlarının ağırlıkta olduğu cıvıl cıvıl elbise de, şu hayran hayran baktıklarımdan bir tanesi. 
Ünlüler de dahil olmak üzere büyük bir kesimin bu çiçek desenlerini tercih ettiğine bakarsak, bu sezon çiçek desenlerine hayran olan da tek ben değilim. Sizlerin de benim gibi bu desenlere hayran kalacağınızı düşünere bloga da eklemek istedim. Ben keyifle yazdım, umarım siz de eğlenerek okursunuz..
Kocaman sevgiler.. 


-Bayanbilen-

Denemekten Korkmazsanız Ortaya Güzel Şeyler Çıkabilir.. ♥

DO IT YOURSELF! :]

Siz de benim gibi kendi yaptığınız şeyleri çok mu seversiniz? O halde şimdi ortaya şirin bir şeyler çıkarma vakti. Görüntüsünü beğenmediğiniz ayakkabılarınızı, küçük dokunuşlar ile tanınmayacak kadar güzelleştirebilirsiniz. Ama bunun için gereken şeyler var tabi ki, bunların da en önemlisi sabır. :]
Geçenlerde kullanmadığım bir ayakkabıyı değiştirme girişimine girmiştim, fakat yapıştırıcı ve sabrım tükenince her şey yarıda kaldı. Sanırım ben bu iş için biçilmiş kaftan değilim ama içinizde tam olarak öyle olanlar olduğuna eminim. :] İşte bu yazımı da tam da öyle olanlar için yazıyorum. Ayakkabılarınız için korkmuyorsanız bu fikir tam da size göre. Renkli bıcır bıcır, çok sevimli bir ayakkabı olmuş bu. Buradan bakınca da gayet basit görünüyor, ama gerçekte ne tür zorluklar ile karşılaşırsınız pek bilemem. Ben kumaşlardan yapmayı deneyip de, başarısız olanlardanım doğrusu. :] Ama içinizde denemekten korkmayıp başarıyı yakalayan varsa, buyurun bekleriz. :] Yapanlar olursa mutlaka resimlerini yollayın bize. :]
Ben bu fikri çok sevdim, denedim ama başaramadım. Umarım sizler de seversiniz, denersiniz ve de başarırsınız. Haydi bakalım, benim yapamadığımı yapın. :]
Hepinizi çok seviyorum, iyi hafta sonları..


-Bayanbilen-

Günce..♥ 26

Merhaba,
Uzunca bir süre bloga bakamadığımı biliyorum. Bunun için de sizlerden küçük bir özür dileyerek, bloga bakamamamın nedenini açıklamaya çalışayım. Bilgisayarımda bir arıza oldu, ve başka bir yerden de uğrayamadım şu sıra. Ama çok sağ olsun Deniz eksikliğimi aratmamış. Sizinle güzel bir topuklu ayakkabı modeli de paylaşmış. Bu da beni çok sevindirdi. :]
Şimdi gelelim bloga uğramadım o güne. Aslına bakarsanız sadece bir gün, fakat bir gün ne kadar da uzunmuş öyle. Bilgisayarın başında blog ile ilgilenirken zamanın nasıl geçtiğini anlayamıyormuşum meğer. :] Hepi topu bir gün ama o bir günde yapmadığım şey kalmadı. Her şeyden önemlisi mutfağa bir girdim, pir girdim. İlk başta sadece yemek yapmak istemiştim ama başlayınca duramadım. Malum bir de oruçlu olunca akşama hiç doymayacağım diye düşünüp onca şey hazırladım. Ama akşam olunca da hepsi kaldı, o ayrı konu. :]
Yine o gün içinde mağazaları gezmeye de vakit bulabildim. Uzun zamandır "Bayramda nasıl giyinsem?" telaşım vardı, çok şükür artık çoğu şey tamam. Daha önce de bahsetmiştim bir etek almıştım ve şimdi bir de gömlek aldım üstüne. Papyon takmak da istemiştim ama bulunduğum bölgede papyona çok da hoş bakmayacakları malum, ben de "Madem öyle fular takayım." dedim. Bakalım yine de her an papyona dönebilirim gibi geliyor ya, hadi neyse.. :]
Ben geldim ama sizler de buralarda sayılmazsınız, tahminimce herkesin bayram telaşı vardır. Ama bayramdan sonra burada olun. 
Kocaman sevgilerimle... :]



-Bayanbilen-

16 Ağustos 2012 Perşembe

Topukları Kırılmayan Topuklu Kalp Ayakkabı



Herkese selam

Burcu'nun bugün oldukça geciktiğini fark ettim ve "işte Deniz, nihayet beklediğin fırsat ayağına geldi" deyip bloktaki ilk yazımı yazmaya karar verdim. Madem ayağıma gelen bir fırsat var, o zaman ilk yazımda sizinle bir ayakkabı paylaşmak hoş olur. 

