Search

23 Ekim 2013 Çarşamba

Günce 151 || Bir kadın, bir elmas

Hani bazı kadınlar vardır hayalleri kırılmış, paramparça. Mutluluğu kaybettiğini sanan, devamlı melankoli halinde.. Kabul ederim ki güzel şeydir melankoli kıvamı tuttuğu zaman. Gelgelim abartmak biraz ahmakça. Hele ki bir kadın kendi gücünün farkında değilse, daha bir beter durum. 
Oysa ki ne gerek var bu kadar kırılmaya? Biraz mutlu olmaktan, güçlü görünmekten ne çıkar? Bence her acının sindiriliş evresinden sonra büyük bir kahkaha patlatıp el sallaya bilmek lazım arkasından. Olur da bir sevgili, bir arkadaş, bir dost dönüp de bakarsa geri arkasında büyük bir boşluk bırakmış da çok kıymetliymiş gibi sanmamalı kendini.
 Kim var ki o kadından daha değerli? Onun için gerekirse elini yüzünü yıkamalı, bir söz vermeli kadın kendine "Geçti.." diye başlayan bir cümle kurmalı. Sonra aynanın karşısına geçip biraz rimel, biraz ruj sürmeli. Gerekirse morarmış göz altlarını kapatacak bir fondöten. Belki biraz kuaföre uğramalı ama kesinlikle eskisinden daha iyi olduğuna inanmalı. Hayallerinin birinci kahramanını kendi ilan ederek bin bir hayal kurmalı ama yıkılan kalıntıların üzerine değil, yepyeni büyük bir araziye. O gün daha bir özenmeli dışarıya çıkarken üstüne başına. Ve son olarak kapıdan çıkmadan önce topuklu bir ayakkabı giymeli ayaklarına, dünden daha güçlü olduğunu büyüdüğünü kendi kendine hissedebilmek için. 
Mutluluk kadının içinde yaratılmış, tüm güzellikler onun düşlerinde. Bunun içindir ki eğrelti duruyor üzüntüler onun üzerinde, takvim yaprakları mutsuz günlerle doldukça ziyan oluyor kadın. Bu elmasın tozlanıp da ellerinde ovuşturunca tozun geçmeyeceğini düşünmek gibi bir şey, o denli saçma.
Gün olur da tozlanırsa elmasınız kıyafetinizin koluyla sildiriverin ucunu, inanın bu sefer eskisinden daha parlak olacak.
Mutlu kalın. :)

-Bayanbilen-

18 Ekim 2013 Cuma

Günce 150 || Yüzüme vuran güneş :)

Nasıl denir mutluluklar paylaştıkça çoğalır ya, bilmem sesimi duyar mısınız ben yazmaya geldim. 
Bundan yaklaşık altı ay öncesi ilk kez kocaman sırıtmıştım, tanışmadığımız bir çocuğa gizemli insan olarak doğum gününde kendi yaptığım kurabiyeleri bırakırken. Neden yapmıştım bunu peki? Biraz dalga geçmek diyelim, biraz arkadaş muhabbeti falan yapmıştım işte. Taa ki yakalanıp bütün gizem puff olup uçana kadar. :) 
İlk başta utandım yaptığımdan onu sevdiğimi sanacağını düşündüm, üstelik benden 4 yaş da büyüktü kesin dalga geçicekti benimle. Ama öyle olmadı benim onu merak ettiğim gibi o da beni merak etti biraz biraz konuşurken bir de baktık ondan bundan herkesten kıskanır olmuşuz birbirimizi. O şarkı söyleyip gitar çalıyordu, ve daha bir çok enstrüman.. Kısacası müzik yapmak için yaratılmıştı adeta gitar kursunda bana da o öğretiyordu. Bu bile onu kıskanmam için büyük bir nedendi, çünkü kızlar hoşlanırdı böyle şeylerden.
 Her şey "Hadi kalk sevgili oluyoruz." demeden kendiliğinden gelişti. Gün geldi kıskançlıktan, görüşememekten kavga ettik sonra kocaman bir ayıyla geldi yanıma. Ya da bir konuda tartıştık "Tamam, bitti." dedim kendi kendime tam gidip ona da diyecekken yine her zamanki gibi güldü bana olmadı. Sonra yeri geldi birbirimizin geçmişini merak ettik. Benimki temizdi erkeklerin sevme gibi bir özellikleri olmadığına inandırmıştım kendimi ondan öncesinde ama onun geçmişi hiç parlak sayılmazdı. Belki her erkek için normal bir şeydi ama ondan beklemezdim işte. Bana kalırsa oturup konuşarak çözemezdik bunu. Biraz yürüdük, biraz konuştum ama değiştiremiyordu geçmişi o da ilk bulduğu çeşmede beni ıslatmayı seçti yine kıyamadım işte. 
Bilmiyorum altı ay kısacık bir süre ama bir sürü tatlı anı biriktirdim şimdiden. Dersten, ondan, bundan vakit ayırdığım tek sosyalliğim o benim. Dünyadaki en yakışıklı insan değil belki, ama benim yüzüne bakınca böylesine içten sırıttığım ilk insan o. Onun bunun şunun beğenmesi değil benim gözümde bu kadar güzel olması yeterli benim için. Yapmacık aşk sözleri bir yana benim ona kıvırcanım, onun bana pörtleğim demesi içten olan. O gülünce yüzüme güneş vurmuş gibi bir hisse kapılmam falan, bilmiyorum işte. :) 
Tanıdığım bir çok kişinin bizi kötülemek için bir sürü sebebi var. Kimi "4 yaş şu an çok fazla" diyor, kimi "O üniversiteye gidiyor arada mesafe oluyor." diyor, kimi "Yakışmıyorsunuz." diyip kestirip atıyor. Ama önemli mi ki biz mutluyken? Hiç de bile. Onlar anlamıyorlar, bilmiyorlar ki hiçbir şeyi. Sadece konuşuyorlar. :)
Her neyse öyle ya da böyle şimdi mutluyum ben, gerçekten mutluyum. Her şeye karışmasından, kıskanmasından, özlemesinden her şeyden memnunum. Günün birinde bitecekse de hep bende güzel bir iz bırakmasından yanayım. Bakalım kimbilir günün birinde beni üzmeyeceğini, ya da hayatın bize güzel bir son yazmadığını? :)
Öyle işte,
neden anlatmak istedim bunu bilmiyorum. Tabii ki sizi ilgilendirmiyordur benim hayatım ama paylaşmak istedim. Ya da günün birinde geri dönüp bu yazıyı yeniden okumak istedim. Her neyse yazdım işte. :) 
Kocaman sevgilerr.. :)
-Bayanbilen-













