Search

28 Şubat 2013 Perşembe

106.Günce ♥ || Uzunca bir aradan sonra aklıma ilk gelen cümleler.. :)




Özür dileyerek başlıyorum yazıma, 
Yine uzunca bir süre ilgilenemedim blogla, yazı yazamadım. Ama hep aksilikler işte ilk günlerde yıllık ödevle ilgilendiğim için uğrayamadım, sonrasında ise TTNET sağolsun internet hatlarında sorun çıktı. Bugün gelip arızaya bakıcaz dediler, 4 gün sonra anca geldiler falan. Her neyse sonuç olarak gelemedim, yazamadım, üzgünüm. :( 
Bu süre içinde de bir sürü şey oldu. Kızdım, bağırdım, çağırdım, ağladım, sevindim, şaşırdım, üzüldüm… Derken bugün karşınızdayım. Bu kadar duyguyu kısa sürede yaşayınca birden hissizleştim gibi bir şey oldu, ben de anlamadım. Herkese ara ara öyle bir hal gelir ya çok boş hisseder, işte ondan. :) 
Bu süre içinde gitar kursunu bırakmaya karar verdim, hafta içi geç saatte olması okula engel olması falan. 2 haftadır da gitmedim ama yarın gitmekte kararlıyım, bu kadar emek vermişken bırakmamam lazım. Gerçi gitardan asıl sıkılma sebebim de farklı. İlla bizim ders saatlerimize gelen ilkokuldan beri arkadaşım olan bir çocuk var, anlıyorum herkes bir başkasına ilgi duyabilir ama karşısındakini de sıkmaması gerek. Çocuk karşıdan dik dik bakarken ben orada nasıl rahatça şarkı söyleyeyim ki. Kaç kez tersledim, insan biraz kendini geri çeker gurur yapar. Ben de kimseyi kırmak istemiyorum ama ne yapacağımı şaşırdım. Gitara gitsem bir türlü, gitmesem bir türlü ne yapmam gerektiğine bir türlü karar veremiyorum. 
Neyse bu konuyu düşündükçe daha da kafam karışıyor, daha güzel bir konuya geçelim. Hıh yarın okul çıkışı ilkokuldan çok sevdiğim bir arkadaşımın yanına gideceğim, sürpriz gibi bir şey olacak. Uzun zamandır görüşmesek de bilirim ki en az benim onu sevdiğim kadar o da beni sever. :) Görseniz öyle tatlı biri ki, siz o an sinirli bile olsanız yüzünüzde kocaman bir gülümseme oluşturur. Gel gelelim kıskanç biriyim ben, yeni arkadaş çevresinden de onu kıskanıyorum ama çaktırmıyorum. :) Telefondan sık sık konuşuruz, hatta ilişki rehberi oldum kendisinin. Benim tavsiyelerimi duymak istiyormuş, ben ne anlarsam ilişkiden falan. :) Sonra mutsuz olur mu acaba diye vicdan azabı çekiyorum. :) 
Ya ne kadar da farklı konulara geçtim birden bire.. :) Ama bu sefer yazdığım hiçbir şeyi silmeden, düşüncelerimin hızına parmaklarımı yetiştirmeye çalışarak yazdım onun için bu kadar karmaşık oldu. :) Ama idare edin artık bir daha ki sefere daha düzenli, anlaşılır yazmaya çalışırım. :) 
Kocaman sevgilerimle, kendinize iyi bakın! :) 

-Bayanbilen-

17 Şubat 2013 Pazar

Günce 105 ♥ | Beden dili !

