Search

31 Aralık 2012 Pazartesi

Mutlu yıllar

Selam
Tüm Bayan Bilen okurları ve siz değerli arkadaşlarımızın yeni yılını kutlar, yeni yılın hepimiz için güzel geçmesini dileriz. 



Bayan Bilen'i temsilen...

29 Aralık 2012 Cumartesi

5.mim! ♥ :]

Bahar yaklaşık bir buçuk hafta önce beni mimlemişti ama ben o sıralarda buralara uğrayamamıştım, onun için mimine anca cevap verebiliyorum. Neyse canımm geç olsun da güç olmasın değil mi? :] Bu arada Bahar'ın yazılarını ve şiirlerini mutlaka okumalısınız. Özellikle şiirleri beni hayal dünyamda yolculuklara sürüklüyor. :] Neyse lafı iyice uzatmadan ben mime başlayayım. :] 


1. Mantığın mı yoksa duyguların mı ön plandadır?
Aslında mantık benim için daha önceliklidir, fakat mantığımla verdiğim kararlar beni mutsuz etmeye başladığından beri mantığı bir kenara bıraktım. Duygularla karar vermenin daha insancıl olduğunu düşünüyorum. Tabii yerine göre ben de "Mantık mı, duygu mu?" ikilemine düşüyorum. 



2.İnsanlar niye mutlu değiller?Niye gözlerinin önündeki mutlulukları görmüyor ve şükretmesini bilmiyorlar?
Evet insanlar mutlu değiller ve gözlerinin önündeki mutlulukları göremiyorlar. Bunun bir getirisi olarak da şükretmesini bilmiyorlar. Ve ben de tarafsız bir gözle baktığımda kendimi bu insan kategorisinin içerisinde görüyorum. Sanırım ben odaklı düşünmemiz, etrafımızdaki diğer mutlulukları gözlemlememizi engelliyor. Oysa ki hayat görmesini bilen biri için yaşanacak mutluluklarla dolu. Ve şükretmek üzerinde sayfalarca yazı yazıla bilinecek bir konu. Ama kısaca açıklamak gerekirse her sabah gökyüzünde yükselen güneş için bile şükretmek gerek. 




3.Çok para harcayıp keşke almasaydım ya da harcamasaydım dediğin bir şey var mı?
Şu an düşününce her ne kadar aklıma gelmese de boş yere aldığım, "Aa bu çok ucuzmuş." diyerek saldırdığım eşyalar var. Ya da "Günün birinde lazım olur." mantığıyla satın aldığım kıyafetler, çantalar var. :]



4.Haklı olduğun bir konuda hakkını savunur musun yoksa susmak adalet mi dersin?
Aslında ilgili konuya göre değişir ama son zamanlarda hakkımı savunmanın beni anlamamakta direten insanlar için bir yararı olmayacağı aksine susmanın onlara güzel bir cevap olacağı kanaatindeyim. Sonuçta bir bir yerden sonra anlattıklarımız karşımızdakinin anlayabildiği ile sınırlı kalıyor. 


5.Tok gözlü müsün yoksa her şeyim olsun diyenlerden misin?

Sanırım tok gözlülük, aç gözlülük bir yana "Birkaç şey benim olsun da gerisi olmasa da olur." gibi bir düşünce içindeyim. :]



Daha önceden aldığım bir kararı devam ettirerek kimseyi mimlemiyorum. Eğer mimi okuyup da "Ben de mimlensem güzel olurdu." diyen birileri varsa bu mim onlara gelsin. :]

-Bayanbilen-





Günce..♥ 90 || Uzunca bir aradan sonra iki çift muhabbet.. :]

