Search

28 Mart 2013 Perşembe

Günce 116 ♥ || 11. Mim! :)

Bu sefer de "Cansu andıç Stone babe❤" beni mimlemiş. :) Kendisine teşekkür ederek hemen sorulara geçiyorum. :)

1. Ulaşmayı hayal ettiğiniz şey ?
Blogu takip edenlerin duymaktan bıktığı cevabı vermekten bıkmayarak yeniden söylüyorum; geleceğe dair kurduğum en büyük hayal küçük bir vosvos ile kocaman bir dünya turu. :) Duymayan kaldıysa eğer biraz daha açayım. Bu benim çocukluktan beri hayalini kurduğum bir şey ve artık hayal olarak kalmayacağına inanıyorum. :) Kasvetli havasından bıktığım bu şehirden kilometrelerce uzaklaşıp, biraz da özlemek kıymetini anlamak istiyorum. Yeni bir ben olarak başka bir yerde hayata yeniden başlamak istiyorum. :)


2. Google 'da sık sık aradığınız ifadeler nelerdir ?
Şu an bu soruyu hiç bilemiyorum. Genelde kullandığım adreslere sık kullanılanlardan ulaşırım. :)

3. Basında ve sosyal medyada izlemeyi sevdiği türde insanlar ve organizasyonlar nelerdir ?
Aslına bakarsanız bir kaç insana bağlı kalmaktan hoşlanmıyorum, onun için basınla pek işim olmuyor. :) Sosyal medyaya ise blogu katarsak bir çok kişiyi aynı anda takip ediyorum. Mesela bir çok blog yazarının ünlü yazarlardan çok çok daha iyi işler başardığına şahit oldum. Bu anlamda harcandığını düşündüğüm insanlar var. :) Bilmiyorum belki de burada kimin ne diyeceğini kıl kadar düşünmedikleri için bu denli içten oluyor yazıları. :)

4.Paranızı en çok ödemekten korkmadığınız şey nedir ?
Genelde oyuncak vosvoslarım için para harcamaktan çekinmem. :) Çünkü her oyuncak vosvos alışımda yaşadığım o çocuksu mutluluğu paha biçemem. :)

5. Hayatınızı daha iyiye götürmenize yardımcı olacak bir bilgi versem hangi konu hakkında bilgi sahibi olmak istersiniz ?
Kafamın içinde daima dönüp duran fikirler var. Bir gün emin olduğum bir konunun, yarın başka yönlerini görüp aslında her şeyin öyle olmadığını görmek canımı sıkıyor. Biliyorum hayatta her zaman bu böyle olacak. Hatta belki de her şey bu şekilde güzel. Ama eğer bu karmaşanın bir sonu varsa, o sona nasıl ulaşacağımı bilmek hiç de fena olmazdı. 

Yine yeni yeniden söylüyorum kimseyi mimlemiyorum. Ama "Mimlenseydim iyi olurdu doğrusu." ya da buna benzer şeyler düşünen biri varsa kendini mimlenmiş sansın. :) Hatta bu postun altına bir de yorum bıraksın ki ben de cevaplarını okuyabileyim. :)