Merhabaa! :)
Bayanbilen bugün meraklı, sabahtan beri bıkmadan usanmadan "Yüz okuma, beden dili okuma" gibi konuları araştırıyor. Sonuç olarak ortaya çıkan bilgiler ise hiç güvenilir değil. Bir sitede tek elle başı kulak arkasını kaşımanın karşı tarafla farklı fikirde olduğunu okurken, diğer sitede bunun karşı taraftan çekinmek olduğunu okuyorum. 
Peki aklıma nereden esti bu konuyu araştırmak. Aslında bu konu hep ilgimi çeker ama dün bir türlü çözemediğim insanlar geldi aklıma. Zaten normal hayatta karşısındakinin hareketlerini titizlikle izlerim en sonda da doğru düşündüğümü görünce mutlu olurum. Ama gelgelelim hiç çözemediğim insanlar var, işte ben onları da çözebilmek istiyorum. Hem düşünsenize karşınızdakinin yaptığı her hareketin bilinç altında ne taşıdığı hakkında ipuçları verdiğini. Ve siz bu ipuçlarını çözebiliyorsunuz, muazzam. :) 
Mesela kadınların tek eliyle saçının ucuyla oynaması, çocukluk zamanlarında yeterince ilgi görmediğinin göstergesiymiş. Genelde kimsesiz kız çocuklarında rastlanılırmış. Karşımızdaki insanla iletişim kurmamızda söz ve sesin etkisi %7 iken, beden dilinin % 93. Bu gerçekten çok ciddi bir istatistik. Biz her ne kadar beden dilini algıladığımızı fark edemesek de, bilinç altımız bunu algılayabiliyor. Örneğin parmak çıtlatmak karşınızdaki insanın sizin üzerinizde otorite kurmaya çalıştığını gösterir, ve çoğu zaman bilinç altımız bunu farkettiği için sinir bozucu bir durumdur. :))
Karşınızdaki kişi parmaklarını masa gibi bir yere ritmik olarak vuruyorsa bu sizden artık çok sıkıldığı anlamı taşır. 
Karşınızdaki eliyle ağzını kapatıyor ve ya yanağını baş parmağıyla bastırıyorsa bu da yalan söylediğini ifade eder. Gözleriyle yukarıya bakması da o an zor durumda olduğunu mutlak yaratıcıdan bir yardım beklediğini gösterir. Böyle küçük küçük bir çok bilgiyle bir insanı anlayabilmek mümkün. :)
Peki sizin bu konuda bildiğiniz güzel bir kitap, güzel bir film, ya da internet sitesi yani herhangi bir kaymak var mı? :)
Kocaman sevgilerimlee... :))
-Bayanbilen-

15 Şubat 2013 Cuma

Günce 104 ♥ || Günümüz Gençlerinin Yeni Hastalıkları!


Öhöm öhöm merhabalar.. :)
Öncelikle hemen bu resmin alakasına gelelim. 14 yaşında bir kuzenim var geçenlerde odasına bir girdim de posterlerden görünürde duvar kalmamış. Tamam posterler iyidir benim de posterlerim var ama abartmamak lazım, bir insan ranzanın tavanına niye poster yapıştırır ki? Posterlerin çoğunluğu One Direction posteri olmakla beraber Justin Bieber posterleri de vardı. Bir ünlüyü sevmeyi fanı olmayı anlıyorum, bu denli abartmak gereksiz. O seviyede abartılmış ki geçenlerde adı Harry'miş sanırım şu en sağdaki kıvırcık elemanın doğum günüymüş, bunlar da toplaşıp kız kıza çocuğun doğum gününü kutlamışlar. Yani bu abartmak değildir de nedir? :)
Otobüsteyim okula gidiyorum sabah sabah arkamdaki kızların muhabbetine bakın."Ya çok üzgünüm." Allah Allah n'oldu acaba bizim okuldan kız dinleyeyim dedim, devam da etti."Justin Bieber Türkiye'ye geliyor inanabiliyor musun? Ama annem benim dünyada en çok sevdiğim adamın konserine gitmeme izin vermiyor yaa.." bu sözleri duyunca şoka uğradım. Sabahın köründe okula gidiyorsun ve üzüldüğün şey bu olacak şey değil. Hayır bir de anneni suçluyorsun, zaten çanta falan rozetlerle dolu varsa yoksa bu çocuklar. Twitter'da ise sık sık fanları tarafından tt oluyorlar. 
İyice garipsediğim bu olay içimde kalmasın yazayım istedim. Fanlarını üzerime çekmek gibi bir niyetim yok. Ama abartıp dünya meselesi haline getirenlere seslenmek istiyorum.(ki içlerinde beni duyan varsa)
Bakın kızlar anlıyorum hoş çocuklar, hatta size göre çok çok yakışıklılar ama kabul edin ki siz onun konserine gitseniz, fotoğraf çekinseniz, hatta oturup konuşsanız bile o sizi hatırlamayacak. Hatta onun umrunda bile değilsiniz, onların gözünden kendilerine aşık olan milyonlarca platonik kızdan birisiniz. Ki en iyi ihtimaller bunlar. Hı şarkılarını dinleyin, söyleyin, paylaşın. Ama ne olur çocukları abartmayın. Kendiniz için söylüyorum çünkü dışarıdan bakınca hastalıklı komik tipler olarak görünüyorsunuz gerçekten. Ve insanlar bir kere ön yargı sahibi olduktan sonra bu kolay kolay değiştirebileceğiniz bir durum değil. 