Bilirsiniz, biz kadınlar için ayakkabı seçimi çok önemlidir. Ayakkabılarımız şık olmalıdır. Örneğin topuklu bir ayakkabı boy sorunumuzu gizleyebilir, bazen de karşımızdaki erkeğe karşı bize kadınsı bir güç kazandırır. Elbette topuklu ayakkabının bazı dezavantajları da vardır. Yüksek bir kaldırım taşı ve kırılan bir topuk bütün hevesimizi kursağımızda bırakabilir. Yani topuklu ayakkabı bize zorluk da çıkarabilir. 

İnternette dolaşırken gördüğüm bu tür bir ayakkabı ise hem yüksek topuk etkisi yapar hem de topukları kırılmaz. Bilekten dolaşan ve topuklara dolanan ince bir bağcıkla ayağı kapsayan bu ayakkabı, önden şık bir kemerle ayak parmaklarını sarıyor. Kıpkırmızı deriden yapılmış bu ayakkabının topuk dizaynı ise oldukça farklı. Anneannelerimizin döneminden kalma kömürlü ütüleri andıran topukların ortasında parlak simlerle renklendirilmiş kırmızı bir kalp var. Bu ayakkabının belki de tek dezavantajı; günlük hayatta giyilemeyecek olması. Ancak bir parti ya da dans salonunda bu tür bir ayakkabıyla oldukça dikkat çekebilirsiniz. 

Hepinizi kocaman kocaman öpüyorum. Hoş geldim :)) 

Deniz Karahan

15 Ağustos 2012 Çarşamba

Bella Thorne..♥

Bella Thorne özellikle genç kızların son zamanlarda kendine moda ikonu seçtiği bir isim. Bu hayranlığın sebebi de büyük bir ihtimalle bir dizide "Modadan anlayan genç kız" rolünü üstlenmesidir. Fakat biz şimdi Bella Thorne'yi tarafsız olarak kıyafetleri ile ele alalım. :]

Bella Thorne 22 Temmuz 2012 gecesi Teen Choice Awards ödül töreninde resimdeki gibi giyindi. Yani simli açık tonlarda bir etek ve teninin tonlarında bol bir üst giydi. Takı olarak ise bebe yaka şeklinde bir kolye ve ince bir bileklik tercih etti. Ayakkabı olarak ise griye daha yakın tonlarda bir ayakkabı giydi. Gelelim bu görüntünün nasıl olduğuna; öncelikle etek ve üst birbirine çok iyi uyum sağlamış, bunun için Bella'yı tebrik etmek gerek. Kolye ve bileklik de bu kıyafet ile harika olmasa da, kötü de olmamış. Fakat o ayakkabılar bu kıyafet ile pek de uyumlu olmuş gibi görünmüyor. Zaten kıyafetlere şöyle bir bakıldığında da hemen göze batıyor. Yani kıyafetleri ayakkabı haricinde gayet güzel. Tonları da saç rengi ile gayet uyumlu olmuş.
Şimdi de gelelim Bella Thorne'nin bu kıyafet ile tercih ettiği makyaja. Öncelikle makyajda görünebilen tek önemli ayrıntı eyeliner, ki o da gayet yakışmış. Göze batmayan, yaşına da uygun hoş bir makyaj. :]
Ben bu kombini ve de makyajı sevdim. :]
Umarım sizler de böyle düşünürsünüz. 
Sevgilerimle.. :]


-Bayanbilen-

Günce..♥ 25

Herkese selam,
Bugün gecikmiş de olsa 25. güncemizde buradayım. Gecikmemin bir çok nedeni var aslında. Öncelikle uzun zaman sonra bu kadar çok uyudum. İlk kez sahurdan önce uyumuşum, hatta öyle bir uyumuşum ki sahura zor kalktım. :] Sahurdan sonra bir daha yattım ve kimse beni uyandırmamış, gözümü bir açtım saat dört olmuş. :]
Daha sonra annem apar topar kaldırdı, malum Kadir Gecesi mezarlığa gidiceğiz. Mezarlığa vardık, mezarın başında dua ediyoruz. Sonra bir grup küçük çocuk yanımıza doğru geldi, hepsinin elinde de bir bidon su. Hepsi "Başınız sağ olsun." diyerek mezarın üstüne su dökmeye çalışıyor. İlk başta sadece iyi niyetli olduklarını düşünmüştüm. Sonra yaklaşık on beş tane küçük çocuk mezara su dökünce birden mezar göle döndü. Neye uğradığımı şaşırdım resmen. Bir de içlerinden bir kaçı mezarın üzerine basıp da geçmez mi? Deliye döndüm resmen. Ellerine biraz para verdik, yok vermez olaydık. Bu sefer de aralarında parayı paylaşamadılar. Tam başımızdan savdık derken de tekrar geri döndüler. Aslında onlara da kızmıyorum. Suç onları mezarlığa salan anne baba da. O yaşta çocuk biri demedikçe ne bilsin mezara basılmayacağını? Her gün mezarlıkta durup ısrarla para istemekten de "Mezarlık eşkıyası" olmuşlar resmen. Şimdi sen bu küçük mezarlık eşkıyalarından nasıl bir gelecek beklersin. Zamanla insanlardan para alarak yaşamaya alışıp, para için insanlara zarar vermeyecekleri ne malum?
Sanırım insanlar kendini eğitmedikten sonra; "Nereye gidiyor bu Türkiye?" demenin, ayrımcılıktan yakınmanın ve de oturduğumuz yerden eleştirmenin hiç bir faydası yok. Sanırım değişime herkes kendinden başlamalı. :]
Nereden başlayıp nereye geldiğimi anlamadığım, milli duygularımın depreştiği, sık sık saçmaladığım ama eğlendiğim bir günce oldu. :]
Kocaman sevgiler..