-Bayanbilen-

24 Mart 2013 Pazar

Günce 115 ♥ || Farklı bir gün

Hiç mi bitmez bu soğuklar, yağmurlar, karlar.. Yoksa ben bu kadar mutsuzum diye mi böyle bu havalar? Diye düşünürken daha dün, bu sabah yüzüme vuran güneşin sıcaklığıyla uyandım. Meğer bahar ne güzel şeymiş! Bir çiçeğin baharla uyanmasındaki gibi hissettim kendimi. Bütün mutsuzluklar bir sis gibi dağıldı. Yerine masmavi ve içerisinden güneş ışığı sızan umutlar bıraktı. Demek ki güneş görünenin ötesinde sorumluluklar da yüklenmiş kendine, ısıtıp aydınlatmanın yanı sıra kalbi de yumuşatır olmuş. Bir çocuk neşesi bırakır olmuş gittiği yere. Belki de güneş hep böyleydi de, ben bir farklıyım bu sabah. Kim bilir belki de ben daha bir aydınlık görüyorumdur her yeri? Varsın ben sebebini bilmeyeyim de, hep böyle mutlu olayım. 
Bugün düne göre her şey biraz daha farklı aslında. Odam sanki daha büyük, duvarlarının rengi daha da açılmış. Çiçeklerim bir gece de ne kadar da değişmiş, yaprakları canlanmış. Kırmızı çiçeğimin o tomurcuğu dün de var mıydı ki? Ya da gitarımın sesi hep bu kadar huzur verici miydi? Bunları düşünürken bisikletim aklıma geldi, çok tozlanmış mıdır acaba? 
Neyse en iyisi kendimi dışarıya atıp, güneşin kokusunu biraz da içime çekeyim. Sahi kokar mı güneş? Kokar herhalde..
-Bayanbilen-




23 Mart 2013 Cumartesi

Günce 114 ♥ || İmkansız

Bazen o kadar yorulup sıkılıyorum ki, içimdeki umutların konuşmaya hali kalmıyor. Ve öyle zamanlarda bazı şeyler için "İmkansız" diyorum. Sonra dönüp soruyorum kendime "Neden imkansız?" Her şeyin bir olur yolu vardır, sen yeter ki umudunu kaybetme diyorum sonra. 
Mesela bundan yıllar önce insanlara geceleri ateş dışında bir şey bizi aydınlatacak her yer aydınlık olacak, deseler dalga geçerlerdi herhalde. Edison ile de dalga geçmişlerdi. Hazerfan Ahmet Çelebi uçmadan önce onunla da. Şimdi ben yanıma doğru düzgün para bile almadan dünyayı gezebilirim diyorum, ona da inanmıyorlar. Ben sosyalistim ırkçılığa ve ya her türlü millet ayrımına karşıyım diyorum dalga geçiyorlar. İnsanlar bu yaptıklarına ise gerçekçi olmak diyorlar, ama bana kalırsa hayata at gözlüğüyle bakmaktan başka bir şey değil. "İmkansız" diye bir kelime dolamışlar ağızlarına. Ve bazen böyle insanlara açıklama yapmak gibi bir yanılgıya düşüyorum, ve sonra diyorum ki kendi kendime "Bırak insanlar düşünmek istediklerini düşünsünler." Öyle de. 
"Sakın sana kötüsün diyenlere aldırma. Bana da geri zekalısın dediler, atomu parçalayıp ellerine verdim." dememiş mi Einstein. Adam atomu parçalamış hala deli olduğunu iddaa edenler var. İşte bazı insanlar gözlerinin önündeki olumlu olasılıkları görmeyi tamamen reddediyorlar. Olumsuz sonuçlara öyle bir odaklanmışlar ki, gözleri başka bir şeyi göremiyor. 
Her şeye rağmen bugüne kadar öğrendiğim şudur ki; insanlar sana köstek olmaya çalışıyorsa vazgeçme. Ya bir çıkarları vardır, ya da sadece başarmanı istemiyorlardır. Eğer sen gerçekten inanırsan, imkansız diye bir şey yoktur. "İmkansız" umutsuz insanların uydurduğu bir yanılsamadan ibarettir. 
-Bayanbilen-

19 Mart 2013 Salı

Günce 113 ♥ || Zor bir günün ardından..