Baktım bu durum uzun zamandır çok dikkatimi çekiyor, ben de yazayım kurtulayım dedim. Yazdım öyle de oldu. :)
Kocaman sevgilerimlee! :)
-Bayanbilen-

14 Şubat 2013 Perşembe

Günce ♥ 103 || 14 Şubat !

Bugün 14 Şubat, yani Sevgililer Günü. Sevgilisi olan herkesin buradan sevgililer gününü kutlarım! :)
 Birbirlerini üzmesinler, kırmasınlar; uzun soluklu, her anını güzel hatırladıkları bir ilişki dilerim. :) Hep resimdeki gibi çocuk saflığında kalsın aşkınız. :)

Aslına bakarsanız daha uzun şeyler yazmayı planlamıştım ama bunlar kafi diye düşünüyorum, tüm güzel dileklerim sizinle. :)

Iı gelelim bize.. Yani yalnız olanlara. :) Lütfen yalnızlıktan yakınmayın, sonuçta yalnızlığın da kendine has güzellikleri var. Karışan görüşen yok, rahatsınız. Hem ne demişler biz o an için göremesek de her şerde mutlak bir hayır vardır. :) Her günü mutsuz bir ilişki yerine, mutlu bir yalnızlık daha iyidir belki.  

Üstteki resmi görünce de paylaşmadan edemedim, gittiğim sinemaları hatırlattı bana. :) 

Günün bir başka anlam ve önemi ise V-day yani: bugün "Kadına şiddete, tacize, tecavüze, ölüme 'HAYIR' " anafikri ile yapılan dans eylemi. Tüm dünyada bütün kadınların aynı anda dans ederek yaptıkları bir direniş. Ülkemizde tüm dünyadaki kadar etkili bir ses uyandıramasa da, yer yer duyulan bir hareket. Bu konuda basının daha duyarlı olmasını beklerdim. Her ne kadar bazı kanallar bu olaya destek verip geniş zaman ayırdıysa da, bir çok kanal yoksaydı. Televizyon yayınının en yaygın basın kolu olduğu bir ülkede, bu olayın medyaya daha çok yansıtılmasını beklerdim. 
Her neyse bir magazin haberinin şehit haberinden daha çok yankı uyandırdığı bir basından, daha fazlasını beklemek komik olurdu. 

Kocaman sevgilerimle.. 
-Bayanbilen- 

12 Şubat 2013 Salı

Günce ♥ 102 | 9.Mim | Sen Nasıl Kitap Okursun? :)

Sevgili Deep büyük bir blog alemiyle birlikte beni de mimlemiş sağolsun. :) Mime göre nasıl kitap okuduğumuzu anlatacakmışız. :)
Öncelikle bu sorunun cevabını baya düşündüm, acaba nasıl kitap okurum diye sordum kendime. Pek bir yanıt alamadım, ben her şekilde kitap okuyanlardanım. Sanırım belirli bir kitap okuma şeklimin olmaması, belirli kitap okuma yerimin olmamasından kaynaklanıyor. Ben yatakta, sınıfta, kaloriferin önünde hatta hiçbir yer bulamamışsam mutfakta bile kitap okuyabilirim. Yatakta kitap okuduğumda ise nasıl bir şekilde olurum inanın bilmiyorum, o denli şekilden şekile giriyorum ki akla zarar. Ayakları duvara uzatmalar, kafayı yataktan aşağıya sarkıtmalar ne ararsanız var. :) 
Garip gelebilir ama ders aralarında dinlenmek için kitap okuyabilirim, hele de insanlardan sıkılmış ve kendime kaçacak özel bir yer arıyorsam.. O özel yer mutlaka kitabım olur. İşte o zaman da aynı resimdeki gibi oturduğum yerde parmak uçlarımda durur, dizlerimi yükseltir, üzerine kitabımı koyar ve çoğunlukla da başımı sırama yaslarım. Kimi uyuduğumu düşünür, kimi kitap okuduğumu fark eder ama asıl niyetim insanlardan biraz uzaklaşmaktır. Tabii bazen o kadar boğuluyorum ki sınıfta kendimi dışarı atıyorum, bir de arkadaşlarımı sevmesem kimbilir ne olurdu; delirirdim herhalde. :) 
Her neyse işte benim belirli, düzenli bir kitap okuma stilim yok. Gelişine şekilden şekile girerek okurum kitaplarımı. Peki ya siz nasıl kitap okursunuz? :)