-Bayanbilen-

14 Ağustos 2012 Salı

Kadir Gecesi..♥

"Kim kıymet ve büyüklüğüne inanarak ve Yüce Allah'tan sevap bekleyerek Kadir Gecesi'ni ihya ederse onun geçmiş günahları affedilir”
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)

Böyle güzel bir günde Allah (c.c) yardımcınız olsun, hepimizin Kadir Gecesi mübarek olsun.  Nice Kadir Geceleri görmeniz dileğimle..


-Bayanbilen-

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Topuklu ayakkabı..♥

Topuklu ayakkabılar yediden yetmişe her kadının sevdası olsa gerek. Biz gelelim topuklu ayakkabının sevilmeyen taraflarına. Öncelikle ciddi derecede yürüyeceğiniz bir yere gidiyorsanız, ya yanınıza spor ayakkabılarınızı alacaksınız ya da topuklu ayakkabılarınız gerçekten rahat olacaklar. Topuklu ayakkabı ile rahat etmeniz için ise gereken bir kaç şey var. Bana kalırsa topuklu ayakkabı seçerken 1 numara büyük alın. Eve geldiğinizde ise ayakkabınızın içine tabanlık yerleştirin. (Hani şu her yerde satılan şeffaf tabanlıklardan) Bu tabanlıklar ayakkabı numarasını 1 numara küçültür ve ayakkabı ayağınıza tam olur, ayrıca ayağınız da öne doğru kaymaz. Diyelim ki topuklu ayakkabınızla uzun süre durdunuz ve ayağınız şişti. İşte şimdi tabanlıkların asıl görevi başlıyor, çıkarın tabanlığı ayakkabınızdan ve ayakkabı ayağınıza tam olmaya devam etsin. :] 
Ben topuklu ayakkabıların pek de sevdalılarından sayılmam ama önemli günlerde giymek gerek tabi ki. İşte böyle zamanlarda ise bu şekilde yaparak daha rahat olabiliyorum. Gerçi 35 numara ayakkabıyı da pek rahat bulamadığımdan da en iyi yöntem tabanlık oluyor.
Bu arada bu resimle birlikte geçmişe gittim, hüzünlendim ve geldim. Benim de böyle annemin topuklu ayakkabısının topuğunu kırış maceram var. Bir de topuklu ayakkabılarla babama gidip " Bak bugün ne kadar da büyümüşüm dimi?" deyişim falan. Sanırım herkesin bu ve ya bunun gibi maceraları vardır annesinin topuklu ayakkabısıyla.. :]
Kendinize iyi bakın! :]

♥ 

-Bayanbilen-

İlginç bir kolye..♥

Bugün yabancı bloglarda dolanırken bu kolye gözüme ilişti. Döndüm ve dikkatle inceledim kolyeyi, daha sonra hiç buna benzer bir kolyeye rastlamadığımı fark ettim. Ne bileyim bu kolye bana pek bir ilginç ve bir o kadar da güzel geldi. 
Kot bir gömlek ve turuncu tonlarında ceket ile kullanılmış, çok da şık durmuş. Aslında kalın metalden oluşmuş kolyeleri pek sevmem, onun yerine daha ince metaller ile oluşturulmuş kolyeler daha bir güzel görünür gözüme. Ama biliyorum ki son zamanların modası ağır metal işlemeli kolyeler, ve sanırım bu kolye de ağır metal işlemeli kolyeleri bana sevdirecek. 
Sizler de bulunduğunuz yerde buna benzer bir kolyeye rastladıysanız, çok şanslısınız. Çünkü ben bu kolyeyi çok beğendim ve kolay kolay da bulabilecek gibi değilim. :]
Hiç değilse blogda paylaşayım da arada bir dönüp bakarım diyorum, kim bilir belki benden başka da bu kolyeyi çok çok beğenecekler vardır buralarda. :]
Kocaman sevgilerimle.. 


