Search

30 Haziran 2013 Pazar

Günce 138 || Kimim ben?

Bugün soruyorum kendime nasıl biriyim ben? Dışarıdan bakınca eksiklerim, fazlalıklarım neler? Kendi gözümle de görebilir miyim kendimi olduğum gibi? Denemek lazım.
Sanırım her şeyden önce çok hayal kuruyorum, nedense hayallerime ortak olmayan insanlarla da bir türlü anlaşamıyorum. Gerçekler rahatsız ediyor belki de beni, ama ben inanıyorsam benim gerçeklerimden de onlara ne ki?
Biraz da bencilim sanırım, ne kadar anlamak istesem de anlayamıyorum herkesi. Bazılarının bana karşı yapılan bir kaç düşüncesiz hareketi, onlardan uzunca süre soğumama sebep oluyor. Nedense bana yapılan kötülükleri de pat diye unutamıyorum. Eskisi gibi olsam da içeride bir yerlerde duruyor o yapılan kötülükler. Bu belki de benim içimdeki kötülükten kaynaklanıyor. 
Ayrıca çok evham yapıyorum. Biri birazcık farklı davransın, o mesaja geç cevap yazılsın falan hemen bir sürü komplo teorisi kuru veriyorum zihnimde. Ama bu elimde değil, akışına bırakamıyorum bir yerden sonra.  
Sonraa, sanırım fazla inceliyorum her şeyi fazla düşünüp gereksiz ayrıntılarda boğuluyorum. Bunun da farkındayım ama dediğim gibi rahat bir insan olamıyorum ben. Bunun için mutluluğu da çabuk yakalayıp, çabuk mahvediyorum. Yani sürekli duygu değişimleri yaşıyorum, sonra da yoruluveriyorum her şeyden.  "Bıktım" diyerek pes ediveriyorum. Erken kabulleniyorum yenilgiyi.
Güçlü biri değilim ben, biliyorum. Ama farkında olmak da bir şeydir değil mi? Yani öyle olmalı diye umuyorum. İnsan eksiklerini görmezse nasıl tamamlar ki? :) Hoş daha kimbilir ne kadar çok eksiğim var göremediğim. :)
Her neyse ben bunları düşünedurayım, her insanın mutlaka eksiği vardır ya sizde sizdekini arayın. Belki bulursak daha kolay başa çıkabiliriz kendimizle. :))
Kocaman sevgilerr! :)



24 Haziran 2013 Pazartesi

Günce 137 || Kelimelerimin bittiği yerdeyim şimdi

Hayat çok garip. Şu sıralar bana öğrettiği en büyük şey ise olmasını istediğimi söylediğim şeylerin aslında istediğim şeyler olmadıkları. Çok mu doyumsuz biriyim? Ya da yanlış yollarda mı arıyorum kendimi? Benim şu an dünyadaki en mutlu insanlardan biri olmam gerekiyor, olmasını istediğim çoğu şey çok kısa bir süre içinde gerçekleşti. Peki ya neden mutlu değilim? 
Hayır hayır bu ben değilim, hedefler ulaşılmayınca daha mı güzel görünüyor uzaktan? Yoksa kıymetini mi bilmiyorum elimdekilerin. Hoş kaybetsem mutsuz olacağımı da biliyorum. O zaman sorunum ne ki benim, neden şimdi böyleyim ben. Durgun, yorgun, ve bıkkın. 
Bir de benim konuşulacak kelimelerim hiç bitmez derdim. Mutlaka bi konu açar bir yerden konuyu uzatabilirim, bir insanla saatlerce muhabbet edebileceğime inanırdım. Ama şimdi fark ettim ki sözün bittiği yerdeyim. Nokta bir türlü konmamış, ama söz bitmiş. Bir virgülle devam etsem yoluma diyorum biraz duraksasam, ama sonra düşünüyorum da o virgülden sonra da hiçbir şey eskisi gibi kalmayacak. Cümlenin sonundaki noktaya yaklaştıracağım kendimi. Zaten virgüller bana göre de değil, söz konusu cümle hayatsa virgülü falan olmayacak bu işin ya nokta koyacaksın ya da devam edeceksin yoluna. 
İşte öyle garip bir haldeyim şimdi. Bir an önce kendimi bulsam diye bakınıyorum. Bir de müzik olmasa iyiden iyiye kaybedeceğim kendimi. Ve şimdi biraz gözlerimi kapatıp melodiye kulak vermeye çalışıyorum..
-Bayanbilen-