Hoş bir günün ardından kocaman sevgilerimle.. :)
-Bayanbilen-

11 Şubat 2013 Pazartesi

Günce ♥ 101 || Sıkılmaktan sıkıldım yine.

Merhaba,
Ya ne kadar sıkıcı aksiyonsuz geçiyor hayat. Dün karar almıştım kendime "Yarın okulun ilk günü, sıkılmak bezmek yok çalışacaksın. Eğer çalışırsan kendini ödüllendireceksin, derslere katılacaksın hep güleceksin. Yarın güzel olacak. Hem arkadaşlarını göreceksin, onları özleyen sen değil miydin? Yarın git ve eğlen." demiştim. Ama sözde kaldı.
Dün gece önceki gecelerden alışık olduğum gibi 12'de uyuyamadım. Uyuyamam diye 12 yattım bir de ama ooo benim uykunun bana uğramaya hiç niyeti yokmuş. Yattığım yerden telefonun saatine baktım da ara sıra en son 3'te uyanık olduğumu hatırlıyorum. Tabii sabah kalkmak da ayrı bir çile oldu. Nedense alarm sesini de hangi kafayla yaptıysam son ses açmışım bir ara dün de fark etmemişim. Yani yeni bir güne irkilerek uyandım. Hava karanlık, boğucu. Yine de kalktım, hazırlandım, otobüs durağına gidiyorum bir baktım otobüs de gözlerimin önünden geçip gitti. Kendime kıza kıza bir sonraki otobüsü bekledim. Otobüs geldiğinde ise ayrı bir facia oturacak yer kalmamış, elimde gitarım otobüs desen tıklım tıklım; inene kadar akla karayı seçtim. Okula gittim taa ta ta taamm okul müdürü sırada laf sokmayı eksik etmez. Zaten çok güzel başlamıştım üstüne tuz biber oldu. Neyse dedim, takmadım fazla. Derslerde orada kalmıştık, şunu işliyorduk derken yelkovan olduğu yere park etti ne ileri ne geri. Kaldı orada, vakit geçmiyor. Sıkıldım.. Sıkıldım.. Sıkılmaktan sıkıldım. Ben de çikolataya vurdum kendimi, on beş tatilde yürümekmiş falan hiç birini önemsemedim. Kilo da alacaksam alayım, şu an için benim kilom iyi 1,68cm 53 kilo civarları. Tek sıkıntım son ayda 4 kilo almak olduğu için dert ediyordum zaten, o hızla gitmesini istemediğim için artık onu da dert etmiyorum. İstediğim kadar kilo alabilirim. 
Eve dönerken de aynı terane otobüse yetişebilmek için ardından bu yağmurlu havada koşup beyaz pantolonumun paçalarını kirletmem gerekti. Gitar desen bir elimle tutmaya çalışıyorum, olsun bir 15-20 dk beklemeyi göze alamazdım. Eve geldim pijamalarımla kuruldum, rahata erdim derkennn zil çaldı. Neymiş evi görmeye gelmişler ev alacaklarmış. Sanki oturduğum evi alacaksın, bana ne. Gündüz gelsene ya da, tam akşam olmuş herkes evinde rahata ermiş. 
Her neyse.. Şimdi ben o dünkü kararlılığımı ararım her yerde. Bir kez daha anladım ki lafla peynir gemisi yürümüyormuş öyle. Ama hadi bu hafta tatil dönüşü alışamadık olsun, bir daha ki hafta sıkılmak falan yok! 
Şöyle bir yazdıklarıma baktım da iyice günün özetini geçmiş, blogu günlük niyetine kullanmışım. Canınızı çok sıktıysam affola! Ne yapalım pazartesi sendromu hep bunlar..
Kendinize iyi bakın güzel, mutlu ve havanın açık olduğu bir gün ümidimle!
Kocaman sevgiler..
-Bayanbilen- 