-Bayanbilen-

Günce..♥ 24

Merhaba,
Bugün de 24. güncemize geldik. Aman Allah'ım ne kadar da çabuk geçiyor günler. Özellikle Ramazan'da sahurdan önce günce yazmayı alışkanlık haline getirdim resmen. :] 
Bir iki gündür ne doğru dürüst blog ile ilgilenebildim, ne de yazmam gereken bir kaç yazıyı yazıp yerine yollaya bildim. Aslına bakarsanız bugün tam da maçın olduğu sıralarda yazabilirdim. Ya da yok yok meraktan hiç bir şey yazamazdım ben. Sonuç hüsran da olsa, yani 3-2 yenilmiş de sayılsak, eğlenceliydi. :]
 Genelde kadınlar futbolu sevmezler kabul ama ben sevenlerdenim işte. Hatta en sevdiğim kişi ile bulunduğumuz bölgenin takımının maçına falan gidip, yaşadığımız değişik maceralarımız da var. Şu maçlar yine başlasın, yine gideceğiz. Kocaman türbinde toplasan 20 kişi bile olmasa, biz gideceğiz. Ama öyle yapılan faullere karşılık küfür falan etmek yok bizde, en kötü lafımız "Çüş yani!" olmuştu. :] Öyle de kibar taraftarız. Bir de her maça gelen heyecanlı teyze bize küfürlü tezavrat öğretmeye çalışmazsa çok eğlenceli bir sezon olacağına eminim. Bakalım gelecek neler olacağını gösterecek. Ama ben şimdiden heyecanlıyım. :]
Herkesin eğleneceği şeyler farklı, ben bir maçta da en sevdiği arkadaşı ile gülme krizine girenlerdenim.  Sizler de her ne ile nasıl eğlenebiliyorsanız, onu yapın. :]
Öyle işte, sahura da az kaldı, en iyisi gidip bir şeyler yemek.
Kendinize iyi bakın ve yarın her birimiz ayrı ayrı hayatlarda aynı güne güzel uyanalım. :]



-Bayanbilen-

Siyah etek.. ♥

Bugün post yollamak konusunda geciktiğimin farkındayım. :] Ama bunun nedeni uzun zamandır bayram için bir şeyler beğenmeye çalışmam. Sanırım sırf ben aradığım için hiç bir mağazada tamamen siyah yüksek bel bir etek bulamadım. Fakat bugün anladım ki bu iş böyle olmayacak, kendi çözüm yolumu kendim bulayım dedim. 
Bir mağazada bel kısmındaki kemeri kahverengi olan bir etek bulmuştum. Baktım fiyatı da uygun ben bunu alayım dedim. Eve gelince o bel kısmını içe doğru kıvırdım ve geniş siyah kemerimi de üzerine taktım. Baktım ki sonuç da gayet güzel, keyfime diyecek yok. :]
Şimdi tek sorunum kararsızlık. Siyah yüksek bel eteğin üstüne ne giysem diyorum. Sivri yakalı beyaz bir gömlek giyip papyon mu taksam, yoksa papyon işine hiç bulaşmasam da resimdeki gömlek gibi bir gömlek mi giysem? :]
Sanırım insan başkalarının kıyafetlerini çok kolay eleştiriyor da, kendi giyebileceği bir kombini bile oluşturamıyor. Artık buna mum dibine ışık vermez mi diyelim, yoksa terzi kendi söküğünü dikemez falan mı bilemiyorum. :]
Yardım edebilecek biri varsa, kahvemi de elime aldım bekliyorum. 


