Search

31 Mayıs 2013 Cuma

Günce 133 ♥ || Bugünlerde bende olanlar.. :))

Biliyorum yine ve yine uğramıyorum buralara, ama okuldan ondan bundan bir türlü fırsat bulamıyorum ki kendime. Neyse ki son bir hafta, öyle yada böyle bu haftayı da geçirdikten sonra kocamaaan bir tatil beni bekliyor. :) 
Bu arada, dersler sınavlar bir yana bu sıralar farklı bir şeyler de var bende. Hani belki aklınıza gelir bir ara anonimlik meselesi, karnımda uçuşan kelebekler falan vardı. Hıh işte hatırladıysanız biz sonunda onunla mutlu olabilirdik. Yani biz olabildik. :) İşte sanırım ondandır ki son günlerde daha bir farklı bakıyorum hayata, sık sık beni mutlu edebilecek şeyler buluyorum kendime. Hiç olmadı oturup biraz hayal kuruyorum, konuşmalarımızı okuyorum falan yine mutlu oluyorum. Aslında bilmiyorum, çok farklı hissediyorum. Beni ben olarak sevebilecek biri ile ilk kez karşılaşıyorum sanırım. Yanına gittiğimde heyecandan dizlerimin titrettiğini hissederken, bir fark ediyorum ki onunda benden farkı yok. İşte her şey bu kadar masum kaldığı sürece çok tatlı tüm bu duygular. :) Nasıl anlatılır bilmiyorum ama insan kendini özel hissediyor. Aman nazar değmesin bu hallerimize. :) Yoksa kolay kolay atlatabileceğim hasarlar almakla kalmam herhalde, zor bir dönem olur benim için. Bak yine olumsuzluğa bağladım olayı, bundan kurtulmalıyım işte. Dediğim gibi mutluyuz biz, zaman hiçbir şeyi bozmasın hep böyle kalalım diyoruz sık sık. :) 
Ve sayesinde anladım ki bundan bir on ay önceleri kafama çok taktığım gibi duygusuz bir insan falan değilmişim ben, sadece doğru insan hiç çıkmamış karşıma. Kaldı ki o doğru insan da beklemekle gelmiyormuş, birden ansızın kapını çalıveriyormuş. Ve sen o kapıyı açmadan önce acaba nasıl görünüyorum diye aynaya bakmaya, üstüne başına çeki düzen vermeye bile fırsat bulamıyormuşsun. :) 
Şimdilerde hep aynı konuları yinelediğim farkındayım ama aralıklı aralıklı yazınca hep bende olanlardan bahsetmek zorunda hissediyorum kendimi. Son bir hafta sonra dilediğimce o konudan o konuya atlayabilir, sık sık yazı yazabilir ve artık sizi kendimden bıktırabilirim. :) 
Her şey gönlünüzce olsun! :)
-Bayanbilen-

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Günce 132 ♥ || Düşündükçe.. :)

Son günlerde işte böyle gözlüğümün üzerinden bakıyorum hayata. Baktım ki hiçbir şeyin hızına yetişemiyorum, o halde ben de her şeyi kendi akışına bıraktım. Su akar yolunu bulur derler ya öyle.. 
Bu yaşadıklarımın sonunda mutlu ya da mutsuz olacağım ama hiç yoktan yeni bir heyecan duymuş olacağım hayatımda. İleride tebessümle hatırlayacağım anılar bırakacağım gençliğime, hiç yoktan iyidir değil mi? Yani öyle olmalı herhalde. :)
Zaten son günlerde iyice sardığım farkındalık yazıları sayesinde Polyanna'ya döndüm ben de. Sadece kendi yaşadıklarım için değil, başkalarının dertleri için de aynı oyunu oynuyorum. Bardağın dolu tarafına ışık tutuyorum. Bardağın ha yarısı boş, ha yarısı dolu biz ne dersek diyelim adına bardaktaki su hep aynıdır ama bardak bizim elimizde. Çeşmeyi açarsan bardağı doldurursun, çok açarsan da suyu taşırır ıslanırsın. Yani her şey biraz denge meselesi. Ne çok önemsemelisin her şeyi, ne de toptan salmalısın. 
Gelgelelim uygulamaya gelince hiçbir şey planlardaki gibi gitmiyor. Onun için günlerdir fark ettiğim şey şu ki düşünmeyeceksin. Çünkü düşününce her  şey birbirine karışıyor. 
Öyle işte şu an yine devamlı kendimle çeliştiğim bir yazının sonuna geldim. :))
İyi geceler size ! :)
-Bayanbilen-



