Search

31 Aralık 2014 Çarşamba

Günce 162 || Yeni yıl geldi hoş geldi de, eski yıla ne oldu?

Herkese merhaba,
Deniz Karahan
Deniz Karahan
Biliyorsunuz ki 2014 yılını çok yakında eski yıl olarak anacağız ve yepyeni bir yıla merhaba diyeceğiz. Öncelikle hepimiz için yeni yılın büyük mutluluklar getirmesini, işlerimizin, arkadaşlıklarımızın, sağlığımızın, hayatımızın ve her şeyin güzel gitmesini diliyorum.

Ancak bu yazımda size pek de düşünmediğimiz bir şeyden bahsetmek daha doğrusu aklımıza pek gelmeyen bir konuya dikkat çekmek istiyorum.

Ben eski yılları dolaplarımızı düzenlerken bulduğumuz geçerliliği kalmamış bir adres defterine benzetirim. İçine baktığımızda geçmişte bizim için önemli olan ancak artık kullanılmayan bir sürü adres ve telefonun yazılı olduğu bir adres defteri gibi. Yani eski yıllar sizce, bir çoğu artık kullanılmayan adres ve telefon numaralarını içeren geçersiz bir adres defteri gibi olabilir mi?

Siz yeni yıl hakkında ne düşünüyorsunuz? Yeni yıla girerken eskide kalacak olan yıllar sizin için ne anlama geliyor?

Deniz Karahan
BayanBilen ekibinden, Buse ve Burcu'yu temsilen

mutlu yillar
Mutlu yıllar

7 Eylül 2014 Pazar

Günce 161 || İki satır, üç tüy

Hani gökyüzü pencerenden görebildiğin kadar, anlattıkların da karşındakinin anladığı kadardır ya. Aslında hayallerin de gerçekleştirebildiğin kadardır sadece. Uzun boylu hayaller kurmak ise kimi zaman haddimizi aşmaktır. Ya zorlayacaksın imkansızın sınırlarını ya da haddini bilip kurmayacaksın uğruna savaşmayacağın hayalleri. 
Hayat hep seçimlerle dolu. İyi bir insan olmak mı, arada kalmak mı? En başarılısı olmak mı, ortalarda takılmak mı? En mutlusu olmak mı dünyanın, ya da nefes alan herhangi biri olmak mı? Hep ilk seçeneği seçip, ikinci seçeneği yaşıyoruz. Hala anlayamamış olacağız ki her seferinde yeni bir karar verip, yine aynı hayatı yaşıyoruz. Şimdi gerçek bir seçim vakti, boyumuzu aşan hayaller kuracaksak eğer zıplayıp almasını bileceğiz istediğimizi. Ya da yine her zamanki gibi "Mükemmel"i isteyip, sadece "İyi" ile yetineceğiz. Kim olacağımıza karar vermek sadece bizim elimizde. 
Rüzgarda savrulan bir tüy değil, elleri kanamasına rağmen emin adımlarla zirveye tırmanan bir çılgın olmak dileğiyle.. 

-Bayanbilen-


16 Mayıs 2014 Cuma

Günce 160 || Kendime nane limonlar..


Mevsimler değişiyor. Biri bitip, ardından diğeri geliyor. Sorsan yaz geliyor ama üstümde kalın kalın kazaklar var hala. Ben miyim yanlış olan, yoksa şu mevsimler mi? Sahi bu rüzgarı benden başka hisseden kimse yok mu? Yazın ortasında kırılan ağaç dallarının sesini de mi duymuyorsunuz? 
Tabii ya yine bir ben biliyorum bunları. Nasıl ki yeşeren fidanlar benim içimdeyse, kırılan dalların sesini de bir ben duyuyorum. Geçen sene bu zamanlar cıvıl cıvıldı burası, kuşlar bile korkuyordu dünyanın en güzel ritmini bozmaya. Mavi çiçekli ağaçlar, bin bir hayalle şişirilmiş bulutlar, sallanırken gökyüzüne değebilecek kadar büyük salıncaklar vardı. Ne olup bitti de buradayım bilmiyorum. Sanırım önceleri yağmur bulutları çöktü üstümüze, sonra şımarık keçiler en taze otları yedi ve kurak kapkaranlık bir yer oluverdi burası. Peki ya burası? Burası içimdeki o büyük orman. Bu da en güzel mavi tonlarının son çırpınışları. 
İçimdeki o soğuk biraz dinginlesin diye sıcacık nane limon kaynattım kendime, kaynattım kaynatmasına da nane limon bile iyi gelmiyor bana. Nane limon bile!
Toprak kışın gelişiyle üşüyor ya, insan da özlerken üşüyormuş. İşin en kötü yanı ise ben artık olmayan birini özlüyorum. Belki de hiç olmayan birini. Sanki bir çocukmuşum da "Gel bak, sana şeker vericem." diyen o kötü adama kanmış gibi hissediyorum kendimi. Hep yalanlar söylenmiş de ben hepsine inanmışım gibi. Kafasına çivi çakmak da dahil olmak üzere öyle çok şey geçiyor ki aklımdan... Ama hiç birini yapamıyorum. Ne bu deftere böyle devam etmeye razı gönlüm, ne de defterin kapağını kapamaya. 
Korkuyorum, bu soğuklar hiç geçmeyecek diye..
-Bayanbilen-