8 Şubat 2013 Cuma

Günce 100 ♥

Selamm! :)
Bir baktım bugün 100. günceye gelmişiz, 99 sanıyordum oysa ki. Her neyse, şaka maka uzun zaman olmuş blogu açalı yazı yazmaya başlayalı. Böyle bir an için duygulandım, bir şey oldu. Neyse öhöm öhöm, 100. güncemiz de hayırlı uğurlu olsun. Böylelikle blogun 1 yaşını tamamlamasına da az kalmış oldu. :) Yok yok az kalmamış şimdi tarihe bir baktım da ilk blog yazısını 03.07.2012'de yazmışım. Olsun sayılı gün çabuk geçer yanii.. :)
Şimdi düşünüyor olabilirsiniz "Tamam, 100. günce anladık da o  pamuk şekerinin orada işi ne?" hemen açıklayayım. Beni tanıyanlar iyi bilir pamuk şekerini çok severim biri gelse "Gel bak şurada büyük pamuk şekerleri varmış, turkuaz rengi bile.." dese, onunla gidebilirim. Bilmiyorum pamuk şekeri sanırım dünyaya gelmiş mucizelerden biri. Bir pamuk şekerine bu kadar sevinirim, bir de 100. günceye sevindim işte. :) Tabii çiğköfte de bu listeye dahil. Her neyse konuyu yemeklerden uzaklaştırıyorum..
Daha nice günceler yazmak dileğiyle.. Hı unutmadan geçenlerde 1000. yorum gelmişti ona da çok sevinmiştim, Gooogoook yazmıştı 1000. yorumu da. :) Eee o zaman ben lafı iyice uzatmadan kaçayım. :)
Pamuk şekeri tadında hafta sonları dileğimle, kocaman sevgiler.. :)
-Bayanbilen-


6 Şubat 2013 Çarşamba

Günce.. 98 ♥ || Anlaşılmaya ihtiyacım var benim..

Bir anlık durdurdum dünyayı, görmediğim bir yere diktim gözlerimi, sonra bir düşündüm de... çok eksiğim ben. Biraz anlaşılmaya ihtiyacım var benim. Birilerinin gözlerimdeki şişliği fark edip "Çok uyumuşsun, canım." demesinden çok, beni anlamasına ihtiyacım var.
 İnsanların dışarıdan hayatımı eleştirmesinden, beni bana tanıtmaya çalışmalarından çok; birazcık beni tanımalarına ihtiyacım var. Aynaya şüpheli gözlerle değil de, emin bir tavırla bakmaya ihtiyacım var. Kafamın içinde dönen sorular için binlerce cevaba ihtiyacım var. Oldukça fazla umursamazlığa da öyle.. 
Ne yapacağım ben kendimle, nasıl başa çıkacağım bu deli halimle? Hiç bilmiyorum. Keşke diyorum göründüğüm kadar umursamaz olmayı becerebilseydim, onların dedikleri gibi biri olabilseydim. O zaman bu soruları sormazdım kendime, belki daha kötü biri olurdum ama daha iyi hissederdim. Ya da en azından bir şeyler hissederdim. O kadar boş ki şu an.. Kızmıyorum, üzülmüyorum, şuçlamıyorum da. Sadece söylüyorum çok eksiğim, ve bunun böyle gitmesinden çok korkuyorum. Neyi nasıl düzelteceğim bilmiyorum, nereden başlayacağım bilmiyorum. 
Bildiğim tek şey en az zararla pılımı pırtımı toplayıp, uzaklaşmak istiyorum buradan. Her şeyi herkesi geride bırakıp, yeni bir hayata başlamak istiyorum. Gelgelim kendimi kandırmama gerek yok, gidemem ben. Her şeyi öylece bırakıp uzaklaşamam buradan, ne kadar istesem de yapamam. 
Sorun şehirlerde değil, insanlarda.. Sadece biraz anlaşılmak istiyorum, çok mu şey istiyorum? 
-Bayanbilen-