♥ 

-Bayanbilen-



12 Ağustos 2012 Pazar

Günce..♥ 23

Merhaba,
Bugün de sıra 23. güncemizde. :] Aslına bakarsanız 23. güncemizde değinmek istediğim bir sürü nokta var. Ve ben hangisinden başlayayım bilemiyorum. 
En iyisi sizlere bende işe yarayan ufak tavsiyeler vermek. Bunu maddeler halinde yapsak daha anlaşılır olacak sanırım, o halde bu seferlik öyle yapalım. :]
1. Hayallerinizin peşini asla ve asla bırakmayın. İleride kendinize "Neden?" diye sormamanız için bu şart. Ve tabi ki hayallerinize ulaşabilmek için gerekli adımları atmaktan çekinmeyin.
2. Gerektiği kadar bencil olun. Birilerine karşılık kendinden fedakarlık yapıp da, üzülen o kadar çok insan var ki... Bencil olmanız şart, bencil olun ve kendinizden asla fedakarlık yapmayın. Tabi bencilliğin ayarı da kaçmamalı. :]
3. Bir şeyleri yapmaktan mutluysanız, kaygılanmayı bırakın. İleriye dönük kaygılar sizi yıpratmaktan başka bir işe yaramıyor maalesef. 
4. Bunları yapamıyor musunuz? O halde küçük bir oyun oynayın; Polyannacılık. Her şeyin güzel olduğuna inanmak, her şeyin güzel olmasındaki en büyük adım. 
Zaten hayattaki her şey de sandığımız kadar kötü falan değil. Bir kaç şair, bir kaç da yazar tarafından beynimizin içine işlenmiş bir şey bu. "Aslında hayat berbat, ama biz güzelmiş gibi yapıyoruz." İşte bu saçma, hem de gerçekten mutlu olan bu kadar insan varken. Kabul yıpranmış hayatlar olabilir, ama yaşamaya değer umutlar da halen varlar. Öyle işte biraz Polyannacılık oynamanın da kimseye bir zararı olmaz. Biraz saçmalamanın da..


-Bayanbilen-

11 Ağustos 2012 Cumartesi

Farklı bir çanta, farklı bir kombin. :] ♥

Yine sayfalarda dolaşırken gözüme ilişen bir fotoğraf ile karşınızdayım. Kombin gayet güzel biliyorum ama bu fotoğrafı asıl paylaşma amacım, o çok şirin bulduğum fil çanta. :]
Normalde kullanabileceğim bir şey değil ama gerçekten çok sevimli. Son günlerde bu üç boyutlu çantalar çoğu kombinde gözüme ilişmiyor da değil. Araba şeklinde olanlar, ayıcık şeklinde olanlar vs. çok çeşitleri var. Bu çantalar bana küçüklüğümü anımsattı, benim de tavşanlı bir çantam vardı. O zamanlar da çocuklarda hayvanlı çantalar çok modaydı, herkeste bulunurdu onlardan. :]
Neyse ben saatlerce tüm çocuklu anılarımı anlatmaya başlamadan kombine geri gelelim. Pastel tonlarının ağırlıkta olduğu çeşitli desenleri olan askılı sevimli bir elbise tercih edilmiş. Üzerine de salaş örgü bir hırka alınmış. Aslında bu kadar salaş hırkaları pek sevmem, hırka kolumdan çıkmasın diye büyük uğraş vermek çok yorucu. :] Ama bu kombinde hiç de fena durmamış diye düşünüyorum. 
Şimdi gelelim ayakkabılara, yine son zamanlarda ortaya çıkan bir moda; açık ayakkabı ile çorap giymek. Bunu da hiç sevebilecek gibi değilim. Mesela açık bir ayakkabı ile çorap giyersem, hayatta evden dışarıya adımımı atamam. :]
Son olarak o fötr şapkayı da çok sevdim, zaten fötr şapkaları çok severim. Ben genel olarak bu kombini sevdim, umarım siz de seversiniz.. :]
Hoşça kalın! :]

 

-Bayanbilen-

Güzel bir kombin..♥

Bugün yağan yağmurdan da ilhamımı alarak sizlere yağmurlu havalarda giyebileceğiniz bir kıyafet örneği göstermek istedim. 
Bu kıyafet örneğinde enine çizgileri olan renkli bir üst tercih edilmiş. altına ise şort ve külotlu çorap giyilmiş. Bu kombinin üzerine turuncu bir kaban alınarak, bir de fular takılarak kombin tamamlanmış. Aa, evet bir de gri renkli uzun çizmeler var. Çizme giyme fikri yerde oluşabilmesi muhtemel su birikintilerinin külotlu çorabınıza sıçramasını önlemek için akıllıca. Fakat daha kibar çizmeler kullanılabilir diye düşünüyorum. Belki geniş bere şeklinde bir şapka da kullanılabilir. :]
Bu arada yağmurlu günlerde yapmanız gereken makyaj hakkında kısa bir öneri; Makyaj yapmayın. Çünkü yüzünüz ıslandığında makyajınız akacak ve "Keşke hiç makyaj yapmasaydım." diye hayıflanacaksınız. Benden söylemesi... :]
Hı bir de unutmadan söyleyeyim, bu kombini yaz yağmurlarında kullanacaksanız içinize kasa kollu bir üst giymenizde yarar var. Aksi takdirde şuan gözüme çarpan güneş gibi, hemen güneş açabilir ve sıcaktan bunala bilirsiniz. :]
Kocaman sevgilerimle.. 


