Search

16 Nisan 2020 Perşembe

16 Nisan 2020|

       Düşünmek için çok zamanım oldu, bir şeye ne kadar çok sahip olursan o şeyin değeri de o kadar azalıyormuş. Fazlasıyla sahip olduğum bu zamanla birlikte, zaman da değerini o kadar yitirdi. Günlerden ne, bugün ayın kaçı, hangi aydayız artık bu soruların hiç bir önemi yok. Her şey bir rutinden ibaret artık. Sadece ben varım. Değişmeyen tek şey olarak bu kaldı geriye. Küçük bir çocukken aynaya baktığımda gördüğüm o kız çocuğu, yıllar önce bir gece yarısı bu odada ağlayarak tanrısından bir umut dileyen o çocuk, kimselerin onu tanımadığı bir şehirde ilk kez aşık olup mutluluktan nefes almayı bile unutan o genç kız ve ben. Aynı bedenin içerisinde yaşıyoruz hepimiz. 
     Bu gerçeği kabullenmek demek hepsinin sevinçlerini bu bedene sığdırmak olduğu kadar, hepsinin üzüntülerini de bu bedende taşımak demek olurdu. Onun için hepsinden koşarak kaçmaya yeni biri olmaya çalıştığımı yeni fark ettim. Oysa ki koşmaya devam etmek, hepsiyle yüzleşmekten daha ağır bir yükmüş bunu da yeni farkettim. Önce gidip aynanın karşısındaki kız çocuğunu öptüm yanaklarından, tahmin ettiğinden daha hızlı büyüyeceğini söyledim. Sonra odasında yalnız başına ağlayan kızın yanına gidip başını okşadım, düşündüğünden çok daha güçlü olacaktı sonunda henüz bilmiyordu bunu ama öğreneceği yoldan da keyif alacaktı. Sonra ilk kez aşık olan o genç kızın yanına gittim. İnsan en mutlu olduğu zamanı içindeyken görmeyi başaramasa da bir gün fark edebiliyormuş geriye dönüp baktığında. Onun için diğerlerinden farklı olarak o genç kızı kıskanarak izledim. Evet geçeceği yollarda çok hata yapacaktı, çok üzülecekti ama aradan yıllar geçince yaşadığı zamanlara en güzel yıllarım diyebilecekti. Çünkü henüz insanların kötü biri olmasalar da kötülük yapabileceklerini düşünmüyordu, onun için sevgisinde en ufak bir şüphesi bile yoktu. Bütünüyle varlığını bir başkasının varlığıyla bir tutmayı başarabiliyordu. Uzun zaman boyunca çok kızmıştım bu yaptığına, keşke o zamana dönebilsem de uyarabilsem diye düşünmüştüm. Ama şimdi farkındayım ki yaşadığı acı bile çok güzelmiş. Çünkü günün birinde acı bile çekmez oluyormuş insan. Değer vermeyi başaramıyormuş kimselere, yeniden varlığını bir başkasınınki ile bir tutmuyormuş. Sadece bir başkasına karşı değil o ilk aşkına karşı bile hissetmiyormuş yeniden aynı şeyleri. Günün birinde çok alakasız bir yerde bir başkasıyla onu gördüğünde hiçbir şey hissetmiyormuş.
       Şimdi sabaha karşı bunları buraya yazarken mutsuz ya da mutlu hissetmiyorum, ama huzurluyum. Yaşanan hiçbir şeyden pişmanlık da duymuyorum. Aksine yaşayabileceğim en güzel şekilde yaşamışım, şu an olduğum insanı tuğla tuğla ellerimle ben oluşturmuşum. Daha da önemlisi artık kendimi seviyorum. Çünkü dün ve bugün olan, yarın da olacak olduğuna emin olduğum tek şey yine kendi varlığım. Bunun yalnızlık olduğunu düşünürdüm, oysa ki kendimle olmak yalnızlıktan çok daha fazlasıymış.

Öne Çıkan Yayın

Günce 172 || Adanalı Bey

Bu blog benim için tam da kişiliğimin oturduğu yıllarda ara sıra uğrayıp, çocukça bir üslupla ilk aşkımı anlattığım bir yerdi hep. Biri...

SİTE HARİTASI

Copyright

Copyright
Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Yazarlarımızın her hakkı saklıdır

Creative Commons Lisansı
Bayanbilen.. ♥ by BayanBilen.com is licensed under a Creative Commons Attribution-Gayriticari-NoDerivs 3.0 Unported License.
Linkteki çalışma baz alınarak yapılmıştır http://www.bayanbilen.com.
Bu lisansın kapsamı dışındaki izinler http://bayanbilen.com/ adresinde mevcut olabilir.