4 Şubat 2013 Pazartesi

Günce 97 ♥ || Bol kitaplı bir mim! :] 8. Mim.♥


Selam! :] Sade ve Derin isimli takip ettiğim blogun şirin sahibi Deep beni mimlemiş. Ben de hemen cevap vereyim istedim. :] Mim biraz karışık geldi, 11 soru mimi 11 soruya cevap vermeliyim. :] Bir de kendim hakkında 11 gerçek söylemem gerekiyor, ama bu konuda pek söyleyecek sözüm olmadığı için soruları cevaplamakla yetineceğim. :] Hemen başlayayım. :]

1-Kitaplara eş değerde sevdiğin bir şey var mıdır? Varsa nedir?
Kitaplara eş değerde sevdiğim bir şey var mı? Sanırım güzel bir müzikle kitaplarım birbiri ile iyi bir rakip olabilir. :] 


2-Takma adın var mı? Varsa o adı neye göre seçtin ya da sana nasıl hitap edilmeye başlandı? Yani hikayesi nedir?
Evet, internette kullandığım takma bir adım var. "Bayanbilen" uzun zamandır vardı, bir oyun nickinden buralara kadar geldi. Nasıl doğdu tam olarak ben de bilmiyorum, belki kulağa saçma gelebilir ama bu takma ad benim için önemli. Aslına bakarsanız anlamı umrumda bile değil, bana hissettirdiği çok şey var. :]


3- Kitap okurken aynı anda şarkı dinleyenlerden misin? Belirli kitaplarla özdeşleştirdiğin şarkılar var mı? Varsa bunlar nelerdir?
Çoğunlukla kitap okurken şarkı dinlemem. Çünkü yaptığım işe odaklanmak isterim ya kulaklığımı takıp güzel bir müzik dinler ritmine dalarım, ya da kitabımın sayfalarını çevirirken farklı hayatlara tanık olurum. İkisi bir arada pek de yararlı olamıyor ne yazık ki. :]


4-Seri kitapları mı daha çok seversin yoksa tek kitapta herşeyin olup bitmesinden hoşlananlardan mısındır?
Aslında seri kitapları daha çok severim, çünkü her kitap bittiğinde sanki kitaptaki kahramanlar yanıbaşımdayken birden biri onları benden çalmış gibi hissederim. Bu hissi ne kadar geç yaşarsam o kadar iyi. :]


5-Hayatta en çok gerçek olmasını / senin olmasını istediğin şey nedir?
Bilmiyorum. Hayatta benim olmasını istediğim ya da gerçekleşmesini istediğim o kadar çok hayalim var ki. Olmayacağını bile bile kurmaktan vazgeçmediğim. Evet, hayal kurarken hiç de kanaatkar davranmıyorum ama hayal kurmak da ayıp değil ya?

6-E-book mu yoksa eski usul,ellerinde hissedebileceğin kitapları mı okumayı tercih edersin?
Tabii ki ellerimle tutabildiğim, eğer ödünç alınmışsa geri verilirken iç geçirdiğim kitapları okumayı tercih ederim. Gelişen (!) dünyanın bana bıraktığı nadir mutluluklardan biri kitaplar, onları bir camın arkasına hapsedemem. 


7-En sevdiğin şarkıcı / grup ve onun / onların en sevdiğin şarkısı nedir?
Bu soruya daha önceden verdiğim bir cevabı aynen iletiyorum..
"♥ Plain White T's - Hey There Delilah
♥ Teoman - Anlıyorsun değil mi?
♥ Emre Aydın - Tam Dört Yıl Olmuş Dün
♥ Gripin - Yalnızlığın Çaresini Bulmuşlar
♥ Dolores O'Riordan - When We Were Young
♥ Duman- Her şeyi Yak
Bu kadar değil de, ilk bunlar geldi aklıma. :]"