-Bayanbilen-


Günce..♥ 22

Merhaba,
Bugün de sıra 22. güncemizde ve ben yine buradayım. Bugün mutluyum. Ama öylesine söylemiyorum bunu, gerçekten mutluyum. ( Aman Allah'ım bir günüm bir günümü tutmuyor! :] ) 
Dün gece yatmadan önce iyice bir düşündüm de neden mutlu olamayayım? Sırf başkalarının yaptıkları için neden kendimi üzüp kızayım, ve ya gelecek için neden şimdiden kaygılanmaya başlayayım. Boş boş kaygılansam da, kafama takmayıp anı yaşasam da neler olacağını sadece zaman ile görebilirim. O halde bu mutsuzluk niye? Her neyse işte sadece kendimi düşünmem gerektiğini kafama iyice oturtup, öyle başladım yeni güne. Ama söz verdim ya kendime bugün eğleneceğim diye, bir kaç sevdiğim insan ile birlikte çıktım alışverişe. Evet aradığım gibi bir etek bulamadım, saatlerce mağaza mağaza gezmekten ayaklarıma kara sular indi. Ama günler sonra bir şeyleri sadece kendim için yaptım. Yetmez miydi? Tabi ki yeterdi. Aslına bakarsan mutlu olmak için, camdan küçük çocukları izlemek bile yeterdi. Anıları gözünde canlandırmak da yeterdi. Ama bir yerlere çıkıp buralardan uzaklaşmaya da ihtiyacım vardı. Bu dört duvardan, devamlı aynı insanlardan uzaklaşmaya da ihtiyacım vardı. Gezdim ve geldim, iyi de oldu. Fakat bu sefer gezdim yeter diyerek eve kapamayacağım kendimi. Karar verdim ki hayat bir şeylere kızıp da, kendini eve kapamakla harcanmayacak kadar kısa. Evet yaşım ölmek için erken olabilir, fakat ölüm bu kime ne zaman çatacağı belli değil. Hem ölmeyip 90 yaşıma kadar bile yaşasam, torunlarıma anlatacak güzel anılarım olsun istiyorum. İleride en güzel yıllarımı hatırlarken sadece bu dört duvarı ve bilgisayarı hatırlamak istemiyorum. 
Unutmayın yaşadığımız her gün boşa harcanmayacak kadar değerli. İnsan üzüntüleri aşıp hayatına devam edebilmeli..
Kendinize değer verin!


-Bayanbilen-

10 Ağustos 2012 Cuma

Çanta ve bileklik..♥

Yine o çok sevdiğim bileklikler ile buradayım. Resimde gördüğüm o iki bilekliği de çok beğendiğim için sizler ile paylaşmak istedim. Öncelikle turkuaz bileklikten başlayalım. Taş ve çiçek detayları olan çok zarif bir bileklik. Günlük hayatta olsun, özel davetlerde osun çoğu kıyafet ile rahatlıkla kombin edilebilir. Şimdi de biraz metal detayları olan bileklik takımından bahsedelim. Ben çoklu bileklikleri zaten çok seviyorum. Bir de metal detayları eklenince bu resme bayıldım. Bu tür metal çoklu bilekleri en çok salaş tarzlar ile seviyorum fakat şık kıyafetler ile de gayet uyumlu oluyorlar. :]
Çantadan da bahsetmeden edemeyeceğim. Ben bu çantayı çok sevdim, parlak ve ince detayları olan bu çanta gerçekten çok şık görünüyor. Günlük hayatta bir kot bir de tişört ile kullanılamaz belki ama, daha özel yerlerde de şıklığınıza şıklık katacağına eminim. Gerçi ben bu şekilde yani zarf modelindeki çantaları pek kullanamıyorum. Sanırım taşımak biraz zor geliyor. :] 
Ama bu tür çantaları böyle gördükçe kıskanmadan da edemiyorum. :]
Ben bu bileklikler ve de çantayı gerçekten çok beğendim. Sizlerin de beğene bileceğini düşünerek bloga eklemek istedim. Benim için keyifli bir post oldu, umarım sizler için de öyle olmuştur.
İyilikler sizinle olsun..