13 Mayıs 2013 Pazartesi

Günce 131 ♥ || Yeni bir güne değil, yeni bir hayata başlarken.. :))


Yağmur kokulu bir sabaha açıyorum gözümü, odanın balkon kapısı aralık kalmış hafif bir rüzgar değiyor tenime.. Tatlı bir mayışıklıkla etkisinde kaldığım rüyadan alıyorum kendimi, saate bakıyorum daha alarm çalmamış. Biraz daha uyumak istiyorum sonra fark ediyorum ki uykuda beni bırakıp gitmiş. Öyleyse daha iyi ya uyumak yerine daha çok ben olmaya zaman bulurum diyerek kalkıyorum yataktan. Kafamı karıştıran her şeyin uyuyup hissizleşmemden önce bıraktığım yerinde kalmasına izin veriyorum. Hayır hayır ben onlara değil, bugün onlar bana izin veriyorlar. 
Hep düşlediğim yolculuk geliyor aklıma ve diyorum ki kendi kendime "Madem hemen bugün kalkıp gidemiyorum, burayı orası gibi yaşarım bende. Oturup o güne kadar mutsuz mu olayım yani?" Böyle davranmaya karar verince kendime acımayı da bırakıyorum, kafamı karıştıran şeylere gözüm takılıyor bir ara sonra boşver diyorum. "Boşver benden önemli mi?" tabii benden önemli değil ya. Belki dünyanın başrol oyuncusu ben değilim ama kendi masalımın başrolü bana ait. Öyleyse ben bitersem masal da biter. Somurtkan kral da kimmiş, şimdi sinir bozucu bir mutluluğu olan prenses olmaya geliyorum. Bekle beni çok sevgili masalım bu sefer kuralları değiştirmeye geliyorum. En en en önemli kuralımız şu üzülmek yok, seni üzecek şeylerden uzak dur ve onları düşünme. İkincisi insanları boşver onlar sadece konuşur. Üçüncü olarak da ilk üç kural hariç kural koyma kendine, kuralsız deli dolu yaşa! İşte şimdi daha bir içten gülümsemeler, durma hayat devam ediyor. Çok mu sert düştün? İkinci tekmeyi yiyerek tekrar kapaklanmamak için acele et, unutma herkes düşer ama aynı tekmeyi ikinciye sadece aptallar yer. 
İlerideki günlerin parlak olması için, karanlıkları geride bırakman lazım.. :)
-Bayanbilen-

11 Mayıs 2013 Cumartesi

Günce 130 ♥ || Bende olup bitenler..

Oturuyorum bir kenara, yanıma kahvemi alıyorum da şunlar geçiyor aklımdan. Daha iki gün öncesinde beklemek istemezken, her şeyin çok hızlı gittiği kanaatine hangi ara vardım ki ben? Ne ara bu kadar şüpheci oldum da, karşımdakinin onca sözüne rağmen hala "Acaba?" larımın zihnimde yankılanmasına izin veriyorum? Çok mu güvensiz bir insanım yoksa? 
İnsan karşındakini kendi gibi bilirmiş ya, yoksa güvenilmez olan ben olabilir miyim? Bir iki hafta öncesinde karnımda uçuştuğunu söylediğim kelebeklerin varlığından şimdi o kadar da emin değilim. Her şey o denli hızlı gerçekleşiyor ki, ben hiçbir şeyin hızına yetişemiyorum. Hep ikilemlerde kalıyorum. Onun içindir ki onca lafa söze rağmen sanki hiçbir şey olmamış gibi normal davranıyorum. Bunda utangaçlığın da payı yok değil tabii ki. 
Şimdi biliyorum içimden geçenleri buraya yazmam, düşüncelerimi derleyip toplama isteğimden. Tabii bu karışık cümlelerden siz hiçbir şey anlamadınız. Şöyle söyleyeyim geçenlerde bir ara içimdeki kelebeklerden, sonra da yaptığım anonimlikten falan bahsetmiştim. Onları okuyanlarınız varsa onlara açıklama yapayım. Sanırım o da bana karşı bir şeyler hissediyor, yani öyle söylüyor. Ama benim kafam komplo teorileriyle dolu, nedenini bilmediğim bir sürü soru var kafamın içinde. Ve yanındayken rahat konuşamıyorum, kaldı ki neredeyse konuşamıyorum. Hiçbir şeyden emin olmadığım için ilk adımları da atmıyorum, hani böyle genelde erkeklere odun deriz ya hıh işte o odun benim. Bilmem şimdi anlatabildim mi ama durumlar karışık. Ya da durumları karıştıran benim. Bakalım akışına bırakmak gerek diyerek düşünmemeye çalışıyorum. 
Kocaman sevgilerimlee..
-Bayanbilen-