8-Kendin hiç ayraç yaptın mı? Yaptıysan eğer kendi yaptıklarını mı yoksa kitapların orjinal ayraçlarını mı tercih edersin?
Evet, kendime bir çok kez ayraç yaptım. Gelgelelim ya istediğim gibi olmadılar ya da çabuk yıprandılar. Onun için bir kitapçıdan aldığımı hatırladığım üzerinde "Bugün hiç kitap okudunuz mu?" yazan bir ayracım var onu kullanıyorum. :] Kitapların orjinal ayraçlarını sevmiyorum hiç içten gelmiyor, altında kocaman kitapevinin logosu falan.. :]


9- En sevdiğin,bir anlamda hayatını etkileyen ünlü bir alıntı / alıntılar var mıdır?
Mutlaka bir çok alıntıdan etkilenmişimdir. Hoşuma giden ve beni etkileyen bir kaç tanesini paylaşayım. :]
"Hep denedin, hep yenildin. Olsun. Gene dene, gene yenil. Daha iyi yenil.
Samuel Beckett"

"Hiç kimse ile tesadüfen karşılaşmazsınız.
Tesadüf diye bir şey yoktur.
Hiçbir şey şans eseri olmaz.
Hayat, şansın ve tesadüfün ürünü değildir."

"Sıkma canını. Ne kadar canını sıkarsan sık hiçbir şeyin düzeleceği yok, boşuna yorarsın kendini."

"Niceleri geldi, neler istediler;
Sonunda dünyayı bırakıp gittiler;
Sen hiç gitmeyecek gibisin, değil mi?
O gidenler de hep senin gibiydiler.
Ömer Hayyam"


10-En sevdiğin mevsim hangisidir?
Mevsimler.. Hepsini severim, hepsini çok severim. 


11-Dürüstçe cevap vereceğini varsayarak soruyorum.Elinde bir şeyleri değiştirecek güçte tek kullanımlık bir güç olduğunu düşünelim.Bu kadar büyük bir şans avuçlarındayken bencillik edip kendi isteklerin doğrultusunda mı kullanırdın yoksa daha geniş düşünüp herkesin yararına olan bir değişiklik yapmak için mi kullanırdın? Ve bu değişiklik (bencillik edip de yaptığın yada herkesin yararına olan) ne olurdu?
Bütün insanların farklı şeylere ihtiyacı vardır. Eğer ben bu gücü sadece kendim için kullanırsam çok vicdan azabı çekerim ve elimdekinin bir kıymeti kalmaz. Onun için de biraz da kendim için dünyadaki bütün iyi insanların bir gün için en çok istedikleri şeyin gerçekleşmesini sağlardım. Böylelikle şayet iyiysem benim istediğimin gerçekleştiği gibi, bencillik de yapmamış olurdum. Ama maalesef böyle bir güç yok. :]



Yine yine yine kimseyi mimlemek yok, yapmayıp "Yapsaydım." diyenler mimlenmiş olsun. :]
-Bayanbilen-

3 Şubat 2013 Pazar

Günce..♥ 96 | Sağ Salim :]


Bugün sizlerle az önce izlediğim bir filmi paylaşmak istiyorum. Hani böyle son günlerde kötü olanlar, gülmeye ihtiyacı olanlar varsa ya da sadece film izlemek isteyenler varsa diye. :] 
Aslına bakarsanız "Sağ Salim" geçmiş yılda çıkan bir film ama pek adı duyulmadı. Ya da ben hiç duymamıştım. Şans eseri bir baktık ki elde bir tek bu film kalmış haydi izleyelim dedik zaten bir buçuk saat civarlarında bir şey. İzlerken tabiri caizse gülmekten yoruldum. :]
Hikayede köylerinde ölen kimsesiz bir adamı memleketine gömülmek üzere götürmeye çalışan, cesetten de ödü kopan bir adamın yolda geçirdiği maceralar anlatılıyor. Yolda yanına iki arkadaş da buluyor ve filmin sonunda ellerinde yanlışlıkla öldürülmüş 8 ceset kalıyor. :]
Peki film nasıl iyi mi? Bilmiyorum tabii zevkler farklıdır ama ben bu kadar komik bir Türk komedisi izlememiştim. :] Yapılan hiçbir espriye gülmeden geçmedim. :]
Komedi seven birileri varsa buralarda, tavsiye filmler listesine eklesin derim. Hoş ben komedi filmi sevmeyen insanlar arasında yer alıyordum sözde.. :] 

-Bayanbilen- 

Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.