23 Nisan 2014 Çarşamba

8 Nisan 2014 Salı

Günce 159 || 3 Soru ve Çalıkuşu Mimi [13. mim ]

Merhabaa, 
Bu mimler biraz eskide kalmış ama yine boş geçmek istemedim. Yazılarını okurken beni düşündüren sevgili Pehito ve hızına zor yetiştiğim hep yüzümü güldüren Deeptone beni mimlemiş. Ben de dilim döndüğünce cevap veriyim sorulara. :)

3 SORU MİMİ
1. Neden "blog adın" ?
Neden mi blog adım, bilmiyorum. :) Aslında önceleri online bir oyuna hemen kaydolmak için bulduğum anlık bir nickti. Sonra ne oldu da bu kadar benimsedim, nasıl buralara geldim hiç bilmiyorum. Bazen saçma geliyor, bazen hoşuma gidiyor ama artık çok alıştım. :)


2. Hayat felsefeni belirleyen söz nedir?
Sanırım bu soru için iki söz yazmalıyım biri bireysel, diğeri diğer insanlar ile ilgili.

"Aptallara göre insanlar; ırk, cinsiyet, milliyet, yaş, statü, renk, din ve dil başta olmak üzere 8'den fazla kategoriye ayrılırlar. Halbuki olay bu kadar komplike değildir. İnsanlar sadece 2'ye ayrılırlar; İyi insanlar ve kötü insanlar." 
-Albert Einstein (1879-1955)

"Bugünün bir daha asla doğmayacağını düşün."
-Dante

Kimbilir belki de her günü son kez doğuyormuşcasına yaşamayı öğrendiğimiz gün olmayan dertlerimize üzülmeyi bırakıp, gerçek mutluluğu yakalayabiliriz. :)

3. Kendimle ilgili 3'ü doğru 4 şey nedir? (hangisi yalan, okuyan buluyor)
-Yaşadığım şehri hiç sevmem.
-Hep Hindistan'a gitmek istemişimdir.
-Çabuk karar veririm.
-Turkuaza bayılırım. :)




ÇALIKUŞU MİMİ

İlk anılarımız nelerdir? Hangi yaşa kadar inebiliyoruz?
İşte bu gerçekten zor bir soru. :) Kaç yaşlarımda olduğunu bilmiyorum anaokulundan çok çok önceleri belki üç, belki daha bile küçük. Annemin bebek arabasında taşıyışını o zamanki evimizin önünden geçerken sokağın çukur kısmını, komşu teyzemin benim için çekirdeklerin içini ayırdığını, televizyonun düğmesine basmaya çalışırken parmağımın acıdığını, kapıları açmaya boyumun ermeyişini hatırlıyorum en gerilerde. :)

Ve kimi mimliyorummm? Tabii ki hiç kimseyi aradan zaman geçti ama geleneğimi bozmuyorum. Mimi yapmak isteyen herkes mimlenmiş olsun, ben tek tek yazmıyorum. :))
Mutlu kalınn! :)

-Bayanbilen-




17 Mart 2014 Pazartesi

Günce 158 || Ot gibi..