Şimdi koca bir günün yorgunluğuyla karşınızdayım. Geçmişin aralanan kapısından içeriye girmiş, bugünle geçmişi kıyaslamış ve yenik düşmüş haldeyim. Hep bu hissi yaşamamak için aralamazdım geçmişi, ama bugün bardağın son damlasına gelmişim. Geçmişin aralanan kapısından içeriye bakmadım ben, adeta o kapıdan içeriye itildim bugün. Geriye döndüğümde ise söylediklerim yalandan ibaretti.
Bugün de yalanlarımı benden başkasını üzmemek için söyledim. Doğru mu yapıyorum bilmiyorum, kendi mutluluğumdan alıp başkalarına veriyorum. Ama bugün şunu farkettim uzun zaman geçmesine rağmen ben hiç değişmemişim. Öyle yapıyorum, böyle yapıyorum, çok da umrumdaydı falan derken kendime söylemişim yalanlarımı. İnsanları önemsemeyi asla bırakmamışım. Ve en çok kızdığımı düşündüğüm insanların bile, bir masum gülüşü yetiyormuş affetmem için. Bütün üzgünlüklerimi, kırgınlıklarımı kilim altı edebiliyormuşum. Geri kalan tozlarımdan yeni bir ben varmış gibi gösterebiliyormuşum.
Her şeye rağmen kızgınlıkla düşünülenler, kişinin asıl düşündükleri ise ben nasıl affedebiliyorum. Bilmiyorum, ya ben insanları anlamıyorum; ya da bu her zaman böyle değil. Her şeye rağmen karşımda gördüğüm küllerinden doğmaya çalışan ruh için, yeni bir fırtına çıkaramazdım. Aslında biliyor musunuz affetmek en kolayı bir iki saniyede affedebiliyorsunuz birini, asıl sorun sonra başlıyor onu affettiğiniz için kendinizi affedemiyorsunuz bir türlü. Gün boyunca normalde hiç çalışmayacağım kadar ders çalıştım, bir de kendimi affetmekle uğraşmamak için kendimle başbaşa kalmamak için. Ama gün bitti ve ben buradayım. Beyaz kağıtlara bakarken gözlerimin kapanmaması için içtiğim onca kahve şimdi benden günün hesabını soruyor. Uyumak ve kendimi unutmak istiyorum bir an önce, ama uykum da yok.
Olan şu ki bugün de bir başkasının lüzumsuz kuruntularını bertaraf edip, gönlünü rahatlatmak için; hiç umursamadıklarını düşündüğüm hislerimi zedeledim. Ve yine kimsenin haberi olmadan boyadım kapladım üstünü, yeni bir günde sorunsuz biri olarak görünmeye hazır hepsi. Gerçekten iyiymişim, gibi.
-Bayanbilen-

16 Mart 2013 Cumartesi

Günce ♥ 112 || Huzur

Önceleri insanların birazcık huzur istemesini saçma bulurdum. Daha sonra insanları anladığımı düşündüm huzur önemliydi, en az oksijen kadar da gerekli. Ama bir noktada fena yanılmışım, huzur istenmezmiş; çünkü zaten huzur bizmişiz. Sorun herkesi her şeyi bir anda affedebilmekte, insanları sevaplarıyla günahlarıyla sevebilmekteymiş. Hayatın karmaşasını bir kenara bırakıp, küçük şeylerle mutlu olabilmekteymiş. 
Yer, saat, mekan, yaş hiçbir şeye engel olmayan kavramlardan ibaretmiş. Yazın güneşin altında su şıkırtısını dinleyebilmek, kışın pencereden dışarısını izleyebilmekmiş. Her ne yapıyor olursan ol, yaptığın işi sevebilmekmiş. Huzuru yıllarca dışarıda aramak saçma olanmış; huzur bizdeymiş, en içimizdeymiş. Aynı zamanda ürkek bir tavşan gibi de korkakmış huzur, en küçük sinirde öfkede kaçarmış. Onun için biraz da dinginlikmiş huzur. Ama en çok inançmış, huzura inanmazsan küsermiş sana. Örneğin yağmur gibi. Yağmurun hayatı felç ettiğine, karamsar olduğuna inanırsan içini karartır; ama damlaların yere düşüşüne, tozlu sokakları bir bir pisliklerden arındırışına odaklanırsan huzurdur yağmur. 
Siz bunlara ister bardağın dolu tarafından bakmak deyin, ister güzel olan şeye odaklanmak, ya da pembe gözlüklerle gerçeklikten uzaklaşmak. Ne denirse denilsin adına, huzur yalnızca sol yanınızda. Ve siz onu arayıp oradan çıkarana kadar kendini gizleyecek.
 Bir an önce o huzura ulaşmanız,ve ürkütüp kaçırmamanız dileğimlee.. Ve tabii benim de..
-Bayanbilen-

15 Mart 2013 Cuma

Günce 111 ♥ || Olağandışı.