Biliyorum uzun zamandır bloga uğrayamadım ama uğrayabilecek halim de hiç yoktu. Ben ömrüm boyunca bu kadar hastalandığımı, boğazlarımın bu denli şiştiğini hatırlamıyorum. Bir an hiç geçmeyecek sansam da bu hastalığı da atlattım ve sağlığın değerini fazlasıyla anladım. :] Aman siz de benim gibi "Ben üşümüyorum ki atkıya falan hiç gerek yok." diyerek kendinizi kandırmayın. Hele sabahları hava buz gibi oluyor, o an için anlamıyorsunuz ama sonrası çok fena oluyor benden söylemesi.  :]
Ben geçen hafta mim yapacaktım ama bir türlü vaktim olmadı ki. Normalde mimleri cevaplamaya özen gösteririm fakat bu sefer gerçekten vaktim yoktu, sanırım bu yazıyı bitirdikten sonra mimi de hazırlayacağım. :]
Benim burada olmadığım günlerde ne yaptığımı soracak olursanız, sınavlara girdim çıktım annemin boğazlarıma iyi geleceğine inandığı pekmezli ıhlamurdan 6-7 bardak içtim. Ya da şöyle söyleyeyim içmek zorunda bırakıldım, hayatımda bu denli kötü bir şey içtiğimi hatırlamıyorum. :] Anlayacağınız yokluğumda kayıta değer güzel bir şey yaşamadım. :]
Peki ya siz neler yaptınız? İçinizde yeni yıl için özel hazırlıklar yapanlar, çekiliş çekenler falan var mı? Ya da benim gibi hava değişiminin de etkisiyle hastalanıp yataklara düşenler var mı? :]
Yorumlarınızı bekliyorum. Kocamann sevgilerle! :]
-Bayanbilen-

23 Aralık 2012 Pazar

Günce 89 || Yeni yılın anlamı

Merhabalar,
Deniz Karahan
Biliyorsunuz ki artık 2012 yılını çok yakında geçen sene olarak anacağız. Tıpkı eski bir arkadaştan bahseder gibi 2012'yi de tarihe gömeceğiz. Veee yepyeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Öncelikle hepimiz için yeni yılın büyük mutluluklar getirmesini, işlerimizin, arkadaşlıklarımızın, sağlığımızın, hayatımızın ve her şeyin daha iyiye gitmesini diliyorum.

Ancak bu yazımda size pek de düşünmediğimiz bir şeyden bahsedecek daha doğrusu aklımıza pek gelmeyen bir konuya dikkat çekeceğim.

Ben eski yılları dolaplarımızı düzenlerken bulduğumuz eski bir adres defterine benzetirim. İçine baktığımızda geçmişte bizim için çoook önemli olan adres ve telefonların yazılı olduğu bir defter; İçinde iş başvurusu yaptığınız ve artık var olmayan şirket telefonlarından tutun da bir zaman nişanlınız olup sizi başka bir bayanla aldatmış olan terbiyesiz bir mahlukata (sadakatsiz eski erkek arkadaş ya da nişanlı) kadar bir çoğu artık kullanılmayan adres ve telefon numaralarını barındıran bir adres defteri gibi. Muhakkak ki sizin için halen değerli olan ama "yıllar sonra arasam beni hatırlamaz ki" dediğiniz veya aradığınızda kullanılmadığını gördüğünüz telefonlar da olabilir. Elbette her şeyin yolunda gidip geçmişten günümüze uzanan bir kucaklaşma da yaşanabilir.

Peki ya siz ne düşünüyorsunuz? Yeni yıla girerken eskide kalacak olan yıllar sizin için ne anlama geliyor. Daha net sorayım?

2013 saat 00:01'de 2012 sizin için ne anlam ifade edecek? Ertesi gün değil ama yeni yıla girdikten tam 1 dakika sonra...