23 Haziran 2013 Pazar

Günce 136 || Biraz hayal kuralım mı birlikte? :)

Her gün bir konuyu tartışacak, konuşacak değiliz ya; bugün hayaller kuralım kendimize. Meselaa kız kıza toplanmış yayılmışsınız çimenlere herkes şıkır şıkır resimdeki kız gibi çocukça eğleniyorsunuz. Rüzgar yalıyor yanaklarınızı, uzaktan kuş sesleri geliyor kulağınıza.. Öylesine huzur dolu, öylesine mutlu bir ortam.. Kulak kulağa verip sevdiklerinizi çekiştiriyorsunuz, belki biraz da eşinizden sevgilinizden yakınıyorsunuz ama her yakınmanın sonunda kocaman bir kahkaha patlatıyorsunuz. Çimenlerde yalınayak dolaşıyorsunuz, şehrin stresinden uzak bütün kötü enerjinizi toprağa vermiş, önceki günlerden daha bir hafif hissediyorsunuz. 
Zıplamak, bağırmak, çağırmak serbest.. Hem de bunları yaptığınız için deli damgası falan da yemiyorsunuz burada. Çünkü burada arkadaşlarınızdan başka kimse yok, özgürsünüz. Arkadaşlar demişken sıradan arkadaşlarla değil gerçek arkadaşlarınızla birliktesiniz sizi yargılamadan koşulsuz şartsız seven anlayan cinsten. :) 
Gerçi şimdi düşününce bu kurduğumuz çok da büyük bir hayal sayılmaz, hepimizin gerçekleştirip mutlu olabileceği bir hayal bu. Öyleyse hayaller gerçekleştirdikçe güzel, en kısa zamanda kız kıza bir gün çalalım hayattan. Hayatın bugüne kadar bizden çaldığı günlere inat, yapalım bunu. Ertelemeden, bir an önce.. :)
Hadi, hadi plan kurmaya başlayın bile. Ben de kurayım aynı planı arkadaşlarla konuşayım, güzel olurr.. 
Mutluluk sizin avuçlarınızın arasında, avuçlarınızı aralayıp ondan biraz üzerinize serpiştirmek ise sizin elinizde.. 
Kocaman sevgilerlee! :)

21 Haziran 2013 Cuma

Günce 135 || Bu sefer kalmaya geldim :)

Merhaba ben geldim,
Biliyorum belki biraz geç oldu bu sürede takip ettiğim bazı arkadaşlarla iletişimimiz koptu falan ama toparlamaya geldim. Çünkü hepiniz iyi geliyorsunuz bana. Hayatın karmaşasından, günün yoğunluğundan, çoğu zaman kendimden bile size kaçıyorum ben. Son günlerde yaşadıklarım kötü olduğu için falan değil, aklım hep aynı şeylerde takılı kaldığı için pek iyi değilim. Sonra fark ettim ki benim biraz yazmaya, okumaya ve çıkar ilişkisi barındırmayan dostluklara ihtiyacım var. İşte onlar da siz oluyorsunuz bence. :)
Buraya bir şeyler karalamak iyi geliyor bana, bir nevi terapi gibi aslında. Onun için karar verdim ki bundan sonra her gece bir şeyler karalamaya geliyorum buraya, artık yazacak konu bulamazsam da saçmalıklarımı okumak zorunda kalabilirsiniz. :)
 Aslında son dört beş gecedir bir şeyler yazmak istiyorum ama gelgelelim nereden başlamalıyım ne yazmalıyım kestiremiyorum. Bu yazı düşündüğüm gibi güzel bir başlangıç mesajı olmasa da kendimi anlatabildim sanırım, yani öyle umuyorum. :) 
Kısacası artık buralardayım ben, öyle bir iki gün durup kaçmalık değil uzunca bir süre durmak için geldim bu sefer. Her neyse şimdilik kendinize iyi bakın! :)
Kocaman sevgilerr :))
-Bayanbilen-