Yine gelemedim ki ben buralara. :( Çok sınavım var, çok çalışmam lazım. Bu sırada mimlenmişim ama sanırım cevap veremeyeceğim çünkü yazı yazmak için bile zor vakit buluyorum. Özür dilerim. :(
Bir yandan sınavlar zihnimi devamlı meşgul ederken bir taraftan da hastalığımı atlatamıyorum. Ara ara ateşim falan çıkıyor, geçmedi bir türlü. :(
Ama bunlar tabii hayatın içinde olan rutin problemler. Bir de gelelim dün yaşadıklarıma. Dün reflex ile ters bir hareket yapsam bugün burada bu cümleleri yazamıyor olacaktım. Uzatmadan konuyu anlamanız için olanları anlatayım. Okul dönüşü fırından çıkan dilenci tipli bir kadın gördük 5 kızız önde de ben varım. Kadınla bir ara göz göze geldik, bir şey söyleyecekti de vazgeçti gibi oldu. Ben de "Herhalde adres falan soracaktı." diye geçirdim zihnimde o anda kadın arkasını yeniden döndü. Aramızda 60 cm ya var, ya yok. "Eğer beni takip ederseniz, sizi bıçaklarım." dedi. O an olanlara anlam veremedim aklımda kadının bakışları, tek eliyle koluna kıstırdığı ekmek ve cümleyi anlamaya çalışırken farkettiğim üzerime doğrultulmuş bir bıçak kaldı. Belli bir süre ne tepki vereceğimizi, ne yapacağımızı kestiremedik. Bıçakla aramda 20 cm anca var, ve benim elimden gelebilecek hiçbir şey yok. Kadının gözlerinden okuyorum ters bir hareket yapsam gerçekten bıçaklayacak, bıçağı tutan eli hiç titremiyor, bakışları sabit. O anda yan taraftan arkadaşımın kolumu çekiştirdiğini farkettim. Gözümün önünden geçen hayatım, ailem, yaptıklarımdan oluşan koca bir toz bulutu uçuşuverdi. Ve arkadaşlarımı takip ederek hızla oradan uzaklaşmaya çalıştım, bunu yaparken gözüme bizi görüp de kaçışan adamlar takıldı. Bu kadar mıydı? İnsanlık gerçekten ölmüş müydü? Ben orada ani bir hareket yapıp ölseydim de herkes kaçışacak mıydı? Oradan doğruca polise gittik, kaba hatlarıyla kadını tarif edip gittiği yolu söyledik. Fakat olan şu ki kadın bize müdahalede bulunmadığı için yapılacak bir şey yok. Sanırım akli dengesi de yerinde değildi. Buldular mı bilmiyorum ama bulsalar bile en fazla bıçağını alacaklar. Ben büyük bir şehirde yaşamıyorum, onun için bir gün o kadınla karşılaşmam azımsanacak bir ihtimal değil. Görse tanır mı bilinmez ama tanırsa çok hoş şeyler olmayacağı kesin. O değil kadının bu hareketine bile olaydan 1-2 saat sonra anlam verebildim. Büyük ihtimalle fırından bıçak zoruyla ekmek almış ve bizim de gördüğümüzü sanarak tehdit etti. Ama her ne olursa olsun ben bu geceyi kabuslarla geçirdim. 
Şimdi işi biraz da dalgasına vuruyor olsak da, dün yaşadığımız kolay bir şey değildi. Kadının biri seni bıçaklamakla tehdit ediyor ve bıçakla aranda güvende olmanı sağlayabilecek bir mesafe yok. O an o kadar savunmasız hissettim ki, yapılacak hiçbir şey yok. Kadının kafasının içindeki bir kaç düşünceye bağlı hayatın, takip edilmediğinden emin olmazsa işin bitmiş demektir. Normal bir olay değil bu. Olağandışı. Ve o kadın sokaklarda hala dolaşıyor, bir başkasını gerçekten öldürmesi an meselesi olabilir. Dediğim gibi olağandışı.
-Bayanbilen- 

8 Mart 2013 Cuma

Günce 110 ♥ || 8 Mart !