Deniz Karahan
BayanBilen ekibinden, Buse ve Burcu'yu temsilen


14 Aralık 2012 Cuma

Günce..♥ 88 || Birbirinden alakasız iki konu hakkında; Maç ve Kış. :]

Merhaba, 
Bütün bir haftanın yorgunluğuyla ancak gelebildim karşınıza. Aslında bugünkü günce için bir konu seçmek istiyordum ama anlatmak için aklıma gelen o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı, hangilerini nasıl anlatacağımı inanın bilmiyorum. :]
Şuradan başlayalım gecikmeli olarak da olsa kış geldi bile. Büyük bir çoğunluğa göre kış soğuk demektir ama bana göre daha bir sıcaktır kış. Kocaman bir örme kazağın içinde kaybolmanız, kitap okurken battaniyenizin içine gömülmeniz ve karın beyazlığından yüzünüze yansıyan parlak bir ışıktır. Üşüyen ellerinizle kahvenizi tutarken boğazınızdan aşağıya inen sıcaklıktır, karın yağışını izlerken yüzünüzde oluşan gülümsemedir kış. Bir çok mevsime göre daha sıcaktır aslında, sonbaharın hüznünden daha iç rahatlatıcı daha sıcaktır. Bunu da nereden çıkardım şimdi bilmiyorum ama kışı severim konusu açıldıkça da üzerinde bir iki cümle kurmak isterim. Sanırım bu satırlar da bu sabah durakta kışa hakaret eden o duygusuz teyzeye gidiyor. :] Tamam o teyzenin bu satırları görmesi zor ama ben sabah söyleyemediklerimi dile getirmek istedim. :]
Ardından da şuna değinmek istiyorum eğer günün birinde herhangi bir maça ilgi duyarsanız ya da giderseniz şunu hiç unutmayın "Maç sadece bir maçtır ne iddaa tutturma yeridir, ne üstünlük taslamadır, ne de karşı tarafa küfretmektir dediğim gibi sadece maçtır. Adam gibi tezavruhatını yaparsın yine geldiğin gibi gidersin. Öyle toplulukta tıkını çıkarmayıp yalnızken görünce laf atmakla olmuyor bu işler." Sanırım bugün de hep insanların yanında kafamı çevirip de söyleyemediklerim var. Ne yapayım söylesem bir türlü söylemesem bir türlü. :] Ama şu maç işine gerçekten çok sinirlendim tamam yenildik kabul hatta voleybol maçını neredeyse götürüp elimizle verdik. Karşı tarafın yenileceği kesinleştiği için bütün taraftarları gitti ve maç dönünce bir telefonla geldiler. Ama ne yapalım yani yenildik diye oturup ağlayalım mı kazanan da olacak kaybeden de, uzatmanın ne faydası var ki? Toplulukta da demiyor yalnız görünce diyorlar ya iyice sinirim bozuldu. Gerçi onların istediği de bu tam olarak sinirlerimin bozulması, hoş o otobüste ayağa kalkıp çantayı kafalarına geçirmek vardı da değmez. Hem şiddetin çözüm olduğu nerede görülmüş? :] Her neyse ben lafı iyice uzatım tüm düşüncelerimi ortaya dökmeden sizi güzel bir şarkıyla baş başa bırakayım. İyi dinlemeler! :]

-Bayanbilen-



Herbert Grönemeyer - Kinder an die Macht 1985
Berlin Duvarı yıkılmadan önce yazılıp, bestelenen içinde büyük anlamlar barındıran bir şarkı. :]


Günce 87 - Biz kadınlar üzülünce neden kuaföre gideriz?


Deniz Karahan
Hepinizin bildiği gibi günceleri hemen hemen her zaman sevgili Bayan Bilen yazar. Bu gün ben yazıyorum ama Bayan Bilen'in yazılarından yola çıkarak yazacağım günceyi. Muhtemelen sevgili Burcu'nun son iki güncesini siz de okumuşsunuzdur. Biri "Yükü bedenime ağır gelen, birileriyle paylaşmak istediğim duygularım var bugün" diğeri de "saçımı kestirdim" adını taşıyordu.