-Bayanbilen-

Hadise yine göz dolduruyor.. ♥

Hadise Trendyol katalog çekimi
Şimdi sizlere sesi ile yankı uyandırdığı kadar, kıyafetleri ile de göz dolduran birinden bahsedeceğim. Evet bahsettiğim isim şarkıları ile de gündemden düşmeyen Hadise. Hepimiz Hadise'nin şarkılarını mutlaka dinlemişizdir ve ya şarkıları bir yerlerden kulağımıza ilişmiştir. Ama ben müzikten pek anlamam, gitarı bile doğru düzgün çalamıyorum onun için müziğini eleştiremem. Fakat bildiğim bir şey varsa bu kadar hayran kazanan bir sanatçının müziği de kötü olamaz. 
Neyse biz müziği bir kenara bırakalım da, şimdi de biraz Hadise'nin kıyafetlerinden bahsedelim. Kim ne derse desin ben Hadise'nin kendine has bir tarzı olduğunu düşünüyorum. Kendi adıma bu tarzı da seviyorum. 
Örneğin biraz resmi incelemek gerekirse; kiremit tonlarında bir pantolon ile siyah ve kiremit tonlarının bir arada kullanıldığı üst tercih edilmiş. Üstte desen olarak da 2012'nin en popüler deseni olan polka-dot kullanılmış. Kemer olarak da kahve tonlarında kibar bir kemer tercih edilmiş. 
Hadise böyle bir kombin ile kolye kullanmamış, ki ben de kullanmazdım. Fakat kullandığı bileklikler çok hoşuma gitti. Çünkü yarım kollu üstler ile bileklik kullanılması gerektiğini düşünürüm. Oje olarak ise siyah ojeler tercih edilmiş, aslında kiremit rengi de kullanılabilirdi fakat siyah bileklikler ile de daha uyumlu olmuş. :]
Kısacası ben bu kombini de çok beğendim. Umarım sizler de benim gibi bu kombinini de beğenirsiniz.
Kocaman sevgilerle..


-Bayanbilen-

Günce..♥ 21

Merhaba,
Bugün de 21. güncemizde yine sizlerle birlikteyim. Bugün dünkü kızgınlığımdan eser yok. Aksine aşırı bir durgunum. Sanki seksen yaşına gelmiş ve geçmişi anımsıyor gibi. Aslında geleceğe yönelik ne olup biteceğini, benim bu konuda ne yapabileceğimi düşünüyorum. İki yol var önümde ama seçim yapmama gerek var mı bilmiyorum. Çünkü ben ikisine de gitmek istiyorum. Sanırım bu yolda atabileceğim en büyük adım, orta yoldan gitmeye çalışmak. Böylece hem daha mutlu olabilir, hem de bir seçim yapmamış olurum. Ya da kendimi kandırıyorum. Mantıklı olan yol her ne kadar güzel bir yere çıkacak olsa da oldukça sıkıcı ve bir o kadar da yorucu, bu yolda çetin dönemeçlerden geçmeliyim. Umutlarımın git dediği yol ise oldukça karanlık, beni neler beklediğine dair hiç bir fikrim yok. 
Şu an halen kafam çok karışık.. Sanırım bu iki yolun arasından gideceğim ama mantıklı olan yola daha bir yakın duracağım. Çünkü mantıklı bildiğim yoldan geldim buraya kadar, ve bu kadar gelmişken tüm emeklerimi hiçe saymaya da hiç niyetim yok. Gerçi bu iki yola da emek verdim ben. Evet evet en iyisi bir seçim yapmayacağım. Bunları da pek kafama takmamaya çalışıp, anı yaşamaya bakacağım. Kim bilir belki de zaman çok daha farklı bir yol gösterir. 
Biliyorum sizleri de sıktım. Belki de bir çoğunuz buraya kadar okumadı bile. Ama ben yapmacık şeyler yazmayı değil, şu an içimden geçenleri yazmayı istedim.
Sevgilerimle...


-Bayanbilen-

9 Ağustos 2012 Perşembe

Pastel Renkler.. ♥

Evet kabul edilmeli ki bu senenin asıl modası neonlar fakat pastel renklerin de hakkını yememek lazım. Her ne şekilde kombin edilirse edilsin pastel tonların da kendi çapında bir tarzı var. Örneğin resimdeki tonları inceleyelim. 
Yavruağzı üst, pastel tonlarda yeşil bir pantolon ve açık tonlarda bir kürk tercih edilmiş. Çanta olarak ise yine pastel tonlarda bir turuncu kullanılmış. Genel olarak resimdeki renk uyumuna bakacak olursak; pastel tonlarında ve çok şık. Her nedendir bilmem ama pastel tonlarını hep severim, resimde olsun kıyafetlerde, mobilyalarda her yerde. Ama en çok da ojelerde. :]
Pastel renkleri sizinde sevebileceğinizi düşünerek böyle bir post yazmayı tercih ettim. Pastel tonları sevdiğinizi düşündüm; çünkü neonların bu seneki hakimiyetine rağmen, pastel tonlar yine her yerde. Özellikle ben resimdeki pastel turuncu çantaya hayran kaldım. modeli de çok hoşmuş.
Şimdi gelelim sizlere, sizler de pastel renkleri sever misiniz?