Herkese selam! 
Bildiğiniz gibi bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü! Fakat televizyonu açtığımda gördüklerim bugünün sembolik olduğunu gösteriyor. Bir kadın telefonla konuşuyor diye kıskanan kocası kadını sokağa kadar kovalayıp bıçaklayarak öldürüyor. Adam bunun ardından tutuklanarak cezaevine götürülüyor ve geride 3 çocuk kalıyor. Bu çocuklar ise daha annelerinin öldüğünün farkına varamadan kamera karşısına geçirilip konuşturuluyor. Bu haberde her şey yanlış, her şeyi çok kınıyorum. Sırf telefonla konuşuyor diye şuçlanan kadından tutun da, çocukların çaresizliğinden faydalanıp habere onları da dahil eden habercilere kadar. O zihniyetsiz adamdan bahsetmiyorum bile.. Ah pardon adam mı demişim, lafın gelişi öyle olmuş. Şu an düşündüm de ne kadar düşünsem bir sıfat takamam o vahşiliğe, bunu yapan biri olsa olsa adamlıktan nasibini almamış bir yaratık olabilir.
Ben burada feministlik yapmıyorum, feminist de değilim zaten. Örneğin kadınlara yapılan haksızlıklara dikkat çekmek için kamera karşısına geçen ünlülere bir bakın. Ruj ve ya oje sürmüş olabilirler, topuklu ayakkabı giyip, makyaj da yapmış olabilirler ama onlar adam gibi adam. Helal olsun diyerek fotoğrafların geri kalanını sizlerle paylaşıyorum. 




Fotoğrafları çeken ise Mehmet Turgut. Tüm hemcinslerim adına bir teşekkür ve tebrik de benden. Erkekliğin takım elbiseden, bir kaç maço hareketten ibaret olmadığını gösterdiğiniz için. 

-Bayanbilen-

3 Mart 2013 Pazar

Günce 109 ♥ || Joseph Finder- Yitik

Uzun zamandır doğru düzgün vakit ayırıp da kitap okumuyordum. Derstir, kurstur derken zamanım da kalmıyordu. Ama cuma günü boş bir derste okul kütüphanesine uğrayıp kitap seçecek kadar vaktim oldu. Gözüme ilk Joseph Finder'ın Yitik adlı romanı çarpmıştı ben de çok irdelemeden almıştım. İyi ki de almışım. Kitaba dün başlayabildim ve 419 sayfa olmasına rağmen dün de bitirdim. Yani o derece sürükleyici bir kitap. :)
Blogu öncelerden beri takip edenler bilir, kitap okumayı severim ama pek kitap tanıtımı yapmam. Ama bu kitabı gerçekten çok sevdim. Normalde çok eleştirisel kitap okumama rağmen hiç "Peh, hadi canım abartmış." gibi olumsuz cümleler kurmadım. Kitabın son sayfasına kadar da heyecanla okudum. Tam tamam çözdüm ben bu böyle  bitecek diyorsunuz, pat karşınıza yepyeni bir olay çıkıyor. :) Ben kitabı övmekten içeriğine geçemeyeceğim bu gidişle, uzatmadan geçeyim. :)
Roger Heller ve Nick Heller çok zengin bir çocukluk geçiren, ardından babalarının hırsı ve büyük hırzsızlık suçlarına karışmış olması nedeniyle babaları hapse girdikten sonra birbirlerine sırt çeviren iki kardeş. Roger'ın eşi ile birlikte bir akşam yemeğinde saldırıya uğramaları sonucu, eşi komaya girer ve Roger ortalıktan kaybolur. Annesi komadayken Roger'ın üvey oğlu  Gabe, çok sevdiği ve özel bir şirkette dedektif olan amcası Nick'i olanları çözmesi için arar. Ve böylelikle Nick de olaya karışmış olur. Çok sevdiği Lauren ve Gabe'in hayatını kurtarmak için birdenbire kendini ölümcül ve zorlu bir yolda bulur. Romanın geri kalanında ise Nick'i bir çok sürpriz bekler. :)
Gerilim ve aksiyon okumayan birine 419 sayfayı  tek günde okutturabilecek kadar sürükleyici bir kitap. Olur ya bir yerlerde sizin de gözünüze çarparsa alıp okumanızı şiddetle tavsiye ederim. :)
-Bayanbilen-


2 Mart 2013 Cumartesi

Günce 108 || Yeni Bir Ben İstiyorum.