Dikkat ederseniz birinci yazıda biraz üzüntü ikinci yazıda ise bir yenilenme var. Öncelikle şunu söylemeliyim; sevgili Burcu'cuğum, kız kardeşi ve manevi abisi hep mutlu olsunlar, güzel şeyler yaşasınlar istiyorum. Dolayısıyla sonraki yazılarında anlaşılan bir insan olarak kaleme alacağı satırları daha çok görmeyi arzu ediyorum. Ancak işte... Bazen olmuyor ve kimi zaman hüznü de yaşıyoruz. Peki biz bayanlar neden o dönemlerde saçlarımızı yaptırıp moral buluruz. Ya da şöyle sorayım; Ben üzüldüğümde veya haksızlığa uğradığımda kuaföre giderim. Peki ya siz ne yaparsınız?

Bayan Bilen ekibinden
Deniz Karahan

8 Aralık 2012 Cumartesi

Günce..♥ 86 || Saçımı kestirdim! :]


Saçımı kestirdim ben! :]
Evet evet yanlış falan duymadınız taa üç ay tatilden beri planlayıp bir türlü cesaretimi toplayamadığım, cesaretimi toplasam kuaförü yerinde bulamadığım saç kesme operasyonu tamamlandı. Gelgelelim kötü mü oldu yoksa iyi mi oldu hiçbir fikrim yok. Nasıl anlatılır aynaya bakınca kendimi bir beş yaş ileriye atmış gibi hissediyorum. Kabul zaten olduğumdan küçük gösteriyordum dengeledi falan ama sanırım saçlarımın eski halini de seviyordum. :]
Küçüklükten beri hep çok uzun saçın hayalini kurardım ki son bir yıldır falan bu gerçekleşmişti. Fakat malumunuz uzun saç kavramı da bir yere kadar, bir yerden sonra saçlarım çok kırıklıydı. Saçımın da düz olmasından dolayı çok bariz görünüyorlardı. Ben de dün okul çıkışı büyük bir kararla kuaförün yolunu tuttum. Sözde kuaför boyunu çok ellemeyecekti ama neredeyse benim şaçlarımın yarısı gitti. Tamam bu haliyle de saçlarım belime geliyor ama bu saça alışmak pek de kolay olacağa benzemiyor. 
Her neyse bu haliyle de çok da kötü sayılmaz, sadece ben hiç alışık değilim hepsi bu. İşe iyi yanından bakalım saçımda tek bir kırık bile kalmadı. Başkaa.. Hıh. Uzunluktan topuz yapamadığım saçlarım artık topuz da oluyor.  :] Sanırım daha fazla iyi bir yan bulamayacağım. Keşke kestirmesemiydim ki? :/
Neyse canım kökü bende nasıl olsa diyerek kendimi avutuyorum ben de. Hem hangi hemcinsimiz kuaförden tam anlamıyla mutlu çıkar ki? :]
Hem uzunca bir zaman sonra bir değişiklik vakti de gelmişti benim için. :]
Ya siz saç kestirmeyi sever misiniz? Ya da uzun saçı? :]
-Bayanbilen-


6 Aralık 2012 Perşembe

Günce..♥ 85 | Yükü bedenime ağır gelen, birileriyle paylaşmak istediğim duygularım var bugün.