-Bayanbilen-


Pantolon üzerine etek.. :(

Yıllar sonra da sevmeyeceğime bu kadar emin olduğum tek şey, pantolon üzerine etek modası. Aslına bakarsanız bu tür giyim örneklerini sadece bir kaç modacının defilesinde ve bir kaç istisna insanda görebilirsiniz.
Sokaklarda pantolonun üzerine etek giyen pek kimseye rastlamadığım düşünülürse bu modayı sevmeyen tek kişi ben değilim. Bu moda hep bana küçüklüğümü hatırlatır. Kışın annemin önlüğün altına zorla pantolon giydirmesini, ve her seferinde o pantolonu giymemek için direttiğimi. Sanırım annesinden etek altına pantolon giyme baskısını gören tek ben değilim. :]
Zaten o zamanlar da tek ben değildim. Hemen hemen çoğu anne çocuğuna zorla eteğin altına pantolon giydirirdi. Ne yaparsın işte anne yüreği. :]
Öyle işte bana kalırsa bu modaya ayak uydurmayın. Çünkü benim de içinde bulunduğum çoğu insan bunu komik buluyor. Peki ya siz pantolon üzerine etek modasını sever misiniz? 
Sevgilerle..


-Bayanbilen-

Günce...♥ 20

Merhaba,
Evet bugün de sizlere 20. güncemizi yazıyorum. 5.günce, 10. günce derken 20. güncemize de geldik. Fakat gelgelim bugün kızgınım. Uzun zaman sonra bu kadar kızdığımı hissediyorum. Kızgınlığımın sebebi ise belki o kadar büyük bir şey değil ama kızdım işte. Baştan başlayayım birine "Şuradan şu şu çantayı şu gün için alacağım." diyorsunuz. Sonra o gidiyor kendine oradan o çantayı alıyor ve size "Bak ben bu çantayı aldım sen sakın alma pişti olmayalım." diyor. Gel de kızma şimdi. Diyorsunuz "Bak ben sana demiştim neden aldın hani, madem aldın niye o gün takacaksın." Neymiş efendim duymamış o, ben öyle bir şey dememişim. Yahu tamam gördün beğendin diyelim hatta ve hatta aynı rengi beğenmiş ol, aldığın yer de mi tesadüf? Şu an resmen sinirden deliye döndüm. 
Anlıyorum büyük bir şey değil, ama bu da bir değil iki değil. Elbisemin aynısından aldı, gömleğimin, pantolonumun bile. Şimdi de başımıza çanta çıktı. Yeter yani dimi? İnsanın da bir sabrı var, bir yere kadar anlayışla karşılıyorsun ama bir yerden sonrası aşıyor. 
Benden size söylemesi "Sakın kimseyi taklit etmeyin." hem çok sinir bozucu bir şey, hem de birilerini taklit ettiğinizde güzel falan da görünmüyorsunuz. Unutmayın herkesin bir tarzı vardır ve herkese her şey yakışmaz. Örneğin ince askılı minik elbiseler bir çok insana yakışır iken, bana hiç de yakışmaz. Ne biliyim buna benzer şeyler işte. Unutmayın ki hayatınızı birilerini taklit ederek geçiremezsiniz.
Belki saçma bir yazı oldu, ya da şimdi bunları bize ne anlatıyorsun falan diyorsunuz ama gerçekten önemli bir konu. Kim bilir belki de güzel görünmenin tek yolu orjinallikten geçer.

-Bayanbilen-

8 Ağustos 2012 Çarşamba

Bir Kot, Bir Gömlek.. ♥

Ben de dahil olmak üzere çoğu kişinin günlük hayatta bir kot, bir de gömlek giyip dışarıya çıktığı bir gerçek. Neden çünkü böylesi en rahatı. Kötü mü görünüyor peki? Tabi ki hayır, çoğu zaman sıradan da görünse kötü görünmediği kesin. :]
Örneğin resimdeki görüntüye bir bakın, hiç bir şekilde kötü olduğu söylenemez. Bu sezonun başından beri moda olan, mavili ve kırmızılı kareli bir gömlek. Altına da dar paça bir kot. Kısa topuklu kırmızı ayakkabılar ile de gayet uyumlu ve hoş olmuş. Elinde de siyah spor bir çanta ile kombin tamamlanmış. 
Kendi adıma ben bu kombinleri en çok da rahat olduğu için çok sever, sık sık kullanırım. Ayrıca bu resimde bileklikler de unutulmamış. Sanırım bunun içinde apayrı bir sevdim kombini. Gömleğin içinde ki kırmızı tonları ile uyumlu bir bileklik ve yine gömleğin mavisinde bir oje ile gerçekten çok hoş bir kombin oluşturulmuş. :]
Bu tür kombinlerin bir başka güzelliği de saçınızı ne yaparsanız yapın hoş duracağı. Örneğin bu kombinin üstüne küçük bir topuz ve ya at kuyruğu da çok yakışırdı. Ben bu kombini de çok severek paylaştım umarım sizler de severek okumuşsunuzdur. :]
Hoşça kalın!


-Bayanbilen-

Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.