Tek başıma uzun bir yolda saatlerce yürümek istiyorum. Eğrilerimi doğrularımı tartışmak istiyorum benliğimle. Kimse ne der diye düşünmeden dilediğimce çığlık atmak istiyorum. Aslında biraz dağılmak istiyorum ben. Ben iyiyim rolü oynamak yerine, iyi olmadığımı haykırmak istiyorum. Belki saçım başım karışarak birbirine, ayakkabılarım tozlanarak yürümek istiyorum. Kendimle başa çıkamadığım zamanlarında o uzun yolda koşmak istiyorum. Kendimden kaçamayacağımın farkına vardığım yerde ise aniden durmak istiyorum. Büyük bir farkındalığa varmış gibi, kendini bir anda tanımış gibi.. Ve ben tüm bunları yaparken herkesi, her şeyi unutmak istiyorum. Düşünceler dışında her şeyin anlamsız olduğu tozlu bir yolda koşarken kendimi bile unutmak istiyorum. 
O uzun yolda sormak istiyorum kendime "Ne istiyorsun sen?" diye. "Neden eskisi gibi gülmüyorsun?" diye. Sonra bahaneler üretmeden, inkar etmeden  cevap aramak istiyorum. Eskisi gibi yarı yolda vazgeçmeyeceğim kararlar almak istiyorum. Geçen her gün için yeterince ağlayıp, geçmişi o uzun yola gömmek istiyorum. Keşkeleri hayatımdan çıkarmak, geleceği yine o yolda çizmek istiyorum. Hesapsızca, tutarsızca hareket etmek istiyorum. Yaptıklarımın sonuçlarını düşünmeden, içimden gelen her şeyi yapmak istiyorum. O günden sonra "Bugün yeni hayatımın ilk günü." diyerek yeni bir güne uyanmak istiyorum. Düşünce tufanımı bir yana bırakıp, özgürce davranmak istiyorum. 
Kısacası ben yeni bir ben istiyorum. 

-Bayanbilen-

1 Mart 2013 Cuma

Günce 107 ♥ || 10. Mim ! :)

Yazılarını okurken yüzümden tebessümün hiç eksik olmadığı Bahar ve Selma's World beni aynı mimde mimlemişler. Buradan onlara çok teşekkür ederek, elimden geldiğince soruları cevaplamaya çalışacağım. :)


1- En son kime yalan söyledin? Neden?
Açıkçası bu sorunun cevabına ne yazacağımı bir kaç dakikadır düşünüyorum. Genellikle kendime yalan söylerim, dışarıdaki insanları kandırmak pek de mantıklı gelmiyor hoş kendini de kandıramıyor insan. Ama bunun kaçak bir cevap olduğunu biliyorum. Onun için en son şunu söyleyeyim; az önce bir arkadaşımla başka bir arkadaşımı görmeye gidecektik sürpriz yapacaktık, ama arkadaşımın elinde olmayan bir sebepten sorun çıktı ne kadar "Önemli değil canım, haftaya yaparız" falan desem de o kadar da önemsiz değildi. Ama ne yaparsın kızın da bir suçu yok ki kabalık etmeyeyim derken yalan da söylemiş oldum. :(


2- Biz okumuyoruz farz et, kendine bir itirafta bulun..
İstediğin kadar umursamadığını söyle zamanında sana atılan ve içinde "Tahmin ettiğinden de bencilsin." yazan bir mesajı hala hazmedebilmiş değilsin. Umursamaz ayaklarına yatıyorsun ama nafile kendini kandıramıyor insan..