İnsanların bir başkasının canını yakmak amacıyla sinirle sarf ettiği sözleri anlamıyorum. Gerçekten anlamıyorum. Birini üzmenin insana ne gibi bir haz verdiği hakkında hiçbir fikrim yok. Hani neden sinirini birinin üzerinde çıkarıyorsun ki! Mutsuzluğunun sebebi benmişim. Seni mutsuz etmek mi istedim ki ben, ya da kasti bir şey mi yaptım? 
Sorun da oymuş ya onu sevmek için çaba harcamıyormuşum. Ne sanıyorsun ki sevmeyi, sevdim deyince seviliyor mu? Maalesef hiçbir şey o denli kolay falan olmuyor. Her yaptığına, her dediğine sabırla yaklaşmaya çalışıyorum ama olmuyor. "Ruhsuz" diyorsun susuyorum, sosyal ağlardan ağır hakaretler içeren yazılar paylaşıyorsun hedefinin kim olduğu da açıkça belli yine susuyorum. Hani gelip yüzüme de söylemiyorsun ki adam gibi oradan buradan yazıyorsun. Neymiş "Allah belanı versin." miş. Koysana bir kendini benim yerime, söylediklerine hakaretlerine saçma yakıştırmalarına susuyorum. Sen sinirini benden çıkarıyorsun ben anca gelip satırlara döküyorum içimi. Yapma bunu gerçekten. Ben seni de anlamaya çalışıyorum, bir suçumun olmadığını bildiğim halde üzülüyorum. Ama sen gelmiş de ne yapıyorsun. Sanki tek üzülen senmişsin, benim hayatım çok güzelmiş gibi. Güzel falan değil, bin bir sorunla cebelleşirken bir de senin için üzülüyorum. Yapmam gereken şeyler varken sana kızmaktan yapamıyorum. Ya ben ne haldeyim biliyor musun sen?
Benim için kolay değil orada burada yazı paylaşıp başkalarını üzülmek, konusu açılmadığı sürece başkasını üzebilecek şeyleri söylemeye tenezzül bile edemem ben. Hani yüzüme de gülüyor mutlu havası oynuyorsun ya o iyice delirtiyor beni, bence sen de kendine gel artık. Gururunu yerden al ve öyle hareket et. Çünkü bu saatten sonra ne benim seni seveceğim var, ne de daha fazla laf söyleyecek halim. Sanki söyleyince anlıyorsun da konuşacağız bir de seninle. Arkadaş olabilmek için yaptığım çabaları sen hep göz ardı ettin, ve şimdi ben seninle arkadaş falan da olmak istemiyorum. Bırak her gün dip dibe olmak zorunda olmayı, aynı şehirde olmaktan bile mutsuzum. Hani diyorsun ya "Allah belanı versin." dediğin gibi olsun. Bunca şeyden sonra Allah belamı versin. 
Şimdi gelip bunları niye buraya yazıyorsun? diyeceksiniz. Haklısınız. Ama içimi bir yerlere bir şeylere dökmem, ve işlerime geri dönebilmem gerekiyor. Ne yaşamışsam nasılsam onu yazıyorum ben. Böyle mutsuz böyle kızgınken, cicili bicili satırlar yazamazdım. Yazının sonuna kadar okumamış olabilirsiniz ama canınızı sıktıysam üzgünüm. 
-Bayanbilen-

3 Aralık 2012 Pazartesi

Günce..♥ 84 | Biraz düşününce, aklımdan geçenlerin yazıya dönüşmüş şekli.