9 Mayıs 2013 Perşembe

Günce 129 ♥ || Beklemek? Bekleme!

Nedir ki beklemek? Bir sıfat desen, nitelemiyor hiç bir şeyi. Bir eylem desen, ortada yapılan bir şey yok. Onun için bir süreçtir bence beklemek. İnsanın kendine kaldığı, olanlara alıştığı.. Ve belki de en çok bir şeyleri kabullenmeye başladığı. 
Tam da büyük fırtınaların içinde "Dursana bir beş dakika, ne oluyor?" diyen, bir iç kurtarıcı belki de beklemek. Zaman zaman umut doldururken kesene, zaman zaman ümitsizliğe doğru seni yuvarlayan iki yüzlü bir şey bu. Seni geliştirdiğini, yücelttiğini zannederken; seni iç dünyandaki bütün hüsnü kuruntularınla yoğurup, gerçeklikten uzaklaştıran bir şey. Azı yarar, fazlası zarar cinsinden. Çok sıkı fıkı olmaya gelmiyor, hemen gösteriveriyor ikinci yüzünü. 
İşte bunun için bekletme kimseyi, harekete geç! Bir anlık deli cesaretiyle olup bitiyor her şey. Karşındaki bekletme ki beklemek ikinci yüzünü göstermesin ona, kafasına seninle ilgili olur olmaz şeyler yüklemesin. Acele et, zaman geçiyor! Hemen şimdi!
-Bayanbilen-

7 Mayıs 2013 Salı

Günce 128 ♥ || Güzel kadın

Güzel bir kadın. Nedir güzel kadın? Sadece okunduğu kadar mıdır, güzel bir kadın işte o kadar mıdır? Yoksa göründüğünün çok daha ötesinde bir şey midir? Mesela güzel kadın, güvensiz kadındır bence. Sadece güzel olduğu için mi, yoksa o güzelliğin içinde bir kalp olduğu için mi insanların çevresinde olduğunu asla kestiremez. Birini sevse, sevildiğinden emin olamaz. Belki de budur onlarca kadın arasından ona layık görünen "güzel" sıfatının bedeli.
 Kim bilir belki de güzel kadın demek, yalnız kadın demektir. Kimse ona bakmadığı için değil, o kimseye inanamadığı için yalnız kadındır belki. Aslında herkes yalnızdır da, belki o daha bir yalnızdır bütün yalnızlardan. Hani bir kara vardır, bir de kapkara ya o hesap. 
Eve gidip makyajını sildiğinde de güzeldir kadın; ama makyajını sildiğinde suratındaki kocaman gülümsemesi kalmıyorsa orada düşündüğümüz kadar şanslı kadın değildir güzel kadın. Belki de hiç düşünemeyeceğimiz kadar mutsuz kadınlar hep o kıskanarak baktığımız kadınlardır. Kim bilebilir ki onun içinde kopan fırtınaları ondan başka? Hele bir gülüşüyle büyülemeyi başarırken herkesi, o maskenin altına gizlenmiş ruhu kim hissedebilir ki? Hani bir görünen gerçek vardır, bir de ondan ötesi.  İşte o ötesi gizliyor bütün gerçekleri. 
Sahi kime göre güzeldi kadın? Ona, buna, şuna?
-Bayanbilen-

6 Mayıs 2013 Pazartesi

Günce 127 ♥ || 12. Mim Çocukken oynadığımız oyunlar :)