3- En son severek okuduğunuz kitap hangisi?
Tam da yukarıda resmini paylaştığım kitap yıllardır kitaplığın köşesinde bekliyordu, zaten ince bir kitap okurum hemen diyerek okudum. Ama itiraf etmek gerekirse sonunu anlamadım bile, sonu pek bir saçma geldi ya da biraz daha uzatılabilirdi. Tabii Peyami Safa'ya sözüm yok mutlaka bir bildiği vardır da öyle işte. Şimdi diyeceksiniz kitabı madem beğenmedin niye yazıyorsun, beğenmedim değil beğendim. Özellikle betimlemeler çok iyiydi, bilmediğim çok kelime olmasına karşın anlamakta canlandırmakta güçlük çekmedim. Şu an da Yitik isimli kitabı okuyorum güzel gidiyor, heyecanlı. :)


4- Şuan istediğin işi mi yapıyorsun?
Aslına bakarsanız her şey bakış açısına göre değişiyor. Bir fen lisesi öğrencisiyim fakat yaptığım şeyden emin değilim. Sırf sosyal itibar olarak ve ya maddi imkan olarak tıp seçmek ne kadar doğru olur, toplumun kuralları içinde ilkokul-lise-üniversite-iş-eş-emeklilik.. olayını seçmek mutlu eder mi bilmiyorum. Olmak istediğim yerde olduğuma emin değilim, hem de hiç. 


5-Mutlu musun?
Zaman zaman.


6- Öleceğini bilsen ömrünün son zamanlarını nerede, kimle geçirmek isterdin?
Öleceğimi biliyorum zaten. :) Ama 1 ayım kalmış olsa ailemin ölümümü duyup üzülmemesi için ailemden çok uzakta olmak isterdim. Mesela her zaman hayalini kurduğum üniversite sonunda ise kesin olarak planladığım dünya turuna çıkardım, ama evden kaçarak çıkardım bir de mektup bırakırdım. Hem hayalini kurduğum güzel günleri yaşamadan ölmemiş olurdum, hem de ailem uzakta da olsam yaşadığımı düşünürdü. :) Normalde o turu bir arkadaşımla planlıyoruz ama öyle bir şey olduğunda onun da arkamda yarım kalmaması için yalnız gitmeyi tercih ederdim. :)


7- Favori şarkıcın ve şarkısı?
Bu soruyu pas geçiyorum, o kadar çok şarkı seviyorum ki aralarında ayrım yapmam imkansız gibi görünüyor gözüme. :)


8- Her bölümünü heyecanla takip ettiğin bir dizin var mı?
Televizyonlardan uzağım şu sıralar, sanki insanın hayatından bir kesiti çalıp götürüyor gibi geliyor. İzleyeceksen film izleyeceksin hiç yoktan en sonunda bir fikir oluşur kafanda, düşünürsün biraz. 


9- Keşke..?
Keşke şu an aklıma keşke ile başlayan bu kadar çok cümle gelmeseydi, ve az önce hangisini yazayım diye seçim yapmaya çalışmasaydım. 


10- Kötü alışkanlıkların var mı?
Kötü alışkanlıktan kasıt sigara, içki, uyuşturucu vs. ise hayır. Yok davranış gibi falansa elbette ki var. Mesela kolay kolay güvenmem kimseye, kolay kolay bağlanmam, eleştirisel düşünürüm, her zaman yapıcı olamam, aşırı gurur yaparım, ilk adımı asla atmam.. falan falan bir sürü kötü özelliğim var.


11- Sence ideal eş nasıl olmalı?
İdeal eş diye bir şey yoktur bence. Biri ile göz göze geldiğinizde ikinizin de gözlerinin içi parlıyorsa olay bitmiştir. :)

Yine ve yine söylüyorum kimseyi mimlemek yok. Eğer mimlenseydim diyen varsa mimlenmiş olsun. :) Hatta bu mimin altına yorum bıraksın ben de cevaplarını okuyayım. :)
Kocamannn sevgilerimle! :)
-Bayanbilen-




Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.