Dün gecenin bir yarısı rüzgarın sesiyle açtım gözlerimi, yaprakların camıma vuruşunu dinledim bir süre. Uykuya yeniden dalmalıydım, ertesi gün yorgun olmayan gözlerle yapmam gerekenler vardı ama olmadı işte. Ne yapıp ettiysem uyuyamadım, sanırım uzun zamandır içimde biriktirdiğim şeyler bir gece yarısı patlak verdi içimde. Oysa ki neye kırgın olduğumu, neden böyle olduğumu da bilmiyordum. Sanırım sadece ağlamak istiyordum. Biraz hayata, biraz da kendime.
Her şeye rağmen uyumayı denedim, baktım olmuyor. "Boşver" dedim kendime, ha uykulu ha uykusuz ne fark eder ki? Zaten dışarıdan gelen rüzgar sesi uyumamam için elinden gelen her şeyi yapıyordu. Bir süre de gölgeleri odama düşen balkona asılmış kıyafetleri izledim. Sonra baktım kaçış yok düşüncelerden, kendimi düşündüm. Ne yaptığımı, ne için çalıştığımı, daha ne yapacağımı ve bütün bu emeklerimin değip değmeyeceğini. Düşündüm, düşündüm. Ben düşünürken yavaş yavaş yağmur damlaları da çarpmaya başladı pencereme. Sonra hızlandılar, ama ben yine bir sonuca varamadım. Kafamın içinde yankılandı "Değer mi?" "Ya değmezse?" Ben bu düşüncelerle boğuşurken hava önce kızıllaştı ve güneş göründü ufukta. Ardından alarmı çaldı telefonumun, ama susturmadım. Bütün gece boyunca kendimi dinledim, günün ilk saatlerinde ise çalan şarkıyı. Ama hemen kalkmadım yataktan, "Bırak" dedim "Bugün de geç kal." Dediğim gibi de yaptım. Bir şeylere geç kaldım ama yine değişen bir şey olmadı. Gün boyunca iki kağıt tutuşturdular elime doldurmam için. İkisine de bir şeyler karaladım. Aklımdan da geçmiyor değil "Acaba bir şey için çok çalışmazsak daha mı kolay oluyor her şey?" Belki de uykusuz gözlerim daha şanslı gelmişti bana. Ama günün sonunda şunu anladım "Bir şey için ne kadar çabalarsan çabala, bir yerden sonra kader. Bir yerden öte geçemiyorsun. Hoş kafa yormaya da değmiyor ya çoğu şey, yine de neyse. Önem vermen gereken tek şey aynaya baktığında karşında soluk alıp veren dudaklardaki gülümseme. O belki bir şeylerin iyi gitmesi için bir sebep değil ama o olmadan da hiçbir şey olamıyorsun."
Onun için ilk önce ölçüp biçeceksin kendini, koyacaksın kefeye. Bakacaksın değer mi, değmez mi. Ona göre atacaksın adımını, baktın değmiyor "Boşver." demesini bileceksin. Çünkü bazı şeyler boşvermeden olmuyor.
-Bayanbilen-

2 Aralık 2012 Pazar

Günce..♥ 83


Herkese merhaba! :]
İlk olarak şu konuya açıklık getirmek istiyorum, uzunca bir süre (tamı tamına 7 gün) bloga uğrayamadım, hatta bilgisayarı bile açamadım. Sınavlarım tam bitti derken bir hafta içinde 3 sınav olduk, ardından da elimize 2. sınavların çizelgesini tutuşturuverdiler. Sonuç olarak haftaya da 4 sınavım var. Yani hayat şu sıralar biraz yoğun geçiyor benim için. Neyse ki en azından sınav sonuçlarım güzel gelmeye başladı. Yani en azından bu yoğun tempoya katlanabilmek için küçük bir umudum oldu. :]
Bunun yanı sıra bu zaman içinde ben bir mektup aldım! :] Tabii yepyeni bir arkadaş, bir dost ya da nasıl denebilir? Hıh hayatım için iyi bir insan kazandım. :] Yoğun bir günün yorgunluğu ve sıkkınlığı ile evime geldiğimde, gözüme ilişen küçük bir zarftan kocaman mutluluklar edindim kendime. :] Sonra elime bir kağıt kaptığım gibi bir şeyler yazmaya başladım, ardından zarfın içene koyup adresleri ekledim. Ve şimdi hafta sonuna denk geldiği için hala elimde ama pazartesi doğru postanede alacağım soluğumu. :] Şimdiden söylüyorum ilk mektup olmasına rağmen istediğim şeylere değinemedim, ne yazacağımı bilemedim ama diğerlerini daha düzgün cümlelerle yazacağım. :]
O değil de, tanımadığın birine kendinden bahsetmek çok da güzel bir duyguymuş. Ama tam olarak tanımıyorum denemez, en azından gerçekten iyi biri olduğuna inanıyorum. Çünkü mektuplaşmak ile ilgili yazıma hemen yorumunu iliştiriverdi, hayır kötü biri olabileceği gibi bir olanak yok. Öyle olsa o güzel satırları yazamazdı. Şu an o gün o günceyi yazdığım için çok mutluyum, gerçekten uzun zamandır olmadığım kadar mutluyum. Umarım benim satırlarım da birinin yüzünü güldürmeyi başarabilir. :]
Küçük bir tavsiye, mektup arkadaşı edinin.. :]
Kocaman mutluluklar..:]

-Bayanbilen-

Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.