8 Haziran 2013 Cumartesi

Günce 134 || Gezi Parkı

Gezi Parkıyla ilgili bir yazı yazmayı hep erteledim, çünkü çok hassas bir konu Gezi Parkı yanlış kuracağım en ufak bir cümle yanlış anlaşılmama yeter de artar bile. Şimdi hepiniz olayları hemen hemen en ince ayrıntısına kadar biliyorsunuz zaten ama bir de benim gözümden dinlerseniz olaylar şöyle;
Bir kaç ağaca sahip çıkmak adına bir grup insan masum ve haklı bir eylem yapıyor, şarkılar söylüyor ve kitap okuyor. Sonra birden polis çıkıyor ortaya ve bu iyi niyetli insanları dağıtmak adına onlara saldırıyor. Polisin bu tutumu o bir grup insanı yüzler, binler, hatta milyonlar yapıyor. Gezi Parkı bu sefer Gezi Parkı olmaktan çıkıyor ve bir direnişin, bir başkaldırışın sembolü oluveriyor. Bütün bunlar oladursun kapitalist sistemin mahsulü her olaydan kar amacı güden zihniyet el atıyor Gezi Parkı'na. Olayı halk direnişinden çıkarıp siyasallaştırmaya çalışıyorlar; kimileri de olayı faşizm ve kominizim çatışması olarak ele alıyor. Ama yine de bu büyük halk direnişini gölgede bırakmaya yetmiyor kar odaklı çalışan beyinlerin uğraşları. Bütün bunlar olurken polisin halka gösterdiği şiddeti protesto eden bir grup eylemciyi de, halkın diğer kışkırtılmış kesimi şiddetle sindirmeye çalışıyor. İçlerinde öyle gözü dönmüş olanlar var ki ölüm tehditlerine kadar gidiyor işler. Zaten bütün bu olaylar sırasında da insanlar yaralanıyor, ölüyor. Sadece eylemciler değil polis de zarar görüyor, sonuçta o da devlet memuru değil mi? O bu değil bir de kendi kendimize saldırıyoruz ya en kötüsü o, bizi birbirimize düşman edenler kendileri inmeliydiler meydana. Provokasyonlar olmadan olmalıydı her şey. Ama pardon kapitalist sistem zaten halkın her daim bir yerlerden kaybettiği sistemdi dimi. Güçlüler hep güçlü kalırdı, onlara zarar gelmezdi. Bütün bunlar olurken bir de medya var tabii ki, bu olayları çok önemsiz kabul edip belgesel yayınlayan medya. Penguenlerin yaşamının insan yaşamından çok değerli olduğunu kabul gören medya. İşte şu son olaylardan sonra öğrendim ki medyanın artık gücü falan yok, güçlünün medyası var ve her şey onun istediği gibi gösteriliyor. 
Her şeye rağmen halk haklı direnişini sürdürecek, gelgelelim gönül de ister ki bir an önce kutuplaşmalar ortadan kalksın ve bir orta yol bulunsun. Ama bunun için önce bir adım atmak gerek, üç beş çapulcu değil çünkü onlar belki taksimde değildik ama bizimde evlerimizde yüreğimiz onlarla attı. Kimimiz şehirlerimizde tencere tavasıyla sokaklara döküldü, kimi hala çadırda. Eğer sistem halkın kendi kendini yönetmesi ise, halk bunu istiyor. Ve o yüzde ellinin içinde o kadar insan tanıyorum ki evlerinde zorla duran; ama taksimdekilere saldırmak için değil, taksimdekilerle direnmek için. Onların özgürlüğüne, iradesine, duyarlılığını, kardeşliğine ortak olmak için. 
Bir an önce her şeyin düzelmesi Gezi Parkı'nın, Gezi Parkı olarak kalması dileğimle.. 
-Bayanbilen-

Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.