16 Ekim 2013 Çarşamba

Günce 149 || Bayram coşkusu ve barış

Bugün bayramın 1. günüydü. Blog yazısını yazmak için maalesef, ancak şimdi vakit bulabildik.

Uzun bayram tatilinde bir kısmımız tatile gittik bir bölümümüz de yaşadığımız şehirlerde bayram coşkusunu yaşadık. Ben kendi adıma bulunduğum şehirde bayram coşkusunu yaşayanlardan biriyim. Bugün aile büyüklerini ziyaret ettim, bol bol şeker ve çikolata yedim, mezarlık ziyaretlerine katıldım vesaire.

Dedim ya yazmak için ancak vakit bulabildim ve koşa koşa sizlerin yanına geldim. Sağ olsunlar tüm Bayan Bilen ekibi de bayramımı kutladı. Zaten bu yazıyı hepimizi temsilen yazıyorum.

Aaaa unutmadan yazayım GrafikSaati ve Teori ve Pratik'ten Zeynep abla da hepimizi kutlayan bir mail attı. Okudum ve nedense bu mailden özellikle duygulandım. Kendisi bize dünyalar tatlısı bir bebekten Mehmet'ten kucak dolusu öpücükler yollamıştı, çok hoşuma gitti. Şimdi de ben kutlayayım. Zeynep ablanın, Tevfik abinin, desteklediğimiz sitelerden GrafikSaati site ekibinin, Selcen teyzenin, Belgin ablanın, Banu ablanın ve tüm Bayan Bilen GrafikSaati kadrosunun bayramını kutlarım.

Bayramın tüm ulusumuza ve dünya halklarına barış getirmesini dilerim. Hoş bayanlar zaten barışçıdır ama "ah şu erkekler" diyesim var. Sanki tüm kavgaların, savaşların başlangıcında hep erkekler var gibi hissediyorum ama bazen bayanların da erkeklerin dolduruşuna gelip barışçıl özlerinden uzaklaştıklarını gözlemliyorum.

Her neyse bunlar derin konular deyip konumuza döneyim.

Tüm Bayan Bilen okurları, dostları ve dost yayın organlarının okurları başta olmak üzere hepinize kucak dolusu sevgiler gönderip Bayan Bilen ekibi adına hepinizin bayramını kutluyorum.

Yazacağınız mesajlara yanıt vermekte gecikebilirim hatta yanıt veremeyebilirim. Çünkü bu sıralar özel günler hariç internete hemen hiç girmiyorum. Ancak tüm mesajlarınızı er ya da geç okuyorum.

Bu yazıyı ben sadece kendi adıma değil aynı zamanda Burcu, Buse ve tüm ekip arkadaşlarım adına yazdım.

 Bayan Bilen ekibi adına hepinizin bayramını tekrar kutlarım.

Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.