Herkese selam, 
Şu sıralar kendimi tam olarak ot gibi hissediyorum, her gün bir öncekinin birebir kopyası. Sabah söylenişlerimin arasından duyulan alarm sesi, dolmuş beklerken önümden geçen arabaların plakaları,  bir yararı oluyormuşcasına insanların sarfettiği motivasyon sözleri, dönüş yolundaki insanların birebir ifadesiz yüzleri.. Hepsini ezberledim artık.
Tam hayatımda bir değişiklik olsun diyorum, bir nevi gaza getiriyorum kendimi; bir de farkediyorum ki testler, sınavlar, ödevler hepsi birikmiş. Bir yanım diyor ki "Bunlar son çırpınışlar, güzel bir hayat için kendinden biraz taviz vermelisin." öteki yanım ise "Ama şimdi hava da çok güzel..." diye başlayan bir cümle kuruyor ki sormayın nasıl etkili bir cümledir o. Zaten iç sesim ne zaman ki kolaya kaçıyor, o zaman daha bir gür çıkıyor sesi. 
Böyle hayatımın çok sıradanlaştığı zamanlarda en belirgin özelliğim ise tahammül sınırımın dibi görmesi oluyor sanırım. Böyle içimdeki deli ses insanları damacanayla kovalamamı, tam ukala bir şey dediklerinde küreği ağızlarına yapıştırmamı, oturduğum sandalyeden kalkıp kafalarına fırlatmamı ve bulduğum en tırtıklı duvara kafalarını sürttürmemi söylüyor. Biraz daha ileri giderlerse de kafalarına çivi çakmam konusunda ısrarcı oluyor. Hala o sese "ştt sen sus bakıyım" diyebiliyorum, ama insanlar da göründükleri kadar tatlı yaratıklar değiller maalesef. 
Bende durumlar böyle işte umarım en kısa sürede ot gibi yaşamak yerine, mavi çiçekler açıp bir şeye benzeyebilirim. 
Saksınızdaki çiçekler hiç eksilmesin.. :)
Sevgilerimle,

-Bayanbilen-

13 Mart 2014 Perşembe

Günce 157 || Nerdeydim ben?


Merhaba herkese,
Sanırım iki aydır yokum buralarda hatta daha fazla bile oldu. Bu zaman içinde yorum yazanlar, mail atanlar olmuş yeni okudum hepsini de çok duygulandım meğersem kocaman bir ailem de varmış burada benim. :) Ben de çok özlemişim yazılarınızı okumayı, yine bu arada kitap çıkaranlar da olmuş çok sevindim. Kitap fuarına gidip almalı, bir solukta da okumalıyım. :) 
Gelelim şu asıl soruya nerdeydim ben? Ben de bu soruyu kendime soruyorum sanırım meçhule giden gemi diye bahsedilen gemi içine attı beni ve o iki ay göz açıp kapayıncaya kadar geçti gitti. İşin aslı o kadar çok yoğundum ki ne bilgisayarı açabildim, ne açıp kitap okuyabildim, ne de başka bir şey yapabildim bu zamanda. O kadar yoğundum da şu an elde ne var sıfır. :) Dershane, dersler, sınavlar, provalar derken hoop ömrümün içinden iki ay boş yere geçti gitti işte. 
Böyle özel bir konusu olmayan, belli bir süreden sonra geri dönüp de yazı yazarken çok zorlanıyorum. Ne yazsam, ne konuşsam karışıp gidiyor. Ben yazdıkça cümlelerim sıradanlaşıyor. Sahi bu kaçıncı uzun bir aradan sonra yazışım? Sanırım çoğu kez aynı şeyi yapıyorum, ama arayı hiç bu kadar açmamıştım herhalde. Zaten bana da hiç yaramıyor böyle yapmak bir sürü cümlem kalıyor bahsi geçmemiş, sonra onlar birikip siyah bir bulut oluşturup başımın üstünde nereye gitsem geliyor benimle. İşin kötü yanı gölgesi üstüme düşüp ışığımı da engelliyor, sonra karamsar olup çıkıyorum. 
Sanırım bugünlük bu kadarlık yeter başka bir gün ,çok uzakta olmayanından, ana konusu olan bir yazıyla görüşelim. :)
Kocaman sevgilerimlee.. :)

-Bayanbilen- 

Öne Çıkan Yayın

Bob Dylan Nobel ve Peace songs şarkıları hakkında | Yorumcu: Avril Lavigne || Günce 170

Ek: Bob Dylan Nobel Edebiyat ödülünü almaya gitmeyeceğini açıkladı. Bu Jean Paul Sarte'den beri bir ilk Ünlü rock müzik sanatçısı bes...

SİTE HARİTASI

LinkWithin

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.