Beni sık sık güldüren  Deeptone, her zaman destek olan Pe hito, bloğumu açtığım günden beri yorumlarını eksik etmeyen Sequin (yeni adıyla Payet) ve özellikle şiirleriyle beni kendine hayran bırakan Bahar beni aynı mimde mimlemişler. :) Hepsine tek tek teşekkür edip, yanaklarından öptükten sonra geç olsun da güç olmasın diyerek mimi yazmaya başlıyorum. :) 
Öncelikle çekingen bir çocuktum ben, herkesle kolay kolay arkadaş olamazdım. Bir de annesinden kaynaklı temizlik problemi olan bir çocuktum; ıslak elle kuma dokunmaz, çamurdan kaçardım. Onun için benim oynadığım oyunlar hep kişilerle ve mekanlarla sınırlı kaldı. :) Ama çocukluğun güzel yaşandığı bir mahallede büyüdüm; saklambaç, ortadasıçan, istop, 7 kiremit, ebelemece, 3 taş, sıcak-soğuk gibi bir sürü oyun oynardık. Ben genelde içlerinde en küçükleri olduğum için bir nevi en güçsüz, ezileniydim sanırım. :) Ama bir Gürkan abim vardı hiç unutmam beni yanına alırdı geri kalan tüm mahalle çocuklarıyla iki kişi futbol oynardık. İki kişi diyorum pardon ben genelde kalede dikilir, gol olunca sevinirdim. :) Ama maç için girdiğimiz küçük iddaalarda da hep biz kazandığımız için ganimeti birlikte kutlardık. :) Şimdi ise o sokaktan geçerken oyun oynadığımız alana bakıyorum, kocaman binalar.. 
Geçende uzakta yaşayan kuzenimin çocuğunu gördüm de 3 yaşında ya var ya yok ama tablette oynuyor oyunlarını. Bilmiyorum kendi çocukluğuma oranla çocuğa üzüldüm, ben bile sokakta geçirmediğim o çekingen günler için pişman olurken o ileride ne yapacak acaba? 
Her neyse, konuyu iyice dağıttım. :) Bu mimi yapmayan birileri kaldıysa onlar mimlenmiş olsun. :))
Kocaman sevgilerimle..
Tebessümlerinizin yerini çocuk kahkahalarınız alsın.. :)
-Bayanbilen-

4 Mayıs 2013 Cumartesi

Günce 126 ♥ || Şimdi benden geçenler..

Biraz oturup düşündüm de en çok turkuazı severken, neden siyahlara büründüm ben? Öyle umursamaz geçerken günler, birden ne oldu bana? Çok mu önemsemeye başladım insanları, yoksa özüme mi döndüm. Hayır ya, başkalarının açıklarını gözeten insanlara malzeme vermemek gibi takıntılarım olmadı hiç. Sadece kendime hesap vermekte zorlanıyorum şu sıralar. Kendime görünmemek için çabalıyorum, ama nafile insan kaçabilir mi kendinden? Benimki kocaman bir çölde, kumdan kaçmaya benziyor. 
Şimdi hesap veriyorum kendime. Evet, sonunu düşünmeden hareket ettim belki ama eğlendim. Güldüm, mutlu oldum o an. Şimdi ben üzülsem de neyi değiştirebilirim ki bu saatten sonra? İşte onun için önemi yok geçmişin. Giderim yaptıklarım için efendi efendi utanır gelirim. Siyahlara, derin felsefi konulara gerek yok. Hayat anı yaşadıkça güzel, geçmişte üzüldüğüm her an için yeniden üzülürsem bunun sonu gelmez. Tam şu an bütün siyahları koyuyorum bir kenara; geriye turkuazlar, pembeler, sarılar, kırmızılar kalıyor. Daha iyi böyle, daha bir ben gibi. Hüzünler eğrelti duruyordu zaten üstümde. Ben hala pamuk şeker için saatlerce yürüyebilecek o küçük çocuk değil miyim? O halde gerek yok üzüntülere, hiç olmadı bir pamuk şekeri ısmarlarım kendime geçer. 
-Bayanbilen-

1 Mayıs 2013 Çarşamba

Günce 125 ♥ || Ben burada yokken..


En son yazdığım güncede karnımın içine kaçan kelebeklerden bahsetmiştim. İşte bugün o günden 10 gün ilerideyiz ve alt tarafı 10 günde yaşadıklarım, bundan önceki en az bir 10 ay yaşadıklarıma bedel. 
Düzgünce olayları atlamadan, uzun uzadıya anlatmak istiyorum; çünkü bu sefer çok çaresizim ve birilerinin bana yol göstermesine ihtiyacım var.
 İşte bundan bir 20 gün önce falan sırf eğlence olsun diye tanımadığım birine connected.me den anonim olarak mesaj attım. Connected'ı bilmeyenler varsa şöyle açıklayayım bir hesap açıyorsunuz ve kimliği belirsiz yani anonim olarak size yazan insanlarla online konuşuyorsunuz. İşte ben de anonim olarak birine yazıyordum ama sırf eğlence amaçlıydı, bundan 10 gün önce kursta tanıştık ama öyle samimi değil tabi. Ama benim karnıma kelebekler tam da o gün gelmişti ve ben ondan sonra yine anonim olarak yazmaya devam ettim, doğal olarak kim olduğum merak konusuydu. O sırada kurstan en yakın kız arkadaşımın da o kelebeklerden nasibini aldığını fark ettim. Sonra o da ikinci anonim oldu. Böyle hafif kıskançlık, hafif şakalaşma devam etti bu olay. Bu pazar da doğum günüydü ben de ne yaptın dediğinde kurabiye falan deyince kurabiye istedi. Ne zarar gelebilir diye ben de pazartesi bir dükkana yarın bu poşeti alacaklar diye bıraktım, dün de almış. Bu bunların fotoğrafını falan çekip profiline kurabiye keyfi yazıp atmış. Tabi ben de mutlu oluyorum, çok beğenmiş diye. Her neyse bu anonimlerinin arkadaşımla ben olmamdan şüpheleniyormuş zaten. Kaçıncı sınıf olduğumuzu ben söylemiştim, bölümü de arkadaş söylemiş. Dün kursta hoca bizi oturtturdu hadi çay içelim dedi çayları da buna yaptırdı, sonra hoca gitti. Kaldık arkadaş, ben, o ve kurstan bir kız daha. Pat sordu okulu, ben de şüphelenmesin diye söyledim. Sonra kaçıncı sınıf olduğumuzu söyledi, yine aynı rahatlıkla söyledim. Sonra yaa dedi, zaten o an anladığını fark ettim. Aceleyle çıktık oradan. Eve geldim hemen konuşmayı açtım, ilk başta kurabiyeler güzel olmuş falan filan muhabbeti yaptık. O sırada arkadaşla da konuşuyor ona da adının kaç harfli olduğunu sormuş aslında 6 ama o 4 demiş, sonra da aslında öyle değil 6 demiş. O da hadi ya 5 harfli diyeceksin diye sevinmiştim ben de falan demiş. Arkadaşta hemen bana dedi tabi. Onu derken kafasından ne geçti tahmin edemiyorum. Şöyle bir durum var ki tam 4 yaş var arada. Neyse sonra kimin kim olduğunu sanırım tam olarak anlamış ki bana kapak fotoğrafımda paylaştığım o bilinmedik şarkıyı ve oraya yazdığım "hayat şarkılarla güzel" sözünü attı. Anladığını fark edince şok oldum, elim ayağıma karıştı. Yabancı şarkı sevmem ki falan diye kıvırmaya çalıştım ama ne kadar inandırıcı olabildiğimi de bilmiyorum. Ve bu cumartesi kursa gitmem lazım, gitmesem daha da ilgi çekecek. Gitsem utançtan ölücem. 
Bilmiyorum ben hayatımda bu kadar utandığımı, bu kadar yerin dibine geçtiğimi hatırlamıyorum. Hani direk sen busun dese bu kadar üzülmezdim herhalde. Bir de anladığını farketmemiş gibi hala başkasıymış gibi yazsam mı? Yoksa bir anda konuşmayı kessem mi bilmiyorum. Öyle bir durumdayım ki olayları analiz edemiyorum. Kafam karışıyor git gide.. 
-Bayanbilen-

Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.